Haber Detayı

Ediz Hun’u sinema eğitti
Gündem nefes.com.tr
17/02/2026 06:00 (1 saat önce)

Ediz Hun’u sinema eğitti

Kamera karşısına 1963’te geçen Ediz Hun, ilk 12 yılda 130 filmde rol aldı. Sanat hayatına eğitim almadan başlayan ünlü aktör “Beni eğiten şey disiplin, dostluk ve çalışma azmiydi” dedi.

Değerli NEFES okurları, bugün “Birini sevmek zoruna değilsiniz ama herkese saygılı olmaya mecbursunuz… Herkese saygılıyımdır ama birisi bana saygısızlık ederse asla hoş görmem” diyen… Hem kapalı mekandayken ve hem de bahçeye çıktığımıza gelen geçenlerin kendisini gördüklerinde hemen yanına gelip fotoğraf çekilme ricasını kırmayan… Her teklif edenle fotoğraf çektiren ünlü sanatçı, biyolog, akademisyen Ediz Hun’la yaptığımız sohbetten bazı bölümler okuyacaksınız.

Söyleşimize, “Binemaya ilk başladığınız günlerde ‘ben bu işte kalıcı olacağım’ dediğiniz bir an oldu mu?” sorusuyla başladım.

Hiç düşünmeden, “Hayır, olmadı” deyip devam etti: “Şöyle ki, o sırada Almanya’da diş doktorluğu okumaktaydım, tatil dolayısıyla geldim, Ses mecmuası için düzenlenen bir müsabakaya katılma daveti aldım.” Ve yarışmaya katıldı.Ajda Pekkan Türkiye’nin en güzel genç kızı, Ediz Hun da Türkiye’nin en yakışıklı genç erkeği seçildi.

Yarışmadan önce yarışmacıların hepsi 6 film şirketi ile birer çevirme sözleşmesi imzaladı.SİNEMA HAYATI BAŞLIYORSonra 1 Kasım’da, Bostancı’da rıhtımda, Bolşevik Rus ihtilalinden kaçmış bir prenses olan Madam Tamara’nın köşkünde olmasını, film çekimlerinin başlayacağını bildirdiler.

Sinemayı seviyordu, iyi bir sinema seyircisiydi ama… O güne kadar hiç kameranın karşısına geçmemişti. “Benim sinema eğitimi almam lazım, zira bu konuda hiçbir bilgiye sahip değilim” dedi.“Gereksiz, rejisör sana ne yapacağını anlatır” dediler.

Bunları anlatırken “Size senaryodan da söz etmediler mi?” diye sordum. “Hayır, onu sette öğrendim.”Ediz Hun’ın rol alığı ilk filmin adı: Genç Kızlar’dı.

Çekimin başlayacağı gün Madam Tamara’nın köşküne gitti.“Yatılı bir kız lisesinde, edebiyat öğretmeni İskender Bey rolünü oynayacaktım” diyerek başladı anlatmaya.“60 kişilik bir sınıftaki kız öğrencilerle cebelleşen bir genç erkek öğretmen… Bedia Muvahhit okul müdiresi… ‘Gel çocuğum gel bakiym, heyecanlanma’ diyerek beni sınıfa götürdü.

Ön sırada Türkan (Şoray) ve Hülya (Koçyiğit) oturuyordu.”2 GENÇ VE GÜZEL KIZ“Filmi hatırlıyorum, okul deniz kenarındaydı” dedim. “Evet doğru hatırlıyorsunuz orası henüz doldurulmamıştı ve köşk deniz kenarındaydı.

Hülya, İzmir Bademli’de, Metin Erksan yönetiminde ‘Susuz Hayat’ı çekmiş gelmişti.

Rol arkadaşları Ulvi Doğan ve Erol Taş’tı… Türkan da 5-6 ay kadar önce, Ayhan (Işık) ve Ekrem (Bora) ile Acı Hayat’ta oynamıştı.

İkisi de geniş seyirci kitlesine sahip star olma yolundaydılar.

Belki de Türkan stardı.

Bu benim şansım oldu çünkü Türkan’ın seyircisi oluşmuştu ve tanınıyordu.

Daha önce rol aldığı birkaç film de çok tutmuştu.”EN BÜYÜK ŞANSI KİMDİ?“Hiç eğitim görmeden sadece yönetmenin yönlendirmesiyle kolay değil tabi ki heyecanlanmışsınız.”“Evet heyecanlandım tabii ve çekim sırasında bunu hissettiğim için bilhassa yüz kaslarım çok kasıldı.

