Haber Detayı

Bayraktar TB-3'ün NATO performansı: Donanma havacılığını yeniden düşünmek
Güncel haberler.com
19/02/2026 11:48 (2 saat önce)

Bayraktar TB-3'ün NATO performansı: Donanma havacılığını yeniden düşünmek

Hudson Enstitüsü Kıdemli Analisti, askeri bilimler ve açık-kaynaklı savunma istihbaratı sahalarında uzman Dr. Can Kasapoğlu, Bayraktar TB-3'ün NATO performansını ve Türk donanmasındaki gelişmeler adına ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.

Hudson Enstitüsü Kıdemli Analisti, askeri bilimler ve açık-kaynaklı savunma istihbaratı sahalarında uzman Dr.

Can Kasapoğlu, Bayraktar TB-3'ün NATO performansını ve Türk donanmasındaki gelişmeler adına ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.***Geçtiğimiz günlerde Bayraktar TB-3 SİHA, ilk kez bir NATO tatbikatında yer almıştır.

Bayraktar'ın donanma havacılığı için tasarlanan insansız hava aracı, Baltık Denizi'nin son derece sert meteorolojik koşullarında, soğuk, yoğun rüzgar ve dalgalı deniz koşulları altında, NATO'nun en disiplinli faaliyetlerinden birinde atışlı görev icra etmiş ve görev sonunda TCG Anadolu'ya emniyetle iniş gerçekleştirmiştir.Elbette TB-3'ün NATO faaliyeti, bir tanıtım uçuşu olarak okunmamalıdır.

Bayraktar TB-3'ün Steadfast Dart 2026'da atışlı görev icra edip TCG Anadolu'ya iniş yapması, bir platform testinden ziyade yeni bir deniz harp konseptinin sahaya çıkışıdır.Platformdan mimariye: TB-3 ve hiper harp tasarımı2030'ların başında farazi bir çatışma senaryosunu ele alalım.

Gerçek harp koşullarında TB-3'lerden ateşlenen KEMANKEŞ akıllı mühimmatlarının, bir yandan harp sahasından sensör verisi aktardığını, diğer yandan makine öğrenimi destekli hedef tanıma kabiliyetiyle su-üstü unsurlara doğru ilerlediğini hayal edin.

Bu mühimmatlar yalnızca vurucu unsur değil, aynı zamanda veri üreten, muharebe ağının bir parçası olarak çalışan sistemlerdir.Aynı anda TB-3'lerin veri bağı üzerinden yönlendirdiği Albatros-S sürülerinin, düşman harp gemilerine karşı sürü taarruzu icra ettiğini hayal edin.

Hava ekseninde KEMANKEŞ, deniz ekseninde Albatros-S kamikaze insansız deniz aracı.

Çoklu eksenden gelen baskı, düşman gemisinin sensör-karar-angajman döngüsünü zorlamaktadır.

Savunma sistemleri, hız ve doygunluk karşısında reaksiyon eşiğine itilmiştir.Aktarılan tabloya Aselsan Marlin SİDA'ların (silahlı insansız deniz aracı), Çakır gemisavar füzeleri ve elektronik harp yükleriyle görev icra ettiğini ekleyin.

Kinetik taarruz ile elektromanyetik spektrumda taarruzun eş zamanlı yürütüldüğü bir deniz harp ortamından söz etmekteyiz.Harekat sahasını kapsayan daha geniş bir alanda da denizaltı savunma harbi icrasını hayal edin.

TUSAŞ Aksungur SİHA'nın sonobuoy atışlarıyla düşman denizaltılarını aradığını düşünün.

Deniz harekat ortamının üst katmanında ise KIZILELMA'ların görüş ötesi füzeleriyle hava sahasını düşman savaş uçakları için yüksek riskli hale getirdiğini farz edin.Kitabın ortasından konuşmak gerekir: Aktarılan senaryo sansasyonel olduğu kadar gerçekçidir.

Zira anılan her bir sistem halihazırda muharip görev icra edebilecek kapasiteye sahiptir ya da kapasitesi ivmeli biçimde artmaktadır.2025 yılı sonunda icra edilen milli testler, tartışılan mimarinin ön izlemesini sunmuştur.

TB-3, yapay zeka destekli görüntü işleme teknolojisine sahip KEMANKEŞ-1'i kullanmış; aynı testlerde TB-3'ün sağladığı veri bağı üzerinden Albatros-S KİDA yönlendirilmiştir.

