Haber Detayı
Nihilist penguen, horoz Wilson ve Maymun Punch: Bakın bu hikayede ne eksik
Son haftalarda sosyal medyada üç hayvan videosu öne çıkıyor: "Nihilist penguen”, selde sürüklenen Horoz Wilson ve hayvanat bahçesinde peluş oyuncağı annesi sanıp sarılan Maymun Punch… Milyonların izlediği bu "viral hüzünler" dijital çağın kolektif yasına dönüşmüş durumda.
Son dönemde sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılan üç hayvan videosu, küresel ölçekte dikkat çekici bir etki yarattı.MİLYONLARCA İZLENME, YORUM VE ORTAK BİR DUYGU: İÇ BURKAN BİR HÜZÜN2007 yapımı Encounters at the End of the World belgeselinden alınan ve kamuoyunda “nihilist penguen” olarak anılmaya başlayan görüntü, sel sularına kapılan Horoz Wilson’ın kaydı ve Japonya’daki Ichikawa Hayvanat Bahçesi’nde annesi tarafından terk edilen Punch adlı yavru makakın görüntüleri, milyonlarca kullanıcı tarafından izlenerek ortak bir duygusal gündem oluşturdu.
Peki ama neden?NİHİLİST PENGUEN: MODERN İNSANIN SEMBOLÜ“Nihilist penguen” olarak paylaşılan görüntü, Alman yönetmen Werner Herzog’un 2007 yılında çektiği belgeselde yer alan bir sahneye dayanıyor.
Adelie penguenlerinden oluşan bir koloni beslenmek için okyanusa doğru ilerlerken, tek bir penguen sürüden ayrılarak ters yönde, iç bölgelere doğru yürümeye başlıyor.Sosyal medyada görüntülerin Radiohead ve Tame Impala gibi grupların şarkılarıyla yeniden kurgulanması, videonun “tükenmişlik”, “anlamsızlık” ve “modern yalnızlık” gibi kavramlarla ilişkilendirilmesine yol açtı.
Kullanıcılar, sürüden ayrılan pengueni bireysel yabancılaşmanın sembolü olarak yorumladı.KABULLENİLEN ÇARESİZLİK ANI: "ÜZGÜNÜM WILSON"Bir sel görüntüsü.
Tahta parçasına tutunmuş bir horoz.
Arkasından yükselen bir ses: “Lo siento* Wilson…” (Üzgünüm Wilson)Aniden bastıran sel, önüne kattığı her şeyi sürüklerken, çiftliğin bahçesinde yaşanan o anlar kameralara yansıdı. "Wilson" isimli horoz, sel sularına kapılmış, kopan bir tahta parçasının üzerinde uzaklara doğru sürükleniyordu.
Dalgaların arasında dengesini korumaya çalışan hayvanın çaresizliği kadar, arkasından yükselen o ses de hafızalara kazındı.Horozun arkasından yükselen “Lo siento Wilson*” (Üzgünüm Wilson) sözleri, izleyiciler üzerinde güçlü bir duygusal etki yarattı.
Sosyal medya paylaşımlarında Wilson, çoğu kullanıcı tarafından “hayata tutunmaya çalışan küçük insanın” metaforu olarak değerlendirildi.
O görüntü, kontrol edemediğimiz krizlerin, doğal afetlerin ve hayatın savurduğu sıradan insanların temsiline dönüştü.
Wilson artık bir horoz değil; Akıntıya kapılan herkes.MAYMUN PUNCH: BAĞLANMA İHTİYACININ EN SAF HALİJaponya'da Ichikawa Hayvanat Bahçesi’nde doğduktan kısa süre sonra annesi tarafından terk edilen Punch isimli yavru makak, kısa sürede sosyal medyanın en çok konuşulan görüntülerinden birinin merkezine yerleşti.Peluş bir orangutana sarılıp onu annesi gibi sahiplenmeye çalıştığı anlar, milyonlarca kişiyi derinden etkiledi.
O görüntülerde izlenen yalnız bir hayvandan fazlasıydı; korunma, temas ve bağ kurma ihtiyacının en yalın haliydi.Punch’a bakarken görülen şey yalnızlık değil, bağlanma ihtiyacının çıplak gerçekliğiydi.
