Haber Detayı

AloBilgi’den OnlyFans’e
Hatice turhan gercekgundem.com
17/02/2026 06:00 (1 saat önce)

AloBilgi’den OnlyFans’e

İnsanlık tarihi, temelde aynı olan ihtiyaçların kabuk değiştirme tarihidir. Ruhun o bitmek bilmeyen "bağ kurma" arzusu, kapitalizmin elinde her devirde farklı bir oyuncağa dönüşür. Bugün akıllı telefonlarımızın ekranlarında kaydırdığımız OnlyFans pencereleri ile 90’lı yılların gece yarısı reklamlarında beliren "AloBilgi" hatları arasında, teknolojik bir uçurum olsa da ahlaki ve sosyolojik bir ikiz kardeşlik bağı var.

Dönüp geriye bakalım: Televizyonun tek eğlence olduğu, internetin ise henüz emeklediği o yıllarda, ekranın altından geçen "900’lü hatlar" birer umut kapısı gibi sunulurdu. "Ara beni boya beni" sloganıyla zihinlere kazınan, ne idiği belirsiz bir samimiyet vaadi...

O günün "yalnızları", ay sonu gelecek kabarık telefon faturasını göze alarak, hiç tanımadıkları bir sesin hayaliyle dakikalarca telefonda beklerdi.

O sesin gerçekte kim olduğu, neye benzediği önemli değildi; önemli olan o an satın alınan "dinlenilme" veya "arzulanma" illüzyonuydu.

İşin ironik ve bir o kadar da çarpıcı tarafı, bu "sohbet" hatlarından akan paraların nereye evrildiğidir.

AloBilgi üzerinden biriken o devasa sermayenin, Türkiye’nin en prestijli vakıf üniversitelerinden biri olan Bilgi Üniversitesi’ne giden yolu döşemesi, aslında sistemin ne kadar pragmatik olduğunun kanıtıydı.

Arzunun ham maddesi, eğitimin finansmanı oluvermişti.

Kirli görülen bir işten, entelektüel bir gelecek inşa edilmişti.

Peki, bugün ne değişti?

Sadece platformlar.

Eskiden çevirmeli telefonların ucundaki o gizemli ses, yerini yüksek çözünürlüklü, 4K videolara ve kişiye özel mesajlara bıraktı.

OnlyFans, günümüzün dijital pavyonudur.

Ancak bu kez kapıdaki fedailer değil, kredi kartı ekstreleri ve "abone ol" butonları var.

Dün, gece yarısı gizlice telefonun tuşlarına basan o profil, bugün OnlyFans’te "özel içerik" için cüzdanını boşaltan aynı zihniyetin bir üst sürümüdür.

Eleştirimiz sadece bu platformları kullananlara değil; asıl eleştiri, samimiyetin metalaşmasına alkış tutan toplumsal çürümeyedir.

O gün "ara beni" diyen sese para kaptıranlar, aslında ne kadar yalnız ve çaresizlerse; bugün bir ekran görüntüsüne, sanki sadece kendisiyle konuşuluyormuş illüzyonuna binlerce lira yatıran "abone" de o kadar derin bir boşluğun içindedir.

Bu bir alışveriş değil, bir duygusal sömürü sarmalıdır.OnlyFans yayıncıları "kendi bedenimin patronuyum" sloganıyla bu işi bir özgürleşme gibi pazarlarken, arka planda binlerce erkeğin (ve kadının) bu sahte yakınlık uğruna gerçek hayattan kopuşunu izliyoruz.

Tıpkı 900'lü hatların başında sabahlayan babalarımızın, fatura geldiğinde yaşadığı o pişmanlık dolu sessizlik gibi; bugünün OnlyFans müdavimleri de dijital bir illüzyonun peşinde, gerçek ilişkilerin zahmetinden kaçıp parayla satın alınmış bir "sahte cennette" yaşıyorlar.Toplumsal olarak geldiğimiz nokta şudur: Eskiden "bilgi" pazarlanırdı (ya da öyle iddia edilirdi), şimdi ise "mahremiyet" pazarın en kıymetli malı haline geldi.

AloBilgi’den üniversite çıkaran akıl, bugünün OnlyFans dünyasından ne çıkarır bilinmez ama toplumun ruh sağlığından çok şey alıp götürdüğü kesin.Dünün "Alo"cuları ile bugünün "Abone"leri arasındaki tek fark, birinin bakır kablolara, diğerinin fiber optik kablolara takılmış olmasıdır.

Oysa gerçek bağ kurma becerisini yitiren bir toplum, her zaman yeni bir "ara beni" sloganının peşinden gidecektir.Sonuç olarak; dün telefon hatlarında harcanan paralar bir üniversite kurduysa, bugün OnlyFans’e akıtılan paralar sadece daha derin bir yabancılaşmayı ve bireysel narsisizmi besliyor.

Kaptıran yine aynı: Kendini bir ekranın veya bir sesin ardında "özel" hissetmek isteyen o ebedi yalnızlık.

İlgili Sitenin Haberleri