Üstelik Albatros-S'in tasarım felsefesi, sürü taarruzunu esas almaktadır.Anlaşılan odur ki Türkiye ve Baykar, sadece bir platform geliştirmekle kalmamaktadır.

Bütüncül bir harp ve harekat konsepti de inşa etmektedir.

Kanımızca bahse konu mimarinin merkezinde ise yapay zeka, otonomi ve robotik kabiliyetleri birleştiren hiper harp kapasitesi hedefi yer almaktadır.

TB-3'ün NATO performansı, aktarılan çerçevede taktik bir başarıdan ziyade stratejik bir konseptin ilk olgunluk emarelerinden biri olarak kıymetlendirilmelidir.TCG Anadolu: Dron gemisi konseptiTatbikat sırasında TB-3'ün TCG Anadolu amfibi hücum gemisinden havalanması önemlidir.

Zira bahse konu harp gemisi sınıflarının (LHD-Landing Helicopter Dock/havuzlu çıkarma gemileri) kullanımlarına ilişkin birkaç yaklaşım mevcuttur.

Bunlardan ilki, F-35'in B varyantı gibi dikey iniş yapabilen savaş uçaklarından oluşan platformlarla söz konusu harp gemilerini birer "mini uçak gemisi" gibi kullanmaktır.

Esasen TCG Anadolu'ya kısa kalkış için bir ski-jump yapılması, yakın geçmişte F-35 konsorsiyumu üyesi olan Türkiye'nin F-35'in A varyantlarının yanında B varyantlarını alarak Anadolu'yu bir mini uçak gemisi olarak kullanacağına dair değerlendirmelere de neden olmuştur.Havuzlu çıkarma gemilerine dair bir diğer yaklaşım da savunma ekonomisi yükünü ve siyasi-askeri amaçları daha mütevazı tutarak, sadece amfibi görevlere yoğunlaşmaktır.

Zira böyle gemilerden F-35 B gibi platformların kalkışı için gereken pist kaplama malzemesi ve söz konusu uçakların pahalı bakım ve uçuş saati maliyetleri dahi ciddi harcamalar gerektirmektedir.

Ayrıca, deniz harp ortamında yüksek teknolojili savaş uçaklarının yıpranma risklerinin daha yüksek olduğunu da belirtelim.F-35 alımlarının akamete uğramasını müteakip Türkiye'nin TCG Anadolu'yu nasıl kullanacağı uluslararası askeri çevrelerde çok tartışılan bir konu olmuştur.

Bahse konu tartışmalarda belki de en dikkat çekici konsept, TCG Anadolu'nun robotik platformlar ağırlıklı bir donanma havacılığı manzumesine haiz bir "dron gemisi" olarak kullanılması fikriydi.

TB3'ün deniz harp ortamında kullanımı, tam da sözü edilen konsepti destekler nitelikte olmuştur.Sonraki aşamaSuriye'den Karabağ'a ve Libya'ya kadar Türk insansız sistemlerinin harp sahasına entegrasyonu, birçok uluslararası yayında oyun değiştirici olarak nitelendirilmiştir.

Benzer şekilde önümüzdeki on yıllarda Türk insansız ve robotik harp kapasitesinin, donanma havacılığı, insansız platformlar ve SİDA'lar üzerinden deniz harp ortamına teşmil edildiğini görebiliriz.

Böyle bir tablo özellikle Hint-Pasifik bölgesinde yükselen gerilimler ve uluslararası çatışmaların sıklet merkezinin bu coğrafyaya kaydığı değerlendirildiğinde, ciddi bir ihracat imkanını ve müşterek askeri kapasite geliştirilmesi kapsamında güçlü bir savunma diplomasisi potansiyelini de beraberinde getirecektir.

Baykar'ın gelirlerinin çok büyük kısmını savunma ihracatından elde etmesi de yukarıda aktarılan kıymetlendirmeyle uyumludur.Peki TB-3 NATO tatbikatı aşaması sonrası Ankara, Baykar ve Türk savunma sanayii hangi hedeflerin peşinde olabilir?

Bu sorunun cevabı için kanımızca 2024 yılındaki Savunma Sanayii İcra Komitesi kararları arasındaki milli uçak gemisi tasarımı kararına, ayrıca Baykar'ın Kızılelma ailesi için planlarına göz atmakta yarar var.[Dr.

Can Kasapoğlu, Hudson Enstitüsü Kıdemli Analistidir.

Askeri bilimler ve açık-kaynaklı savunma istihbaratı sahalarında uzmandır.]Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri