Haber Detayı

Sabırla derinleşen yolculuk
Ramazan yeniasir.com.tr
20/02/2026 06:50 (1 saat önce)

Sabırla derinleşen yolculuk

Tahsin Koçyiğit yazdı... Ramazan’ın ikinci günündeyiz, şükürler olsun. İlk günün heyecanı yerini daha bilinçli bir farkındalığa bırakıyor. Çünkü Ramazan ayı takvimde ilerleyen günlerden ziyade insanın içinde derinleşen bir yolculuktur ve bu yolculuğun ilk öğretisi de sabırdır. Ramazan Ayı’nın ikinci...

Tahsin Koçyiğit yazdı...

Ramazan'ın ikinci günündeyiz, şükürler olsun.

İlk günün heyecanı yerini daha bilinçli bir farkındalığa bırakıyor.

Çünkü Ramazan ayı takvimde ilerleyen günlerden ziyade insanın içinde derinleşen bir yolculuktur ve bu yolculuğun ilk öğretisi de sabırdır.

Ramazan Ayı'nın ikinci gün, iradenin kendini yokladığı gündür.

Niyetin samimiyeti, kararlılığın gücü, sabrın kalitesi bugün biraz daha belirginleşir.

Açlık hissi tanıdıktır artık; fakat asıl mesele açlığa yüklediğimiz anlamdır.

Kur'ân-ı Kerîm sabrı edilgen bir bekleyiş olarak değil, aktif bir ahlâk olarak sunar: 'Ey iman edenler!

Sabredin, sabırda yarışın, hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.' (Âl-i İmrân 3/200) Burada sabır, bir takım dert ve sıkıntılara katlanma refleksi değil; bilinçli bir direniş, ahlâkî bir kimlik inşası sürecidir.

Ramazan'ın ikinci gününde artık şunu idrak etmeye başlarız: Oruç yalnızca mideyi değil, karakteri de eğitir.

Bakara sûresinde orucun farz kılınış hikmeti şöyle ifade edilir: 'Ey iman edenler!

Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı; umulur ki takvâya erersiniz.' (Bakara 2/183) Takvâ, sabrın olgunlaşmış hâlidir.

Aç kalmak, susuz durmak tek başına bir erdem değildir.

Eğer açlık, merhameti artırıyor; susuzluk, nimetin kıymetini öğretiyor; beklemek, şükre dönüştürüyorsa işte o zaman sabır ahlâka dönüşür.

İNSANIN KENDİSİYLE İMTİHANI Oruç iklimin ilk günlerinde iftara doğru saatler biraz daha ağır ilerler, sanki.

Dün yaşanan tecrübe hafızadadır ama beden hâlâ alışma sürecindedir.

İftara beş kala...

İşte sabrın en görünür hâli tam da bu dakikalarda ortaya çıkar.

Açlık zirvededir.

Susuzluk daha hissedilir.

Başlar ağırlaşmış, mideler kasılmış.

Günün yorgunluğu omuzlara çökmüş.

Fakat asıl imtihan burada başlar: Öfkeye yenilmemek, tahammülsüzleşmemek, dilin ayarını kaçırmamak.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: 'Oruç bir kalkandır.

Oruçlu kimse kötü söz söylemesin, cahillik yapmasın.

Eğer biri ona sataşır veya söverse 'Ben oruçluyum' desin.' (Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163) Bu hadis bize şunu öğretir: Oruç, günü her saatinde mideyi değil; dili ve kalbi kontrol altına alma eğitimidir.

Oruca niyetli iken yaşanan gerilim anı, aslında sabır estetiğinin sahneye çıktığı andır.

İnsan, en zayıf hissettiği anda bile vakur kalabiliyorsa, sabır ahlâkı inşa ediliyor demektir.

ZORLUK KARŞISINDA VAKAR KALMAK Estetik yalnızca güzelliği değil, uyumu ifade eder.

Sabır estetiği ise zorluk karşısında sergilenen iç düzeni ve vakar duruşu anlatır.

Kur'ân'da şöyle buyrulur: 'Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.' (Bakara 2/153) Bu ilâhî beraberlik müjdesi, sıkıntıları ve olumsuzlukları ağır bir yük olmaktan çıkarır.

Sabır, Allah'ın yakınlığına açılan bir kapıdır.