Benim şansım, parlamakta olan bu iki genç ve güzel yıldızın yanında sinemaya başlamış olmamdı.”“Yanlış hatırlamıyorsam birinci kadın oyuncu Türkan Şoray’dı…”“Tabii tabii Türkan birinci kadın oyuncuydu.

Hülya ise parlamakta olan bir yıldızdı.

Sınıfta ikisi en ön sırada birlikte oturuyorlardı.”“Film gişe yaptı mı?”“Hem de nasıl… Çok tuttu film.

Tutunca beni aldılar Adana’ya götürdüler.

Adana’da bir bölge film şirketi vardı.

Adana ve bölgesindeki seyirci filmi çok tutmuştu.

Bölgeler yapımcı şirketlerden ‘ben falanca aktörün veya filanca kadın sanatçının filmini istiyorum’ diye talepte bulunurlardı ve bizler de öylece yıldız olurduk.

Ben dediğim gibi ilk filmimde Türkan gibi bir starla oynadığım için çok şanslıydım, onun sayesinde daha ilk filmimle tanındım.”“Yeşilçam’da sizi en çok şaşırtan şey neydi: disiplin mi, dostluk mu, rekabet mi?” “Beni şaşırtan demeyelim de beni en çok eğiten şey; disiplin, dostluk ve çalışma azmiydi… Ben Ediz’i sinemanın eğittiğine inanıyorum.

Pek çok üniversiteye bedel bir eğitimdir sinema.

Sinemada disiplinin yanı sıra dakik olmak ve sabır da vardır.”Sinemada kalıcı olmak aklımdan geçmiyorduLondra’daki hâkimler, “ortada suç yoktur” kararını işgalci İngiliz yönetimine bildirdiler.

Ama Malta’daki yurtseverler, Kurtuluş Savaşı sürecindeki “Büyük Takasa” kadar bekleyecek, sonra da savaşa katılmak üzere Ankara’ya koşacaklardı...Sonra sahneye Çanakkale kahramanı, gencecik bir general çıktı.

Henüz 38 yaşındaydı.

Yıldırım Orduları Komutanlığı görevinden istifa edip, Adana’daki şerefli Türk askerlerine, “Silahlarınızı iyi saklayın, çok lazım olacak” dedikten sonra, trenle 1918’in bir kasım günü İstanbul Haydarpaşa’ya gelip, Boğaz’daki işgal zırhlılarını gördüğünde yaverine dönüp şu tarihi sözleri söylemişti:-Geldikleri gibi giderler!Mustafa Kemal’di adı ve dediğini yaptı.

Akıllara durgunluk veren bir savaş sonrasında emperyalist efendiler, arkalarına baka baka defolup gittiler, gitmek zorunda kaldılar...

O Kurtuluş Savaşı ki; düşmanla olduğu kadar içerdeki işbirlikçilerle de neredeyse aynı ölçüde uğraşıldı.Padişah sıfatlı soysuz, Kuvayı Millici güçlere karşı Ege’yi işgal eden Yunan ordusunu “Hilafet Ordusu” olarak ilan etti, Şeyhülislam sıfatlı hain fetva verdi ve İngiliz uçakları bu fetvaları Batı Anadolu’nun her yanına havadan dağıttı.Aynı işlem Mustafa Kemal ve arkadaşları hakkında verilen idam kararlarında da uygulandı.

Padişah emretti, Şeyhülislam fetvayı verdi, İngiliz uçakları da dağıttı...Ama yapılan hiçbir alçaklık, Cumhuriyete giden yolu kapatamadı.

İsyanlar, Türk ordusunu arkadan vurmak için “Kuvayı İnzibatiye”yi kuran Anzavur Ahmet, işgalcilere destek olmak üzere İslam Teali Cemiyeti’ni kuran Mustafa Sabri, başta padişah olmak üzere Damat Feritlerin, Ali Kemallerin güle oynaya üye olduğu İngiliz Muhipleri Derneği ve daha nice alçaklıklar, dünya tarihinin emperyalizme karşı ilk büyük zaferini önlemeye yetmedi.

