Haber Detayı

Sosyal medyada kimlik doğrulaması Türkiye'yi nasıl etkiler?
Gündem ekonomim.com
19/02/2026 09:49 (2 saat önce)

Sosyal medyada kimlik doğrulaması Türkiye'yi nasıl etkiler?

Sosyal medyada kimlik doğrulaması hazırlığı tartışma yarattı. Hükümet düzenlemeyi "çocuklar için güvenli internet" hedefiyle savunuyor. Uzmanlar ise ifade özgürlüğü ve veri güvenliğine dikkat çekiyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek geçen hafta sosyal medya düzenlemesi üzerinde çalışmaya başladıklarını ve düzenlemeyi 2026 yılında yürürlüğe sokmayı hedeflediklerini açıkladı.

Gürlek, sosyal medya hesaplarına kimlik ve telefon doğrulamasıyla girileceğini belirterek "Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa bir yazı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak" dedi.

Sahte hesaplar üzerinden "itibar suikastları" yapıldığını, hakim ve savcıların hedef gösterildiğini ve yargılamaların etkilenmeye çalışıldığını savunan Gürlek, kimliği belli olan kullanıcıların cezai sorumluluğunun daha açık biçimde işletileceğini söyledi.

Bu açıklama, sosyal medya tartışmasını içerik denetimi düzleminden çıkarıp doğrudan kullanıcı kimliği eksenine taşıdı.

Artık mesele yalnızca hangi paylaşımın suç sayılacağı değil; kimliğin önceden doğrulanıp doğrulanmayacağı. "Zaten geniş bir müdahale kapasitesi var" DW Türkçe'den Pelin Ünkere'e konuşan İfade Özgürlüğü Derneği kurucularından internet hukuku uzmanı Prof.

Dr.

Yaman Akdeniz'e göre bu noktada temel soru, düzenlemenin gerçekten zorunlu olup olmadığı.

Akdeniz, öncelikle Türkiye'de sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan soruşturma ve davaların sayısının zaten yüksek olduğunu hatırlatıyor.

Cumhurbaşkanına hakaret, kamu görevlisine hakaret, tehdit ve yargıyı etkilemeye teşebbüs gibi suç tipleri yürürlükte.

Kolluk birimleri IP adresi ve platform iş birliği yoluyla kimlik tespiti yapabiliyor.

Bu tabloya bakıldığında, anonimlik nedeniyle devletin hareketsiz kaldığı bir durumdan söz edilemeyeceğini belirtiyor.

Akdeniz'e göre mevcut müdahale araçları varken tüm kullanıcıların baştan kimlik doğrulamasına tabi tutulması "ölçülülük" ilkesini tartışmalı hale getiriyor.

Demokratik toplumlarda müdahalenin gerekli ve orantılı olması gerektiğini hatırlatan Akdeniz, genel ve sürekli kimlik doğrulamasının, tekil suçlarla mücadele için aşırı bir araç olabileceğini savunuyor.

Akdeniz'e göre burada hukuki bir boşluk değil, yeni bir denetim katmanı gündemde.

Anonimlik: Demokratik kamusal alanın parçası Yaman Akdeniz, anonimliği yalnızca teknik bir özellik olarak değil demokratik kamusal alanın bir unsuru olarak görüyor.

Özellikle eleştirel görüş bildiren yurttaşlar açısından anonimlik bir güvenlik alanı sağlayabiliyor.

Kimliğin baştan zorunlu hale gelmesinin, suç işleyenleri hedef almaktan ziyade tüm kullanıcıları kapsayan bir sistem kuracağına işaret ediyor.

Bu durum, insanların yasal sınırlar içinde kalsalar bile konuşmaktan çekinmesine yol açabilir.

Akdeniz, bu etkiyi "tüm Türkiye'yi hedef alacak" bir dondurucu etki olarak tanımlıyor.

Böyle bir atmosferde yalnızca muhalifler değil, sıradan kullanıcılar da daha temkinli davranabilir.

Çocuk koruma söylemi ve genişleyen teknik altyapı Düzenleme aslında kamuoyuna ilk olarak çocukların güvenli internete erişimi söylemiyle duyuruldu.

Kimlik doğrulama planının yanı sıra 15 yaş altına yönelik sosyal medya kısıtlaması da düşünülüyor.

Hükümet kanadı, düzenlemeyi çocukları dijital risklerden koruma hedefiyle temellendiriyor.

Akdeniz'e göre yaş doğrulama teknik olarak tüm kullanıcıların yaşını teyit etmeyi gerektirebilir.

Bu da fiilen kimlik doğrulama altyapısı anlamına gelir.

Çocukların korunması meşru ve güçlü bir gerekçe olabilir.

Ancak bu gerekçeyle kurulan teknik sistem yalnızca çocuklarla sınırlı kalmayabilir.

Akdeniz bu tabloyu, "Bir panoptikon… George Orwell'in 1984'te düşünemeyeceği kadar sofistike bir kontrol mekanizması" sözleriyle anlatıyor.

Yaş doğrulama ile kimlik doğrulaması birleştiğinde ortaya sürekli teyit edilen ve izlenebilir bir dijital alan çıkabileceğini söylüyor.

Çocuk güvenliği üzerinden kurulan altyapının daha geniş bir gözetim mimarisine dönüşme riski bulunduğunu ifade ediyor.

Dijital İtaat Rejimi raporu: Zemin zaten daralmış durumda İfade Özgürlüğü Derneği'nin yayımladığı "Dijital İtaat Rejimi" raporu, Türkiye'de sosyal medya alanının halihazırda yoğun bir müdahale pratiğiyle şekillendiğini ortaya koyuyor.