İkinci günde artık şunu daha net fark etmeye başlarız ki: Ramazan, insanı yavaşlatır.

Yavaşlayan insan ise düşünür.

Düşünen insan derinleşir.

Modern hayatın hız ve haz kültürü içinde sabır unutulmuş bir erdemdir.

Her şey 'hemen' olsun isteriz.

Oruç ise sabrı öğretir.

İftara doğru ilerleyen saatler, uzayan dakikalar, aslında ruhun olgunlaştığı anlardır.

Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurur: 'Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri iftar ettiği zamanki sevinci, diğeri Rabbine kavuştuğu zamanki sevinci.' (Buhârî, Savm, 2; Müslim, Sıyâm, 164) İftardaki sevinç, sabrın dünyadaki mükâfatıdır.

Gün boyu günahlardan uzak durma, yaşanan açlık ve susuzluk, sıcak bir yuvada ve/veya, yoksullarla ve akrabalarla paylaşılan bir hurma ve bir yudum su ile tatlı bir huzura dönüşür.

Bu sade mutluluk, insanı şımartmaz; aksine alçaltır, manevi olarak yükselterek mütevazı kılar.

Ramazan'ın ikinci gününde artık şu gerçeği daha berrak görmeye başlarız: Oruç, mahrumiyet değil; bilinçli bir tercih ve yüksek bir nefis terbiyesidir.

RAMAZAN AYININ PSİKOLOJİSİ İkinci gün, istikrarın başlangıcıdır.

İlk gün heyecandı; ikinci gün kararlılık ister.

Bu yüzden bugün kendimize şu soruları sormalıyız: Bu ay hangi güzel alışkanlıkları yapacağım?

Hangi alışkanlıklarım beni arındıracak?

Hangi kırgınlıkları tamir edeceğim?

Hangi ihmallerimi telafi edeceğim?

Hangi kötü huyumu ve kötü alışkanlıklarımı bu ayın sonunda geride bırakacağım?

Değerli dostlar; Ramazan'ı iyi değerlendirmek, plansız bir iyi niyetle değil; bilinçli bir yönelişle mümkündür.

Daha nitelikli bir ibadet programı, daha ölçülü bir zaman kullanımı, daha hassas bir dil disiplini...

Sabır ahlâkı burada devreye girer.

Çünkü değişim sabır ister.

İyilikte istikrar sabır ister.

Nefisle mücadele sabır ister.

ORUCUN ÖĞRETTİĞİ EMPATİ Ramazan'ın ikinci gününde açlığın ve susuzluğun sesi artık daha tanıdıktır.

Bu tanışıklık bizi başkasının hâlini anlamaya götürmelidir.

Oruç, sosyal bir bilinç eğitimidir.

Açlık, yoksulu anlamayı; sabır, insanlara tahammül etmeyi öğretir.

İftara doğru yaşanan o sessiz bekleyiş, aslında insanın iç dünyasında kurduğu en dürüst cümledir.

O an insan şunu fark eder: Ben acizim.

Ben muhtacım.

Ve ben sabretmekle güçleniyorum.

Ramazan'ın ikinci günü bize şunu öğretir: Sabır yalnızca dayanmak değildir.

Sabır, beklerken güzelleşmektir.

İftara doğru kuruyan ve suskunlaşan dil, yumuşayan kalp ve derinleşen şükür duygusu demektir.

İşte sabır estetiği budur.

Bu mübarek ayın henüz başındayız.

Önümüzde rahmet günleri, mağfiret geceleri ve kurtuluş umudu var.

Eğer sabrı bir yük değil, bir zarafet olarak kuşanırsak; Ramazan bizi değiştirecek, dönüştürecek ve olgunlaştıracaktır.

İftara doğru yaşanan o birkaç sabırlı bekleyiş, belki de insanın bütün bir ömrünü özetler: Açlığa karşı Dayanıyorum, Kötülüğe ve fenalığa karşı Direniyorum, çünkü ben Âlemlerin ve benim yaratıcım olan Yüce Allah'a inanıyorum.

Nihayet yine inanıyorum ki sabırla geçen bu günler, bizi yalnızca akşam ezanına değil; daha berrak bir kalbe ulaştıracaktır, O'na kavuşmaya...

İlgili Sitenin Haberleri