Nâzım’ın müthiş, Homeros’un “İlyada”sına rakip “Kuvayı Milliye Destanı” işte bu müthiş serüveni anlatır...-Onlar hiç vazgeçmediler!“Üniversite ne oldu peki?”“Doğru soru… Üniversiteden bir sömestr izin almıştım ve gitmem lazımdı ama yapımcı şirket bırakmadı ve ikinci filmi yine Türkan’la ve Ülkü Erakalın rejisörlüğünde çektik.

Kenan Pars, Aliye Rona, Avni Dilligil, Suzan Avcı vardı, hepsi de o dönemin usta oyuncuları.

Bu iki filmden sonra Orhan Aksoy devreye girdi, Erman Film’le, ‘Bir İçim Su’, ondan sonra Osman Fahir Seden’le ‘Affetmeyen Kadın’… Yarışmadan önce imzaladığım o altı filmlik anlaşma var ya…”“Ben yine üniversiteyi soracağım…”“Sorun tabii sorun çünkü ‘döneceğim’ diye söz vermişim ama artık o ilk dört filmden sonra ustalar ‘sen sinemada kalıcı oldun’ diyorlar. ‘Gitmeliyim’ diyorum, ‘Gidersin, gidersin, acele etme, nasıl olsa kaydın var’ diye benim gitmemi engelliyorlar.

Ondan sonra film üstüne film, film üstüne film… 130 film bitti.”“Kaç senede çektiniz 130 filmi?”“1975’te sinemamız adeta krize girdi ve benim asla oynamayacağım filmler çekilmeye başlayınca sinemadan çekildim. 1963’te sinemaya başladığıma göre 12 yılda çekmişiz.”“Ayhan Işık, Göksel Arsoy ve hatta Ekrem Bora sahneye çıktılar ama sizin çıktığınızı hatırlamıyorum.”“Yok yok hayır, ben sahneye çıkmadım.

Zaten o kadar çirkindir ki sesim, şarkı söylemeye kalksam herkes kaçışırdı.”“Şaka yapıyorsunuz.”“Yooo şaka yapmıyorum az önce dedim ya ben çok gerçekçiyimdir.

Benden şarkıcı olamazdı, ben yurt dışına gidip üniversite eğitimi yapmayı tercih ettim.” ‘Başarıya Giden Yol’ filmimin adı olurdu“Hayatınız bir film olsaydı adı ne olurdu?”‘Başarıya Giden Yol’ dedikten sonra çok duygulu bir ses tonu ve engelleyemediği birkaç damla göz yaşıyla “Hiç de kolay olmayan ama disiplin ve azimli bir çalışmayla geçen yıllardan sonra ulaşılan bir hedef” diye devam etti.“En çok hangi rolünüz sizi anlatıyor?”Birkaç saniyeliğine “hafıza” isimli zengin arşivinde gezindikten sonra, “Ankara Ekspresi” deyip açıkladı; “Esat Mahmut Karakurt’un aynı adlı romanından uyarlanmış, Muzaffer Arslan yönetmişti… Rol arkadaşım harika insan Filiz (Akın) idi.

Canlandırdığım Binbaşı Seyfi Bey samimi ve sağlam karakterli bir vatanseverdi.

Çok severek oynamıştım.”“Evden çıkmadan önce, sevgilime size az önce sorduğum bu soruyu okumuş ve ‘sorsam mı?’ diye fikrini almıştım. ‘Tabii sor, çok güzel bir soru’ demişti.

Ve ondan sonra da ‘tahminim o ki Ankara Ekspresi filmindeki rolünü söyleyecek’ diye de tahminde bulunmuştum.

Tahminimde yanılmadım ve son soru demiştim ama özel hayata girmezse bu kadar sağlıklı ve fit bir vücuda sahip olmak için ne yapıyorsunuz?”“Yeme içme konularına çok hassasım.

Sabah muhakkak kahvaltı yaparım.

Süt, bal ve hakiki tereyağıyla birlikte her gün balık yağı alırım.

Fast food asla yemeyiz.”‘Fatma muhteşem bir insandı’“Memduh Ün’le çalıştınız mı?”“Tabii tabii… En değerli filmlerimden birinde çalıştım hem de; Yaprak Dökümü’nde… Fatma da (Girik) benim kız kardeşim rolünü oynamıştı.”“Çalışma arkadaşlarınız hakkında soru sormayacaktım ama ben ve sevgilim, rahmetli Fatma Girik’i çok sevdik… Hem oyunculuğu ve hem de insanlığı hakkında ne düşündüğünüzü sorsam kısaca ne dersiniz?”“Fatma muhteşem bir insandı… Fazla sahici… Çok samimi… Mükemmel bir oyunculuk yeteneği… O kadar doğal bir insandı ki anlatılamaz.”Sette ne yemek çıkarsa onu yerdi“Sette çalışanlar ve diğer yan oyuncular, figüranlar hangi yemeği yiyorsa onu yediğinize ilişkin anlatılanlar şehir efsanesi mi yoksa gerçek mi?”“Setteki herkes aynı yemeği yerdi.

