Haber Detayı
Chp, 11'inci Yargı Paketini Aym'ye Götürdü... Gökhan Günaydın: "Hukuki Düzenlemelerin Objektif Olması ve Ş...
CHP, kamuoyunda 11’inci Yargı Paketi olarak bilinen kanunun yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde (AYM) dava açtı. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Hakaret suçlarının diğer tipleri ön ödeme kapsamına alınmasına rağmen yalnızca kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu, ön ödeme kapsamına alınmıyor. Sayın İmamoğlu'nun aslında Süleyman Soylu ile karşılıklı bir söz dizimi, YSK üyelerine yönelik görevinden dolayı hakaret kılıfına sokuldu ve kendisine ceza verildi. Burada sadece bu suçu ön ödeme sınırlarının dışına taşıyorlar. Hani nerede hukuki düzenlemelerin objektif olması ve şahsa bağlı olmaması" dedi.
(ANKARA) - CHP, kamuoyunda 11'inci Yargı Paketi olarak bilinen kanunun yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde (AYM) dava açtı.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Hakaret suçlarının diğer tipleri ön ödeme kapsamına alınmasına rağmen yalnızca kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu, ön ödeme kapsamına alınmıyor.
Sayın İmamoğlu'nun aslında Süleyman Soylu ile karşılıklı bir söz dizimi, YSK üyelerine yönelik görevinden dolayı hakaret kılıfına sokuldu ve kendisine ceza verildi.
Burada sadece bu suçu ön ödeme sınırlarının dışına taşıyorlar.
Hani nerede hukuki düzenlemelerin objektif olması ve şahsa bağlı olmaması" dedi.CHP, kamuoyunda 11'inci Yargı Paketi olarak bilinen "7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde (AYM) dava açtı.
Başvurunun ardından CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Milletvekilleri Nurten Yontar, İnan Akgün Alp, Aliye Coşar, Turan Taşkın Özer ve Gizem Özcan ile birlikte AYM önünde açıklama yaptı.
Günaydın'ın açıklamaları şöyle:"7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik yapan düzenleme Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.
Çok sayıda Anayasa'ya aykırı hüküm içeren bu düzenlemeyi hem yürürlüğünün durdurulması ve her halükarda iptali için AYM'ye taşıdık.
Hiç kuşkusuz yasaların şahsa bağlı olmayan bir objektiflikle düzenlenmesi lazım.
Ancak burada hakaret suçlarının diğer tipleri ön ödeme kapsamına alınmasına rağmen yalnızca kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu, ön ödeme kapsamına alınmıyor.
Ben burada bir hukuki deyimden bahsettim.
Peki burada amaçlanan ne?
Biliyorsunuz, Sayın Ekrem İmamoğlu'nun aslında Süleyman Soylu ile karşılıklı bir söz dizimi, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine yönelik görevinden dolayı hakaret kılıfına sokuldu ve kendisine ceza verildi.
Burada sadece bu suçu ön ödeme sınırlarının dışına taşıyorlar.
Hani nerede hukuki düzenlemelerin objektif olması ve şahsa bağlı olmaması?
Şahsa bağlı pozitif de olabilir, şahsa bağlı negatif de olabilir.
İşte burada bunu çok açık bir şekilde görüyoruz.""Soruşturma ve kovuşturma aşamasının bypass edildiği bir düzenle karşı karşıyayız"Yine aynı şekilde hakaret suçunun tipleri ön ödeme alınmasına rağmen 25 Aralık 2025 tarihi itibarıyla uzlaşma sağlanmış olan dosyalarda ön ödeme hükümleri uygulanmıyor.
Bunun da herhalde hukukla açıklanabilir bir tarafının olmadığı ortadadır.
Bir başka son derece tehlikeli düzenleme: Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu hesabı askıya alma ve el koyma tedbirlerine yönelik işlemlerde cumhuriyet savcıları ya da mahkemeler değil, banka ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmeti sağlayıcılarla yetki tanınıyor.
Yani açıkça savcılığın, yani soruşturma aşamasının ve mahkeme başkanı ve heyetinin, yani kovuşturma aşamasının bypass edildiği bir düzenle karşı karşıyayız."Borcunu zamanında ödeyen vatandaşı aptal yerine koymaktan ne zaman vazgeçeceksiniz"Esnaf ve sanatkarlarca üretilen mal ve hizmetlerin fiyat tarifeleri belirlenirken oda ve birlik iradeleri dışlanıyor.
Oysa Türkiye'de bu alanda hem hukuki düzenlemeler hem de yıllarca süren teamüller var.
Bu teşebbüs özgürlüğünün şüphesiz aksine bir durumdur. 01.Ocak 2016 tarihinden önceye ait olup ödenmemiş genel sağlık sigortası primleriyle gecikme cezası ve gecikme zammı gibi feri alacakların tamamının tahsilinden vazgeçiliyor.
Peki güzel, bunu yapıyorsunuz.
Tahsil edilmiş alacakları niye iade etmiyorsunuz?
Yani primini, borcunu zamanında ödeyen vatandaşı aptal yerine koymaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?
Bu eşitlik ilkesinin açıkça aleyhine bir düzenlemedir.
Ön alım, yani şufa hakkının kullanılması için açılan davalarda, dava konusu değerinin tapu bedeli yerine rayiç bedel üzerinden belirlenmesi ve hukuki güvenilirlik ilkesinin aksine bu değişikliğin mevcut davalara uygulanmasının da hem kamu yararına hem de hukuka aykırı olduğunu düşünüyor, değerlendiriyor ve bu nedenle AYM'ye taşıyoruz."AYM'yi uygulamaktan vazgeçtiği yürütmenin durdurulması kararlarına yeniden dönmeye davet ediyorum"Bunların dışında avukatlarla ilgili -ki bu mesleğin temelini oluşturur bu meslek grubu- suç ve cezaların kanuni ilkesinin aksine disiplin suçları muğlak biçimde tanımlanıyor ve basit bir disiplin suçundan sonra bir başka suç işleme iddiası ortaya çıkarsa çok ağır cezalara yöneliyorlar.
Bu da avukatlık mesleğini yapılamaz hale getiriyor.
Bu ve benzeri düzenlemeler için bugün AYM'ye başvurumuzu yaptık.
Şunu söyleyeyim: 2012 yılından bu yana AYM yürürlüğün durdurulması kararı vermiyor.
Peki acil, yürütülmesinde hem hukuka aykırılık hem de geriye dönülmesi imkansız zararların oluşması durumunda AYM'nin üç yıl sonra verdiği karar ne işe yarıyor?
Ben AYM'yi yeniden geçmişte uyguladığı ve bizce yanlış bir kararla uygulamaktan vazgeçtiği yürütmenin durdurulması kararlarına yeniden dönmeye davet ediyorum.
Bir başka önemli husus: Biz buraya her hafta neredeyse bir başvuru getiriyoruz.
Örneğin iklim değişikliğini getirdik.
Kamuoyu tartışıyor sürekli.
İklim Yasası Türkiye'nin son derece kritik bir düzenlemesi olan ve yaşamımızı tehdit eden iklim değişimine karşı son derece yanlış hükümler içeriyor ve içermesi gereken hükümlerden de uzak.
AYM bunu ne zaman ele alacak acaba?
Ben Başkan'ını, üyelerini, raportörlerini göreve davet ediyorum.
Bir an evvel yaptığımız başvurular değerlendirilsin.
Türkiye'nin bir anayasal hukuk devleti olarak devam edip etmediğini kamuoyu denetlemeyi bulsun."