Haber Detayı
Artvin'in neyi meşhur? Artvin'de ne yenir, ne alınır, neresi gezilir?
Bulutların üzerinde asılı duran yaylaları, uçsuz bucaksız balta girmemiş ormanları ve hırçın akan Çoruh Nehri ile Türkiye’nin en kuzeydoğusunda bir masal diyarı yükselir. Artvin, doğanın tüm ihtişamıyla insanı büyülediği, yeşilin her tonunun birbiriyle yarıştığı ve sarp kayalıkların arasına gizlenmiş göllerin sessizliğiyle huzur verdiği nadide bir coğrafyadır.
Bu şehirde yaşam, doğanın ritmine ayak uydurarak akar; insanları ise Karadeniz’in o meşhur zekasını ve samimiyetini her adımda hissettirir.
Artvin’e vardığınızda sizi karşılayan sadece tertemiz bir hava değil, aynı zamanda binlerce yıllık bir kültürel birikimin ve doğaya duyulan derin saygının yansımasıdır.
Kaçkar Dağları’nın eteklerinde başlayan bu keşif yolculuğu, Borçka’nın sisli manzaralarından Şavşat’ın kartpostallık köylerine kadar uzanır.
İnsanların buraya dair beslediği büyük merakın altında yatan temel neden, modern dünyanın gürültüsünden tamamen arınmış, bozulmamış bir yeryüzü cennetine dokunma isteğidir.
Artvin, coğrafi yapısı gereği hem Karadeniz’in nemli iklimini hem de yüksek yaylaların serinliğini bir arada sunan, biyolojik çeşitliliğiyle dünyada eşine az rastlanır bir şehirdir.
Şehre adım attığınızda sizi selamlayan dik yamaçlar, aslında bu kentin ne kadar dirençli ve karakterli olduğunun birer nişanesidir.
Burası sadece bir doğa harikası değil, aynı zamanda boğa güreşlerinden yayla şenliklerine kadar köklü bir sosyal mirasın da merkezidir.
Bu yazımızda, Artvin mutfağının yüksek yaylalardan gelen doğal lezzetlerinden nefes kesen cam teraslarına, el emeği ahşap işçiliğinden kentin en huzurlu göllerine kadar her ayrıntıyı ele alıyoruz.
ARTVİN DE NE YENİR?
Artvin mutfağı, Karadeniz’in deniz ürünleriyle yüksek yaylaların hayvancılık kültürünü harmanlayan, oldukça zengin ve sağlıklı bir yapıya sahiptir.
Şehrin en karakteristik ve iştah açan lezzetlerinin başında çağ döner gelmektedir.
Genellikle kuzu etinden hazırlanan ve odun ateşinde yatay olarak pişirilen bu döner, etin en saf ve yumuşak halini sunar.
Artvin sofralarının bir diğer vazgeçilmezi olan kalaco ise mısır unu, süt ve bolca tereyağının birleşimiyle hazırlanan, kahvaltılardan akşam yemeklerine kadar her öğün tüketilen doyurucu bir lezzettir. Özellikle mısır ekmeğiyle buluştuğunda damaklarda unutulmaz bir iz bırakır.
Hamur işleri ve yerel bitkiler konusunda da oldukça yaratıcı olan kentte, laz böreği bir tatlı olmanın ötesinde bir sanat eseri gibi sunulur.
İncecik açılan baklava yufkalarının arasına yerleştirilen sütlü muhallebi ve üzerine gezdirilen şerbet, Artvin seyahatinin en tatlı duraklarından biridir.
Bir diğer yöresel lezzet olan puçuko ise kurutulmuş taze fasulyenin cevizle birlikte pişirilmesiyle hazırlanan, bölgeye has özgün bir yemektir.
Karadeniz’in simgesi olan kara lahana, burada da sarmasından yemeğine kadar her formda karşımıza çıkar.
Tatlı faslında ise bölgenin kaliteli ballarıyla hazırlanan çeşitli helvalar ve meyve tatlıları öne çıkar.
Yemekten sonra içilen ve bölgenin dağlarından toplanan bitkilerle demlenen çaylar, Artvin’in lezzet yolculuğunu tamamlayan en doğal son dokunuştur.
GÖLLERDEN YAYLALARA… Artvin seyahatinin en büyüleyici ve huzur verici durağı hiç kuşkusuz Borçka Karagöl’dür.
Heyelan sonucu oluşan bu göl, etrafını saran ağaçların suya yansıyan renkleriyle ziyaretçilerine adeta bir tablo sunar.
Gölün etrafında yapılan bir yürüyüş, doğanın sessizliğini dinlemek ve tüm stresten arınmak için eşsizdir.
Benzer bir güzelliğe sahip olan Şavşat Karagöl ise sessiz şehir unvanına sahip olan ilçenin en kıymetli hazinesidir.
Artvin’in bir diğer heyecan verici noktası ise Hatila Vadisi Milli Parkı’ndaki cam terastır.
Türkiye’nin en yüksek cam teraslarından biri olan bu yapı, ayaklarınızın altındaki yüzlerce metrelik uçurumla adrenalin tutkunları için unutulmaz bir manzara sunar.
Tarih meraklıları için ise Artvin, özellikle Orta Çağ Gürcü mimarisinin en zarif örneklerini barındırır.
Yusufeli ilçesindeki İşhan Manastırı ve Ardanuç yakınlarındaki Gevhernik Kalesi, taş işçiliğinin ve tarihin sessiz tanıklığının en somut örnekleridir.
Şehir merkezinde yükselen Artvin Kalesi ise Çoruh Nehri’ne hakim konumuyla kentin stratejik önemini gözler önüne serer.
Doğa tutkunları için Maçahel (Camili) bölgesi, Türkiye’nin tek biyosfer rezerv alanı olmasıyla dünyaca ünlü bir ekosistem sunar.
Burada bulunan Maral Şelalesi, tek bir gözeden dökülen sularıyla ormanın derinliklerinde bir mücevher gibi parlar.
Ayrıca Arhavi’de bulunan Mençuna Şelalesi ve çifte köprüler, hem doğanın hem de taş işçiliğinin harika bir birleşimini sergiler.