Annesinin yokluğunda bir oyuncağa yönelen yavru makak, içgüdüsel olarak güvenli bir liman arıyordu.
Bu sahne, özellikle terk edilme ve korunma ihtiyacı üzerinden yorumlandı.PEKİ NEDEN HAYVAN VİDEOLARINA BU KADAR GÜÇLÜ TEPKİ VERİYORUZ"SAF MASUMİYET" VE SİYASİ TARAFSIZLIK Hayvanlar, insan dünyasının karmaşık ahlaki ve siyasi gri alanlarının dışındadır.
Bir insan dramı gördüğümüzde, zihnimiz (genellikle farkında olmadan) şu filtreleri devreye sokar: Hangi taraftan?
Haklı mı?
Neden oradaydı?Hayvanlarda "Sıfır Bagaj": Bir maymunun veya penguenin ideolojisi, dini veya milliyeti yoktur.
Onlar "saf kurban" veya "trajik kahraman" rolüne mükemmel uyarlar.
Onlara üzülmek "güvenlidir"; kimse sizi bir hayvanı savunduğunuz için linç etmez veya bir siyasi kampa yerleştirmez.ANTROPOMORFİZM: KENDİ ACIMIZI HAYVANDA İZLEMEK Biz aslında o penguende veya horozda kendimizi görüyoruz.Aynalama: Modern insanın kalabalıklar içinde hissettiği yalnızlığı, denize gitmek yerine dağa yürüyen o "nihilist" penguende somutlaştırıyoruz.Sembolleştirme: Horoz Wilson’ın hikayesi, modern dünyanın ezdiği "küçük adamın" onur mücadelesine dönüşüyor.
İnsan trajedileri çok gerçek ve çiğ olduğu için bakması zordur; hayvan hikayeleri ise acıyı "estetik" ve "tüketilebilir" bir masal formuna sokar."İSTATİSTİKİ ÖLÜM" vs. "TEKİL HİKAYE"Sosyolojide ve psikolojide "Tanımlanabilir Kurban Etkisi" denilen bir durum vardır.
Ekranda 100.000 mülteci gördüğünüzde, beyniniz bu sayıyı işlemleyemez ve bu bir "istatistiğe" dönüşür.
Duygusal uyuşma (compassion fatigue) başlar.Ancak ismi olan, karakter atfedilmiş tek bir canlı (Maymun Punch gibi) karşımıza çıktığında, empati kanallarımız sonuna kadar açılır.
Trajedi büyüdükçe, etkisi ironik bir şekilde azalır.
NEDEN İNSAN DRAMLARINA KARŞI BU KADAR SAĞIRIZBuradaki acı gerçek şu: İnsan trajedileri sorumluluk yükler, hayvan hikayeleri ise sadece duygu talep eder.Suçluluktan Kaçış: Bir savaş mağduruna üzüldüğünüzde, sistemin bir parçası olarak dolaylı bir suçluluk hissedebilirsiniz.
Bu da savunma mekanizmalarını tetikler ve duyguyu reddetmemize neden olur.Çözümsüzlük Hissi: Dünya üzerindeki açlığı veya savaşları durduramayacağımızı bilmek bizde "öğrenilmiş çaresizlik" yaratır.
Oysa bir hayvana üzülmek veya sosyal medyada onun için bir imza atmak, vicdanımızı hızla rahatlatıp "ben hala duyarlı biriyim" onayını almamızı sağlar.Özetle; İnsanlık, gerçek dünyanın ağır ve kirli trajedilerinden kaçmak için kendine hayvanlar üzerinden "steril bir yas alanı" yaratıyor.
Nihilist pengueni izlerken aslında kendi anlamsızlığımıza, Punch’a bakarken kendi çaresizliğimize ağlıyoruz; ama yanı başımızdaki insan dramına bakarsak bir şeyleri değiştirmemiz gerekecek.
Ve toplumlar, değişmektense hüzünlü videolar izlemeyi her zaman daha kolay bulur.Ceren ErdoğduOdatv.com