Haber Detayı
Tamamı Proje…Para Kazanma Hırsı ve Reyting
Bizim dizilerde enteresan bir matematik var.
Memlekette asgari ücret konuşuluyor…Ekranda 900 metrekare villa.
Memlekette gençler kiraya çıkamıyor…Ekranda 23 yaşında holding CEO’su.
Memlekette insanlar ayakkabıyı kapıda çıkarıyor…Ekranda herkes evin içinde botla geziyor.
Hem de halının üstünde.
Halı da İran’dan özel dokuma.
Bir de klasik paket:Zengin–fakir çatışması.Kimlik gerilimi.Entrika.İhanet.Biraz da “biz ve onlar”.
Sosyolojik gerçeklik mi?Yok canım… O reyting tablosunda hangi gün yayınlanıyor?
Asıl mesele şu: Bir dönem tesettürlü kadınlar için “kara böcek görmekten rahatsız oluyorum” diyebilen bir sanatçı, bugün başörtüsü takıp muhafazakâr bir kanalda reyting kovalamaya başlamış.
Hayat bazen insana ters köşe yapar.Ama bu kadar da U dönüşü biraz ehliyet ister.
Bakın, ben insanların değişmesine karşı değilim.İnsan fikir değiştirir.Olgunlaşır.Yanıldığını anlar.Özür diler.
Ama burada değişen fikir değil.Değişen piyasa koşulları.
Bir zamanlar başörtülü kadınlar üniversite kapısında beklerken bu isim sessizdi.Ana dili Kürtçe konuştuğu için insanlar baskı görürken de sessizdi.
Bugün “duyarlı sanatçı” pozları kesenlerin çoğu, rüzgârın yönüne göre pozisyon alır.
İlke değil, ihale takip eder.
Değer değil, kontrat gözetir.
Şimdi birden bire duyarlılık patlaması yaşanıyor.Sebep?Vicdan değil.Kontrat.
İşin ironik tarafı şu: Tesettürlü kadına bir dönem hakaret eden zihniyet, bugün onu “rol kostümü” olarak kullanıyor.
İnancın sembolü, dekor malzemesine dönüşüyor.
İnandığı için çarşaf giyen kadına, “bu kara böcekleri görmekten rahatsız oluyorum” diyeceğine oyunculuğuna format atmak için çaba gösterseymiş.
Gerçi reytinglerden bellidir oyunculuğu.
Ama asıl format sorunu zihniyette.
Başörtüsü artık bir inanç sembolü değil;karakter aksesuarı.
Yani hikâye şöyle:Rol icabı başörtüsü takılıyor.Reyting icabı hassasiyet gösteriliyor.Kontrat icabı muhafazakâr olunuyor.
Bu, inançla empati kurmak değil.Bu, pazar araştırması yapmak.
Dizilerdeki o yapay dünya… Villalar, yalılarSpor arabalar.Sonsuz entrikalar.Birbirine bağıran ama asla ekonomik kaygısı olmayan karakterler.
Bu dünya Türkiye mi?Yoksa Boğaz manzaralı bir kurgu evreni mi?
Gerçek hayatın yoksulluğu yok.Gerçek hayatın mahcubiyeti yok.Gerçek hayatın sade insanı yok.
Ama kimlik çatışması var.Gerilim var.Kültürel ayrışma var.
Çünkü ayrışma reyting getirir.Birliktelik getirmez.
Şimdi gelelim esas soruya: Bu toplum gerçekten bu kadar saf mı?
Hayır.
Bu toplum şunu ayırt edecek kadar tecrübeli: İnancı için bedel ödeyenle,rol için başörtüsü takanı.
Samimiyetle,senaryo gereğini.
Vicdanla,