Haber Detayı
Devlet Bahçeli'den CHP'ye sert tepki: Yemin töreninde yaşananlar siyasi eşkıyalıktır, haddinizi bilin!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin TBMM Genel Kurulu'nda gerçekleştirilen yemin törenleri sırasında CHP'nin gerçekleştirdiği kürsü işgaline ve sonrasında meydana gelen olaylara sert tepki gösterdi. Bahçeli, "Gazi Meclis aciz meclis değildir. Gazi Meclisi savaş alanına çevirmenin kime ne faydası var? Yemin töreninde yaşananlar siyasi eşkıyalıktır. CHP zihniyetini ayıplıyorum, haddinizi bilin" dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulunduçDevlet Bahçeli'nin açıklamalarının satır başları şöyle oldu:HER GÜN DAHA ACİLİYET KAZANMAKTADIR Bu ay yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in indirildiği aydır.
Ramazan münasebetiyle cennetin kapıları ardına kadar açılırken, cehennemin kapıları kilitlenip şeytanlar zincire vurulmaktadır.
İnsanlığın maruz kaldığı belaların dallanıp budaklandığı bir dönemde nefis terbiyesine, kalp temizliğine, vicdan tefekkürüne ve huzur tecellisine çok ihtiyacımız vardır.
Bu ihtiyaç hâli her geçen gün daha da aciliyet kazanmaktadır.SON YÜZYILIN EN AĞIR İNSANLIK SUÇU İŞLENMİŞTİR Maalesef insanlık tehlikeli bir girdabın ortasında, çözümü gittikçe karmaşıklaşan girift bir bulmacanın odak noktasındadır.
Bir yanda süregelen kanlı çatışmalar, bitmek bilmeyen çekişmeler, iç savaşlar, hâkimiyet kavgaları, istikrarsız coğrafyalar, kutuplaşmış ülkeler, ekonomik zorluklar ve zulüm ile adaletsizliklerin karanlık yüzü varken, diğer yanda mazlumların feryadı, gariplerin iç çekişi ve masumların sürekli kamçılanan mağduriyetleri söz konusudur.Bakınız, Gazze’de son yüzyılın en ağır insanlık suçu işlenmiştir.
Ne hikmetse emzikli bebeklerin, soykırım çarkına sürülen çocukların, toplama kamplarında yavaş yavaş ölüme terk edilen kadınların, yaşlıların, velhasıl suçsuz ve günahsız bir sivil halkın çığlıkları yeterince duyulmamış, yeterince duyarlılık gösterilmemiştir.
Şımarık ve soykırımcı İsrail Başbakanı ve hükümeti en küçük bir nedamet hissine sahip olmaktan şöyle dursun, insan hakları ihlaline, adalet ve hukukun inkârına zorbalıkla devam etmiştir.
Ramazan, denilince akıllara ve gönüllere düşen sabırdır, şefkattir, samimiyettir, cömertliktir, merhamettir, duadır, hoşgörüdür, aç doyurmak ve açıkta kalana el uzatmaktır.
Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, tahammüden göz yumulmaktadır.İSRAİL'İN YASA DIŞI İLHAKI HÜKÜMSÜZDÜRİsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria’daki arazi tasarrufuna ilişkin aldığı son karar, uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir.
Yasa dışı ilhak hamleleri elbette hükümsüzdür.
Filistin halkını yerinden ve yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayrimeşru ve gayrihukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır.Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah’ın da bir bildiği vardır.
Ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir.
İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı sonuçsuz kalmaya mahkûmdur.ULUSLARARASI TOPLUM MEFLUÇ VE METRUK HALDEDİR Son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemekte, iki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir.
Uluslararası toplum, Filistin topraklarına pranga vuran işgal ve ilhak politikalarını reddetmeli, bununla ilgili kararlar ve kararlı hamleler yapmalıdır.
Ancak uluslararası toplum mefluç ve metruk hâldedir.
Nasıl ki görünen köy kılavuz istemiyorsa, İkinci Dünya Savaşı’nı müteakiben tesis edilen kurallara dayalı uluslararası düzenin iflas ettiğinin de şahitliğine ve itirafına gerek kalmamıştır.
Çünkü her şey ortadadır.13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenen 62.
Güvenlik Konferansı, uluslararası düzenin yıkım sürecinde olduğuna dair yoğun tartışmalarla geçmiştir. “Yıkım altında” temasıyla düzenlenen mezkûr konferans, adeta malumun ilanına sahne olmuştur. 19-23 Ocak 2026 tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır.
Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir.
Fakat neyin kurulacağı, nasıl ve ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur.NEREDE BİR SORUN VARSA TÜRKİYE MÜESSİR BİR ŞEKİLDE ORADADIR Ankara’dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış ve dört başı mamur bir amaç görülmemektedir.
Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin kesintisiz diplomatik temasları, ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır.Masada ve sahada aynı olabilmeyi başaran bir Türkiye ile hepimizin iftihar etmesi esasen manevi bir görevdir.
Nerede bir sorun varsa Türkiye müessir bir şekilde oradadır.
Komşu ülkelerin siyasi birliği, toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarını herhangi bir tereddüde düşmeden savunan ve sahiplenen, barış, huzur ve istikrar özlemlerinin gerçekleşmesi için fincancı katırlarını ürkütmekten kaçınmayan bir Türkiye gerçeği hepimiz adına bir talihtir.
Sadece insanımızın saadetine hizmetle kifayet etmeyen, dahası insanlığın selameti ile bölgesel ve küresel istikrar adına gövdesini taşın altına koymayı göze almış bir Türkiye, tarihimizin saklı kalan ülkülerini gururla takip ve temin gayretindedir.
Bozuk plak gibi aynı nakarata takılıp kalanların, ezbere dayalı kara propagandayı seslendirmeyi marifet sayanların zoruna gitse de, alayının birden uykuları kaçsa da diyorum ki Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın sancağı el birliğiyle açılmış, süper güç Türkiye’nin muktedir adımları hamdolsun duyulmaya başlanmıştır.
İNSANLIĞIN HAL VE GİDİŞATINI GÖZDEN GEÇİRMEMİZ MECBURİDİR Son tahlilde diyeceğim şudur.
Ramazan ayında sağduyu ve sükûnet içinde orucumuzu tutup ibadetimizi yaparken manevi muhasebeyi, insanlığın hâl ve gidişatını mutlaka gözden ve gönülden geçirmemiz mecburidir.
Bunun yanı sıra ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesilmeden ilerleyip makul bir uzlaşma vasatında görüş ve fikir birliğinin tecelli etmesi samimi dileğimizdir.
Kuzeyimiz çalkalanırken güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi, bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak yaygın ve küresel bir çatışma hâlini karşımıza çıkaracaktır.Bir başka mühim mesele de Filistin devletiyle ilgilidir. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin Cumhuriyeti’nin kurulmasından başka tarihi, coğrafyayı, insanlık ve İslam vicdanını tatmin edecek ikinci bir seçenek yoktur.
Gazze’li mazlumlar başta olmak üzere Türk-İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyorum.
Muhterem heyetimizin ve aziz milletimizin bu mübarek ayını kutluyor, nice hayır ve hasenata kapı açmasını Yüce Allah’tan diliyorum.
Kucaklaşmak varken kutuplaşmak vebaldir.
Sevmek varken nefret diline saplanmak vehamettir.
Saygı varken küslüğe meyil etmek vefasızlıktır.
Konuşmak varken kavga etmek insani hasletlere vedadır.
Değerli milletvekilleri, bu Ramazan’da dayanışmanın, duyarlılığın, empatinin ve yardımlaşmanın güzelliklerini hep birlikte göstermeliyiz.
Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz.
Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil, mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız.
Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla eş zamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı ve daha hazır olmalıyız.
Biz gelin tertemiz gönüller arasında köprü kuralım.
Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım.
Hatırlayınız, yıllar önce bir konuşmamda anasının babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istediğimi ifade etmiştim.
Onların mahrumiyetini ta yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim.YEMİN TÖRENİNDE YAŞANANLAR EŞKIYALIKTIRCHP'nin işi gücü fitne fesattır.
Geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır.
Bakanlarımızın yemin merasimlerinde yaşanan ilkellikleri aziz milletimiz ibretle seyretmiştir.
Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini anımsatacak bir meclis değil.Gazi Meclis aciz meclis değildir.
Gazi Meclisi savaş alanına çevirmenin kime ne faydası var?
Yemin töreninde olanlar siyasi eşkıyalıktır.
İstanbul'daki tezgahınız bozuldu öfkeniz buna mı?
CHP zihniyetini ayıplıyorum, haddinizi bilin.
DETAYLAR BİRAZDAN...