Haber Detayı
129 yıl önce Rusların Kars'ta yaptığı köşk yok olmak üzere
Kars’ın Sarıkamış ilçesinde, sarıçam ormanlarının ortasında yükselen ve mimari özellikleriyle dikkat çeken Çar’ın Av Köşkü, yıllardır süren ihmal nedeniyle yok olma riskiyle karşı karşıya.
1896 yılında inşa edilen ve halk arasında yanlış bir şekilde “Katerina Köşkü” olarak bilinen tarihi yapı, doğa şartları ve bakımsızlık nedeniyle her geçen gün biraz daha yıpranıyor.Rus Çarı II.
Nikola döneminde yaptırılan köşkün en dikkat çekici özelliği, çivi kullanılmadan, yekpare ağaçların birbirine geçirilmesiyle uygulanan kırlangıçkuyruğu tekniğiyle inşa edilmiş olması.
Tamamen ahşap olan ve iki ayrı yapıdan oluşan köşk, yaklaşık 129 yıldır ayakta kalmayı başardı.
Ancak atıl vaziyette bırakılması ve koruma altına alınmaması, tarihi eserin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor.Kars’a İstanbul’dan gelen Serhad Suçsuz, Katarine Köşkü’nün kent turizmine önemli katkı sağlayacağını söyledi.
Köşkün yok olmaya terk edildiğini ifade eden Serhad Suçsuz, "Çar Nikola ve ailesinin ve burada yaptırılan Katerina Köşkü’nün hikayesini buradaki yerel rehberlerden dinlediğimizde şu anki durumun bu şekilde olmaması gerektiğini ben düşünüyorum.
Turizme kazandırılması açısından Kars’ta çok değerli bir hazine burada yatıyor.
Umarım ki yetkililer tarafından çok yakın zamanda bu değerli hazine turizme kazandırılır.
Ve böylece herkes daha fazla Kars bölgesini ziyaret eder.
Bence olması gereken de bu, bir vatandaş, bir turist olarak bunu yetkililere buradan rica ediyorum.
Bu eser burada yok olup, gitmesin.
Ruslardan bize kalan bir miras ve önemli bir eser" dedi.Katerine Köşkü, mühendislik harikası sadece dış cephesiyle sınırlı değil, köşk, beton kolonlar içerisinden geçen ve "peç" adı verilen özel bir ısıtma sistemiyle donatılmış.
Bu sistem sayesinde ısı, binanın her noktasına eşit şekilde dağıtılarak sert kış şartlarında bile konforlu bir sıcaklık sunuyor.Yıllardır bölge halkı ve ziyaretçiler tarafından "Katerina Köşkü" olarak adlandırılan yapının gerçek hikayesi oldukça farklı.
Tarihi kaynaklar, bu yapının Çar’ın eşi için değil, hasta oğlu Aleksi için bir rehabilitasyon merkezi ve ailenin konaklama alanı olarak inşa edildiğini gösteriyor.
Hem yazlık hem kışlık av köşkü olarak kullanılan bina, asalet ve hüznün birleştiği bir nokta olarak tarihteki yerini alıyor.Çarlık dönemini konu alan pek çok Türk filminin doğal dekoru olan köşk ve çevresi, şimdilerde adeta bir "hayalet bina" görüntüsünde.
Duvarlarındaki yazılar, kırılan pencereleri ve bakımsız kalan ahşap dokusuyla yapı, içler acısı bir durumda.
Turizme kazandırılması beklenen kültürel miras, koruma altına alınmazsa kısa süre içinde sadece fotoğraflarda kalacak.