Haber Detayı
Haritalar yalan söylemez: Biz yanlış okuruz
Soner Yalçın yazdı...
İngiliz Ian Morris (d.1960), Stanford Üniversitesinde antik çağ tarihçisi ve klasik çağ arkeoloğu...“Coğrafya Kaderdir” adlı kitabını okudum.
Kitabında üç temel harita veriyor:-Morris’in ilk haritası; tarımın ve ilk büyük medeniyetlerin ortaya çıktığı coğrafi merkezleri gösteriyor: Mezopotamya, Nil Havzası, Sarı Irmak, Yangtze Havzası… Uygarlığın başladığı coğrafya.Uygarlık niye bu bölgelerde başladı?Morris’e göre sebebi; evcilleştirilebilir bitki ve hayvan çeşitliliği, ılıman iklim, nehir vadilerinin sulama avantajı, Doğu-Batı eksenli yayılım kolaylığı…-Morris’in ikinci haritası; tarihin farklı dönemlerinde uygarlık merkezinin Batı (Akdeniz-Avrupa) ile Doğu (Çin) arasında nasıl gidip geldiğini gösteriyor.
Morris, Batı her zaman üstün değildi, uzun dönemler boyunca Doğu (özellikle Çin) daha gelişmişti iddiasında.
Örneğin, M.S. 1000 civarında Çin, Avrupa’dan ileri durumdaydı.
Kağıt, pusula, barut, matbaa önce Çin’de gelişti, ekonomik olarak çok güçlüydü.
Bu harita, Batı-merkezci tarih anlayışını kırıyor…-Morris’in üçüncü haritası; 18. ve 19. yüzyılda İngiltere merkezli başlayan sanayi devrimi ile birlikte Batı’nın büyük sıçramasını gösteriyor.
Üstünlüğün Avrupa’ya geçme sebebi; kömür yataklarının coğrafi yakınlığı, Atlas Okyanusu ticaret ağı, Amerika kıtasının sömürgeleştirilmesi, enerji kullanımında devrim…Üç haritayı ayrıntılandırayım:2) Üstte yatay yazıROMANTİK OSMANLICILIK İLE OLMAZIan Morris’in kitabındaki sembolik üç haritası şunu diyor:Tarihte medeniyetlerin yükselişi bir “ırk”, “kültür” ya da “üstün zeka” meselesi değil; coğrafyanın sunduğu imkanlar, nüfus yoğunluğu ve teknolojik sıçramalarla şekillenen uzun vadeli yapısal bir süreç...Morris’in “İnsanlar aşağı yukarı aynıdır.
Onları farklı yapan, yaşadıkları coğrafyanın sunduğu imkanlardır” demesi indirgemeci gelebilir.
Ancak Morris’in 6 bin yıllık veriyi analiz eden yaklaşımı o kadar basit değil, aksine matematiksel ve karşılaştırmalı model sunuyor.
Mesela:Uygarlığı ölçmek için dört kriter kullanıyor; enerji kullanımı, kentleşme, bilgi işleme kapasitesi, askeri kapasite...
Bu dört göstergeye bakıldığında ortaya çıkan tablo net: Medeniyetler, daha fazla enerji kontrol edebildikleri ölçüde yükseliyor!Tarım devrimi; güneş enerjisinin sistemli kullanımı… Sanayi devrimi; fosil enerjinin patlaması… Dijital çağ; bilgi enerjisinin yoğunlaşması…Bu açıdan bakıldığında “medeniyet” romantik kavram değil, teknik bir kapasite…“Coğrafya Kaderdir” kitabı işte şunu söylüyor: Coğrafya başlangıç koşullarını belirler.
İnsanlar, o sınırlar içinde oynar.
Coğrafya bir satranç tahtası; taşlar ise toplumların kurumları!
Ama tahtayı seçemezsiniz.
Yani:-Uygarlık tesadüf değildir. -Üstünlük kalıcı değildir. -Enerji ve coğrafya belirleyicidir. -Tarih bir doğa süreci gibi işler.Gelelim, Ian Morris tezini neden yazdığım konusuna:İTTİFAK ÇATIRDIYORIan Morris’in kitabı, bugün gözümüzün önünde yaşanan bir kırılmayı anlamak için güçlü anahtar sunuyor:ABD-Avrupa ittifakı neden artık eskisi kadar sağlam değil?Morris’in basit ama sarsıcı tezi şu:Ülkeleri “iyi niyet” ya da “ortak değerler” değil, uzun vadede enerji, coğrafya ve üretim kapasitesi bir arada tutar…Bugün, ABD-AB/Atlantik’in iki yakasında yaşanan gerilimi anlamak için de romantik açıklamaları kenara bırakıp, bu üçlüye bakmak gerekiyor.Soğuk Savaş döneminde coğrafya netti: Avrupa, Sovyetler Birliği’ne komşuydu.
ABD ise okyanusun ötesinden güvenlik sağlıyordu.
Enerji ve sanayi düzeni Batı bloğu içinde tamamlayıcıydı...Morris’in diliyle söylersek: Aynı coğrafi baskı altında olan toplumlar, ortak enerji ve güvenlik sistemi kurdu.
Bu sistem, Atlantik ittifakını zorunlu kıldı…Sovyetler dağıldığında coğrafya tehdidi ortadan kalktı ve kırılma süreci başladı.
Örneğin; Avrupa, Rusya ile enerji bağı kurdu.
Çin yükseldi, üretim Asya’ya kaydı.
Vs.Enerji ve üretim merkezleri yer değiştirince, Atlantik ittifakının ekonomik zemini kaydı.
Şaşırtıcı değil; enerji ve üretim merkezleri sıkıştığında ittifaklar esnemeye başlar.Aslında bu bir ABD-Avrupa kopuşu değil, dönüşümü.
Çünkü birbirlerine bağımlılıkları var: Ortak savunma yapıları, finans sistemleri, teknolojik iş birliği… Yani bu ilişki “zorunlu evlilik” gibi değil, daha çok “çıkar pazarlığına” dönüşmüş durumda…Peki:Ian Morris’in “coğrafya kaderdir” yaklaşımıyla bakarsak; bir merkez güçten çok, eşik ülke olan Türkiye, bu yeni denklemde nerede duruyor?
Bu önemli sorunun yanıtını yarına bırakalım…Soner YalçınOdatv.com