Haber Detayı
Okullardaki ramazan etkinlikleri tartışması sürüyor... Birleşik Kamu-İş'ten Memur-Sen'li yöneticiye yanıt: 'Üyenin hakkını iktidarın masasında bir aferine sattığın gerçeğini hakaret ederek örtemezsin'
Memur Sen'li Yıldız'ın okullardaki ramazan etkinlikleri üzerinden Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'na bağlı Eğitim-İş ve Uzman Diyanet Sen'e gösterdiği tepkiye Birleşik Kamu-İş'ten, Üyeler hak ve emek mücadelesi beklerken, onların haklarını iktidarın kurduğu masalarda bir aferine sattığın gerçeğini sağa sola saldırarak, hakaret ederek örtemezsin yanıtı geldi.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'na bağlı Eğitim-İş, MEB’in okullarda uygulanmasını istediği ramazan etkinliklerine ilişkin açıklama yapmış ve duyduğu endişeleri dile getirmişti.
Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Eğitim-İş'e ve Uzman Diyanet Sen'e tepki gösterdi.
Yıldız, Milli Eğitim Bakanlığının Ramazan Ayı Etkinlik genelgesine karşı çıkmak, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu ve Eğitim-İş için cibilliyetlerinin gereği olabilir.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu içerisinde Diyanetten de bir sendika olduğunu ve bu din düşmanlığına da sessiz kaldıklarını da görüyoruz Bu şuursuz zavallılara çağrımız seslerini yükseltmeleri, aksi halde Din Görevlileri Müftülüklerin kapılarında yüzlerine tükürmek için sırada bekleyeceklerdir ifadelerini kullandı.
Birleşik Kamu-İş'ten yanıt geldi.
Konfederasyon, Bu arsız tutum değil bir cevabı, ciddiye alınmayı dahi hak etmese de haksızlığa susmamak kurulduğumuz günden bu yana “cibilliyetimizin gereği”dir açıklamasını yaptı.
KENDİ CİBİLLİYETİ GEREĞİ TAKİYE YAPMAKTA Açıklamada şu ifadelere yer verildi: MEB’in Ramazan Takvimi’ne karşı çıkmamız “cibilliyetimiz”den ziyade ilkelerimizle ilgilidir.
Birleşik Kamu-İş ve bünyesindeki sendikalar, Cumhuriyet’in temel ilkesi olan laikliğe sahip çıkar, laik eğitimin ülkenin çağdaş medeniyetler seviyesine gelebilmesi için şart olduğunu bilir.
Ayrıca bu etkinliklere karşı çıkmak Anayasal bir meseledir.
Anayasaya göre hiçbir yurttaşa bir inanç ve ibadet dayatılamaz.
Sendikamız bünyesindeki her sendika, sadece kendi faaliyet alanlarında değil ülke meseleleri konusunda da zaman zaman görüş açıklar, asla çekinmez.
Ama sendikalarımızın birbirilerinin açıklamaları üzerinden atışmak gibi bir tarzı hiçbir zaman olmamıştır ve bu durumun örgütsel ahlak tanımını bilmeyenlerce kavranamıyor olması mümkündür.
Uzman Diyanet-Sen’i Eğitim-İş’in açıklamasına sessiz kalmakla suçlayıp, hakaretler edenlerin asıl derdinin rol çalmak olduğu barizdir.
Bu tehdit ve hakaretlere karşın sendikamız Uzman Diyanet-Sen’in verdiği cevabı okuyanlar, “haklının acelesi yok” sözünün sağlamasını yapabilirler.
Bu açıklama vesilesiyle konfederasyonumuz ve bünyemizdeki iki sendikamıza saldıran Ali Yıldız, kendi cibilliyeti gereği takiye yapmakta ve aslında kastettiğini açıkça söylememektedir.
Oysa biz kendisini 10 Kasım’da mevlit okutulmasından nasıl rahatsız olup “laikçi bağnazlık” ifadesini kullanmasından da ADD’ye “tasmalı azgınlar” diyerek saldırmasından da iyi tanırız; kastını biliriz.
O da bizim kastımızı ve fikrimizi, kamuoyu huzurunda öğrenmiş olsun: Üyeler hak ve emek mücadelesi beklerken, onların haklarını iktidarın kurduğu masalarda bir aferine sattığın gerçeğini sağa sola saldırarak, hakaret ederek örtemezsin.
Cahile anlatır gibi anlatmak gerekirse; Cumhuriyet’in, yurttaşlarına tanıdığı birçok hakkın arasında inanç özgürlüğü de vardır.
Bu özgürlük korunabilsin ve yurttaşlar arasında eşitlik tam sağlanabilsin diye devletin hangi inanç ve düşünce grubundan olursa olsun her yurttaşına eşit mesafede durması, hiçbir inancın dayatılmasına müsaade etmemesi ancak her inancı olağan gücüyle koruması da yine Cumhuriyet’in tabiatıdır.
Dolayısıyla Cumhuriyet’i, onun belkemiği olan laikliği savunmak herhangi bir inanca karşı gelmek değil hiçbir inancın sömürülüp araç haline getirilmemesi için uğraşmak demektir.
Dini tekeline almak, dini yönetmek ve yükselmek için araçsallaştırmak isteyenlerin laiklik mücadelesinden korkmasının temelinde de bu hüsran yatmaktadır.
Bozuk üslupla, hakaretlerle, tehditlerle kendini mağdur göstermeye çalışanlar, mağdur görmek istiyorsa dönüp üyelerine bakmalı ve onlardan özür dilemelidir.
Çünkü sendikalar özü itibariyle üyelerin emeği üzerinden birilerinin yükselip zenginleştiği değil hak ve emek mücadelesinin verilmesi gereken yapılardır.
İktidardan korktuğu için üyelerinin sefalete ve haksızlıklara mahkum edilmesine ses çıkarmayanlar, bu ihanetlerini bizlere saldırarak kamufle etme niyetindeyse, gerçeğin doğası gereği her zaman ortaya çıktığını unutmamalıdır.
Konfederasyonumuza ve sendikalarımıza yönelik saldırılara karşı sessiz kalmayacağımızı, hukuki olarak da gereğini yapacağımızı ilan ederiz.