Haber Detayı

Öcalan'dan rapor mesajı: 'Komisyon raporu toplumsal gerçeklerle uyumlu olmalı'
Politika artigercek.com
18/02/2026 13:59 (3 saat önce)

Öcalan'dan rapor mesajı: 'Komisyon raporu toplumsal gerçeklerle uyumlu olmalı'

DEM Parti İmralı Heyeti, 16 Şubat’ta Öcalan ile yapılan 3,5 saatlik görüşmenin ardından açıklama yaptı. Komisyon raporunun 'toplumsal gerçeklerle uyumlu olması' gerektiğini belirten Öcalan’ın, 'Terörü tasfiye mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümsüzlüğü ifade eder' dediği aktarıldı

Artı Gerçek - DEM Parti İmralı Heyeti, 16 Şubat 2026 tarihinde İmralı’da Abdullah Öcalan ile yaklaşık üç buçuk saat süren bir görüşme gerçekleştirdiklerini açıkladı.

Görüşmeye dair bugün (18 Şubat) yapılan yazılı açıklamada, görüşmede Öcalan’ın sürece ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunduğu belirtildi.

Heyetin 'özet' olarak aktardığına göre Öcalan, geride bırakılan sürecin “şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücünü kanıtladığını” ifade etti.

TBMM’de kurulan komisyonun hazırladığı raporun “temel toplumsal gerçeklerle uyumlu olması” gerektiğini belirten Öcalan’ın, “Terörü tasfiye mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder” değerlendirmesinde bulunduğu aktarıldı.

Heyetin paylaştığı Öcalan'ın mesajı şöyle: “Yaşamım, ailedeki ilk isyanımdan bu yana hep büyük bir tempoda geçti.

Halen buna devam ediyorum.

Geride bıraktığımız süreç, öz itibariyle şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır.

TBMM Komisyon raporunun temel toplumsal gerçeklerle uyumlu olması gerekir.

Sürecin bundan sonraki ilerleyişinde komisyon raporunun bu niteliği son derece önemli olacaktır. 'Terörü tasfiye' mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci, kendini sürekli yeniden değerlendiren, strateji ve taktiğini belirleyen bir süreçtir.

Ben, bu toplantımızı Demokratik Entegrasyona bir giriş toplantısı olarak değerlendiriyorum.

Bu vesileyle Sırrı Süreyya arkadaşımızı büyük bir saygı ile anıyorum.

Bana göre bir müjde ve çok değerli bir arkadaşımızdı.

Cumhuriyetin kuruluşuna giden süreç, Türk ve Kürt birlikteliği üzerine inşa edildi.

Sonradan değiştirilmiş olsa da bütün belgelerde bunun izleri görülebilir.

Kurtuluş Savaşında, kongrelerde, cumhuriyetin ilanında bu husus kabul gördü.

Mustafa Kemal’in kendisi 17 Ocak 1921 İzmit basın toplantısında Kürtlere dair tespitlerde bulunuyordu.

Bu cumhuriyet kesinlikle Kürtsüz inşa edilmedi.

Bunu inkâr edenler, her gün sivri ve tahripkar bir dille her sözü söylüyorlar.

Cumhuriyetin mayasında, temelinde Kürtler de vardır.

Sonrasındaki hukuksal metinlerin Kürtleri dışlaması, Kürtlüğü ve Kürtçeyi yasaklaması inkârı ve isyanı üretmiştir.

İçinde bulunduğumuz süreç, inkârı ve isyanı sona erdirme sürecidir.

Biz artık nasıl bir araya geleceğimizi ve barış içinde bir arada yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz.

Orta Çağ’da dinsel birliktelik üzerine kurulu bir ilişki vardı ve mirlikler düzeni böyle inşa edilmişti.

Günümüzde ise uygun çağdaşlık ölçüleri temelinde ve rasyonalitesi olan bir şekilde cumhuriyetle bütünleşeceğiz.

Bunun bir mimarisinin olması gerek.

Kürt varlığının inkâr edilmemesi, mimarinin kurulması anlamına gelmez.

Mimari, yasasız ve ilkesiz olmaz.

Meseleyi birkaç ceza hukuku maddesi değişikliğine indirgemek de doğru olmaz.

Bu mimarinin ana unsurları, yani entegrasyonun temel ilkeleri 27 Şubat bildirgesinde var.

Bu bir siyasi programdır.

Bir vatandaşlık tanımı meselesi var.

Vatandaşlık, devletle kurulan bağı ifade eder.

Vatandaşlık; etnisiteye, dile, inanca, düşünce sistemine bakılmaksızın devletle bağlılığı anlatır.

Mesela sosyalist mi, kapitalist mi, Müslüman mı, Hıristiyan mı, Kürt mü, Arap mı fark etmez.

Hepsi devlete vatandaş olabilir." (POLİTİKA SERVİSİ)

İlgili Sitenin Haberleri