Başroller dahil ama starlar arasında bazıları vardı ki onlar yemeklerini özel olarak dışarıdan getirtirlerdi.”“İsim sorsam verir misiniz?”“Hayır vermem… Onlar sizi okuyunca kendilerinden söz ettiğimi anlarlar.

Umarım utanırlar.

Çünkü oradaki insanlar bizden önce geliyor, bizden sonra gidiyorlar.

Ben orada bonfile yiyeceğim, kebap yiyeceğim diğerleri set mutfağında çıkan yemeği yiyecek, benim kabul edebileceğim bir şey değil ve dışarıdan yemek getirenleri nasıl eleştirdiğim bilindiği için bazı gazetelerde haber konusu olmuş olabilir.”En çok etkilendiği aktör Süleyman Turan’dı“Sinemamızda sizi en çok etkileyen aktör ya da artist kimdi?”“Hiç tartışmasız Süleyman Turan’dı… Süleyman sadece bir sanatçı, aktör değil mükemmel bir insan, mükemmel bir dosttu.”“SES mecmuasının yarışmasında sanırım rakiplerinizden biriydi.”“Evet tabii… Hatta o kadar düzgün fiziği vardı ki yani o varken benim seçilebileceğime hiç inanmıyordum.”“Ünlü gazeteci, SÖZCÜ Gazetesi’nin sahibi Burak Akbay’ın babası Ertuğrul Akbay da yarışmacılar arasındaydı.”“Evet evet hem de adam acayip yakışıklıydı.

Keza, Tony Curtis’e benzetilen Tunç Oral da yarışmaya katılmıştı ama beni seçtiler.”“Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada o dönemlerde kaslı erkekler değil, uzun boylu ve çok temiz ve biçimli yüzü olan erkekler tercih ediliyordu.

Meselâ Herkül ve Masist rollerinde oynayan üçgen vücutlu Gordon Scott, silinip gitmişti.”“Olabilir tabii.”Ampulü kim buldu?..İlkokul beşinci sınıf öğrencisine öğretmen sordu:“Söyle bakayım ampulü kim buldu?”Çocuk ıkındı, sıkındı, gözlerini ovuşturduğu ellerine dikti, sonra çaresizce sağa sola baktı…Sıra arkadaşı yanaklarından birini sıraya yatırarak fısıldadı:“Edison, Edison…”Çocuk bakışlarını öğretmene çevirdi:“Ünlü aktör Ediz Hun buldu öğretmenim...”Ediz Hun kimdir?Rumeli göçmeni bir anne ve Çerkes bir baba.… Doğduğu yer, Şair Nedim’in, “Bu şehr-i Sitanbul ki bî misl ü behâdır, Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır” dediği İstanbul...

Doğum tarihi 22 Kasım 1940.… Onuncu sınıfa kadar (Lise 2) Avusturya Lisesinde okudu ama Atatürk Erkek Lisesinden mezun oldu.… Liseden sonra, Almanya’da bir süre üniversite eğitiminde bulundu... 1973’de Berna hanım ile evlendi. 2 çocuğu var.Üniversite eğitimini Norveç’te tamamladı“Norveç’te Oslo ve Trondheim Üniversitelerinde Biyoloji ve Çevre Bilimlerinden okul ikincisi olarak mezun oldum.

Türkiye’ye döndükten sonra Çevre Bakanlığı Müşaviri ve İstanbul Çevre İl Müdürlüğü görevlerinde bulundum. 1999-2002 döneminde milletvekilliği yaptım.

Marmara ve Okan üniversitelerinde Ekoloji Bilimleri üzerine öğretim üyeliği yaptım.

Bostancı’daki Ediz Hun botanik bahçesi benim.

Şehirli gibi görünsem de ben bir tabiat adamıyım. 3000’i aşkın kaktüsüm var adada.

Avrupa’dan geliyorlar, şaşırıyorlar.”

İlgili Sitenin Haberleri