Haber Detayı
Küresel hurma ticaretinde tartışma yaratacak iddia: Yüzde 75'i İsrail'den
Küresel hurma pazarında hızlı büyüme ve karmaşık tedarik zinciri, ürünlerin gerçek menşeinin izlenmesini zorlaştırırken İsrail'in ürettiği hurmaları, Avrupa pazarında farklı etiketlerle satışa sunduğu iddia edildi. Özellikle Medjool hurmaların yüzde 75'inin İsrail menşeili olduğu öne sürüldü.
Küresel hurma ticaretindeki hızlı büyüme ve karmaşık tedarik zinciri, ürünlerin menşeini izlemeyi zorlaştırırken İsrail'in Avrupa pazarında boykotu aşmak için etiketleme yöntemine başvurduğu iddia edildi.2025 yılı itibarıyla 32,7 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan küresel hurma pazarının, 2026'da 34,5 milyar dolara yükselmesi ve yıllık bileşik büyüme oranının yüzde 6,14 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Pazarın 2034'e kadar 55,58 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.Yıllık 9 milyon ton üretimle Orta Doğu ve Afrika ülkeleri pazarın belirleyicisi konumundayken, 2025'te 27,89 milyar dolar olan bölgesel pazar büyüklüğünün, 2026'da 29,43 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.
Bu hakimiyette Tunus, İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, İsrail ve Mısır gibi hem üretim hem tüketimde öne çıkan ülkelerin payı belirleyici rol oynuyor.
Mısır, 1,7 milyon tonu aşan üretimiyle dünya lideriyken Suudi Arabistan 1,5 milyon tonla ikinci, İran 1,3 milyon tonla, Cezayir ise 1,1 milyon tonla dördüncü sırada yer alıyor.Medjool hurması İsrail'denİsrail ise 'yüksek katma değerli hurma' kategorisinde öne çıkıyor.
Özellikle premium sınıfta yer alan Medjool hurma, ülkenin uluslararası pazardaki etkisini artırıyor.
Ancak üretim hacmi ile ihracat verileri arasındaki fark, tedarik zincirinin izlenebilirliği konusunda soru işaretlerine yol açıyor.Avrupa'da çeşitli sektör raporları, medya raporları ve tüketici izleme kuruluşları, İsrail ve Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlerde üretilen hurmaların, uluslararası boykot ve yaptırımları aşmak amacıyla menşe gizleme yöntemleriyle pazarlanabildiğini öne sürüyor.Tedarik zincirinde şeffaflık tartışmasıİddialara göre yasa dışı yerleşimlerde üretilen hurmalar, doğrudan ihracat yerine üçüncü ülkeler ve dolaylı lojistik hatlar üzerinden Avrupa'ya sevk ediliyor.
Batı Şeria kaynaklı ürünlerin 'İsrail ürünü' ya da komşu ülke menşeli gösterilerek AB pazarına sunulduğu, bazı ihracatçıların ise serbest ticaret bölgelerinde yeniden paketleme yaparak üretim kaynağını gizlediği öne sürülüyor.Uzmanlar, özellikle ramazan döneminde artan talep nedeniyle denetimlerin zayıflayabildiğini ve bunun haksız rekabet riski doğurduğunu belirtiyor.
Dünya Bankası verilerine göre Hollanda'daki hurmaların yaklaşık yarısı, Fransa'dakilerin ise üçte birinden fazlası İsrail menşeli.
Bu iki ülkenin Avrupa içi paketleme ve yeniden ihracat merkezi olarak öne çıktığı, Almanya'da ise toplam arzın yaklaşık yüzde 25'inin İsrail bağlantılı olabileceği tahmin ediliyor.Dünya Bankası verilerine göre, Hollanda'daki hurmaların yaklaşık yarısı ve Fransa'dakilerin üçte birinden fazlası İsrail menşeli ürünlerden oluşuyor.
Uzmanlar, bu iki ülkenin Avrupa içi paketleme ve yeniden ihracat merkezleri olarak faaliyet gösterdiğini, ürünlerin buradan Almanya dahil diğer AB ülkelerine dağıldığını belirtiyor.
Medjool hurma tartışmanın merkezindeÜst ürün kategorisinde yer alan Medjool hurma, menşe tartışmalarının odağındaki başlıca ürün konumunda.
Avrupa Birliği (AB) ülkeleri pazarına giriş koşulları ve sektörel raporların yayımlandığı veri tabanı CBI'ye göre, Avrupa'ya ihraç edilen Medjool hurmaların yaklaşık yüzde 50'si İsrail kaynaklı.
Uluslararası gıda ticareti yayınları ise bu oranın yüzde 75'e kadar çıkabileceğini öne sürüyor.Eleştiriler, İsrail'in hurma ihracatının önemli bölümünün Batı Şeria'daki yerleşim üretiminden geldiği ve gerçek menşe bilgisinin açık biçimde belirtilmediği iddiasına dayanıyor.
İsrail'in yılda yaklaşık 35 bin ton hurma ihraç ettiği, ancak bunun yalnızca 8 bin 800 tonunun ülke sınırları içindeki Arava Vadisi'nde üretildiği belirtiliyor.
Bu da ihracatın yaklaşık yüzde 75'inin uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşimlerden sağlandığı iddiasını gündeme getiriyor.Sektörde 'hurma aklama' olarak adlandırılan yöntemle, yerleşimlerde üretilen hurmaların farklı ülke menşeleriyle etiketlenerek pazara sunulduğu öne sürülüyor.
Ürünlerin zaman zaman Hollanda, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri veya Filistin menşeli gösterilebildiği iddia edilirken, bazı üreticiler yerleşim hurmalarının aracılar üzerinden Filistin tedarik zincirine karıştırıldığını savunuyor.Filistin makamlarının geçmişte bu tür girişimlere yönelik operasyonlar düzenlediği, 2014'te 'Filistin ürünü' etiketiyle satılmak istenen 20 ton İsrail hurmasına el konulduğu ve sonraki yıllarda da benzer soruşturmaların kamuoyuna yansıdığı biliniyor.AB etiketleme düzenlemesiAvrupa Birliği, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesine ilişkin özel kurallar uyguluyor.
Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın 2019 tarihli kararına göre, İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerde yalnızca 'İsrail ürünü' ifadesi yeterli sayılmıyor; yerleşim menşesinin açıkça belirtilmesi gerekiyor.Uzmanlar, Avrupa'daki tüketicilere hurma alırken menşe bilgisini dikkatle inceleme çağrısı yaparken, aracı ülkeler üzerinden gelen ya da muğlak etiket taşıyan ürünlerde şeffaflık talep edilmesi gerektiğini vurguluyor.
İsrail tarım sektörünün ise Gazze'deki savaşın tetiklediği boykotlar ve lojistik sorunlar nedeniyle ciddi bir kriz yaşadığı öne sürülüyor.Avrupa pazarında artan tüketici baskısı bazı perakendecileri de adım atmaya yöneltti.
Birleşik Krallık merkezli Co-op Group, üyelerinin talebi üzerine aralarında İsrail'in de bulunduğu 17 ülkeden ürün tedarikini durdurma kararı aldı.
Öte yandan, haklarında 'hurma aklama' iddiası bulunan bazı Filistinli ve uluslararası şirketler suçlamaları reddederek tedarik zincirlerinin denetlendiğini savunuyor.