Rapora göre platformların devlet taleplerine uyum oranı yüksek.

İçerik kaldırma ve görünmezleştirme uygulamaları artmış durumda.

Şeffaflık raporları ise kamu denetimine yeterince açık değil.

Akdeniz'e göre dijital alan zaten daralıyor.

İçeriklerin kaldırılması ya da görünmez hale getirilmesi pratiği yaygınlaşmış durumda.

Kimlik doğrulamasının eklenmesi, bu müdahale kapasitesini daha da kurumsallaştırabilir.

Bu nedenle mesele yalnızca yeni bir yasa değil, dijital kamusal alanın yapısal dönüşümü.

Avrupa mı, Çin modeli mi?

Akdeniz, yaş sınırı tartışmalarının başka ülkelerde de gündemde olduğunu hatırlatıyor.

Ancak yöntemin belirleyici olduğunu söylüyor.

Avustralya gibi ülkelerde platformlara yükümlülük getiriliyor.

Ancak tüm kullanıcıların merkezi kimlik doğrulamasına tabi tutulduğu bir model uygulanmıyor. "Diğer örnekler bunu yapmadı.

Avustralya'da böyle bir sistem yok" diyor.

Çin'de ise gerçek isim sistemi uzun süredir yürürlükte.

Dijital platformlara erişimde kimlik doğrulaması zorunlu.

Bu sistem anonimliği büyük ölçüde ortadan kaldırıyor ve içerik denetimini kolaylaştırıyor.

Türkiye'nin Avrupa Konseyi üyesi olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi yükümlülükleri bulunduğunu hatırlatan Akdeniz, yönelimin hangi modele yaklaştığının kritik olduğunu söylüyor.

BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ne diyor?

Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, çocuklara ifade özgürlüğü hakkı tanıyor.

Sözleşmenin 13. maddesi bilgi ve düşünceyi arama, alma ve yayma hakkını düzenliyor. 31. madde ise oyun ve kültürel etkinliklere katılım hakkını güvence altına alıyor.

Akdeniz'e göre çocukların dijital alandaki varlığı yalnızca risk üzerinden tanımlanamaz.

Koruma ile hakların dengelenmesi gerekir.

Geniş kapsamlı yasaklar ve katı doğrulama sistemleri bu dengeyi bozabilir.

Kişisel veri güvenliği ve teknik belirsizlik Kimlik ve telefon doğrulaması geniş ölçekli veri işleme anlamına geliyor.

Merkezi doğrulama altyapısı veri güvenliği açısından risk barındırıyor.

Veri sızıntısı ve kötüye kullanım ihtimali artabilir.

Akdeniz, "Sadece ifade özgürlüğü açısından değil, kişisel verilerin güvenliği açısından da ciddi sorunlar" diyerek bu boyuta dikkat çekiyor.

VPN kullanımı, yurtdışındaki kullanıcılar ve turistler açısından sistemin nasıl işleyeceği de net değil.

Merkezi doğrulama mekanizmasının tasarımı kamuoyuyla paylaşılmadı.

Akdeniz'e göre böylesi kapsamlı bir düzenleme geniş istişare süreçleriyle tartışılmalı.

Akademi ve sivil toplumun görüşü alınmadan dijital alanın yeniden tasarlanması demokratik meşruiyet sorununu beraberinde getirir.

Taslakta neler var?

Gündemdeki taslağa göre 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya platformlarına erişimi yasaklanacak.

Sosyal ağ sağlayıcılar yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almakla yükümlü olacak.

Taslakta ebeveyn kontrol araçlarının zorunlu hale getirilmesi öngörülüyor.

Ebeveynlerin çocukların sosyal medya kullanım süresini sınırlayabilmesi, hesap hareketlerini izleyebilmesi ve platform içi satın alımları denetleyebilmesi planlanıyor.

Dijital oyunlara yaş derecelendirmesi getirilmesi, içeriklerin belirli yaş gruplarına göre sınıflandırılması ve platformların buna uygun teknik filtreler kurması düzenlemenin bir diğer ayağını oluşturuyor.

Ayrıca sosyal ağ sağlayıcıların Türkiye'deki yükümlülüklerinin artırılması, kurallara uymayan platformlara para cezası ya da bant daraltma gibi yaptırımlar uygulanması da seçenekler arasında.

Güvenli internetten dijital alanın yeniden tanımına Ancak başlangıçta çocukların korunması söylemiyle duyurulan düzenleme, bugün kimlik doğrulaması ve platform sorumluluklarıyla birlikte daha geniş bir tartışmanın parçası haline gelmiş durumda.

Bir tarafta dijital riskler ve suçla mücadele gerekçesi bulunuyor.

Diğer tarafta anonimlik, ifade özgürlüğü, çocuk hakları ve veri güvenliği kaygıları yer alıyor.

Akdeniz'e göre mesele teknik bir düzenlemenin ötesinde; dijital kamusal alanın hangi ilkelerle şekilleneceğine dair bir tercih.

Çocuklara yönelik hedefli ve ölçülü önlemler mi uygulanacak, yoksa bu çerçevede kurulan altyapı tüm kullanıcıları kapsayan kalıcı bir doğrulama sistemine mi dönüşecek? 2026'ya doğru ilerlerken düzenlemenin ayrıntılarının netleşmesi bekleniyor.

Düzenleme, yalnızca sosyal medyanın değil, Türkiye'de dijital kamusal alanın hangi ilkeler üzerine kurulacağını da belirleyecek.

Trump'ın Barış Kurulu bugün ilk kez toplanıyor, kimler katılacak?Dünya

İlgili Sitenin Haberleri