Haber Detayı
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeria'daki arkeolojik alana İsrail bayrakları astı | Dış Haberler
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Hicaz Demiryolu'nun Filistin sınırları içinde kalan Nablus'taki kolu El-Mesudiye Tren İstasyonu'nun da bulunduğu arkeolojik alana İsrail bayrakları astı.
Burka Köy Meclisi Başkan Yardımcısı İmad Desuki, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, işgal altındaki Batı Şeria da Nablus a bağlı Burka köyünde bulunan El-Mesudiye Tren İstasyonu nu da kapsayan arkeolojik alana İsrail bayrakları astığını ve bölgenin girişine demir kapılar yerleştirdiğini belirtti.
Amacın, bir oldubittiye getirilerek işgalin sürdürülmesi olduğunu vurgulayan Desuki, söz konusu adımın bölgeye yönelik saldırıların sürdüğünün ispatı olduğunu ifade etti.
Arkeolojik alan dahil 5 bin dönüm araziye el konuldu Desuki, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin bölgedeki diğer ihlalleri hakkında da bilgi verdi.
Söz konusu İsraillilerin, bölgede bir kaçak yerleşim birimi kurduğunu, ekili alanlara zarar verdiğini ve Filistinli çiftçilerin arazilerine erişimini defalarca engellediğini aktaran Desuki, İsrail yönetiminin de bölgede çeşitli bahanelerle yaklaşık 5 bin dönüm araziye el koyduğunu kaydetti.
Desuki, İsrail bayraklarının asıldığı El-Mesudiye arkeolojik alanının da el konulan araziler arasında olduğunu belirtti.
Filistinlilerin arazilerine ulaşma konusunda ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Desuki, bunun hem geçim kaynaklarını hem de hayvanlarını otlatmalarını olumsuz etkilediğini dile getirdi.
El-Mesudiye, Hicaz Demiryolu nun ana istasyonlarından biri olarak biliniyor.
Söz konusu hat, Filistin kentlerini Hicaz bölgesine bağlıyordu.
Sultan 2.
Abdülhamit tarafından inşa ettirilen Hicaz Demiryolu nun, Filistin sınırlarında yer alan Nablus taki kolu olan El-Mesudiye Tren İstasyonu, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin sık sık saldırılarına maruz kalıyordu.
İsrail in Batı Şeria yı ilhakının önünü açan devlet arazisi kavramı ne anlama geliyor?
İsrail hükümetinin, işgal altındaki Batı Şeria da tek taraflı olarak başlattığı arazi kayıt süreci , Filistinlilere ait toprakların fiili gasbını idari bir işlemle resmileştirme adımı olarak değerlendirilirken, bu hamle uluslararası toplumun gözleri önünde ilerleyen açık ve sistematik bir ilhak sürecinin yeni aşaması olarak görülüyor. 1967 den bu yana ilk kez arazi tescil sürecinin yeniden başlatılmasıyla birlikte, İsrail ordusuna bağlı işgal altındaki Filistin topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT) bünyesindeki Arazi Tescil biriminin, Batı Şeria nın C Bölgesi nde mülkiyet kayıtlarını yürüteceği belirtiliyor.
Bu süreç satış izinlerinin verilmesi, harçların toplanması ve kayıt işlemlerinin denetlenmesini kapsarken, Filistin yönetiminin bu bölgede yetki kullanımını da fiilen devre dışı bırakıyor.
Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi Uluslararası Hukuk Birimi Başkanı Hasan Bureyce, İsrail hükümetinin işgal altında bulunan Batı Şeria daki arazilerin devlet arazisi olarak tesciline başlanacağı yönündeki kararını AA muhabirine değerlendirdi.
Bureyce, İsrail in söz konusu adımının, Filistinlilerin mülkiyetini resmi belgelerle kanıtlayamadığı C Bölgesi ndeki tüm arazilerin İsrail devleti adına kaydedilmesi anlamına geldiğini belirtti.
İsrail in açıklaması yeni değil, eski bir kararın yenilenip teyit edilmesinden ibaret. diyen Bureyce, sürecin İsrail hükümetinin Mayıs 2025 te 1967 den beri askıda olan arazi kayıtlarını yeniden başlatma kararına dayandığını kaydetti.
Mülkiyet devri ve Yahudi yerleşimlerine açılan kapı Bureyce, uygulamanın özünü şöyle özetledi: Resmi belgelerle mülkiyetini kanıtlayan araziler sahipleri adına kaydedilecek; ancak kimsenin başvurmadığı ya da başvuramadığı araziler devlet (İsrail) adına tescil edilecek.
Bunun yalnızca teknik bir kayıt işlemi olmadığını vurgulayan Bureyce, Yaşanan süreç, Filistin topraklarının kamulaştırılarak İsrail devleti adına tescil edilmesi ve ardından yerleşimcilere devredilmesinden ibarettir.
Bu adım, henüz resmi kaydı yapılmamış Batı Şeria topraklarının büyük bölümünü tehdit ediyor. dedi.
Bureyce, 1967 öncesinde Ürdün yönetimi döneminde Batı Şeria da sınırlı arazi kayıt işlemleri yapıldığını, ancak sürecin tamamlanmadığını vurguladı.
İsrail in son kararlarını, Batı Şeria üzerindeki kontrolü genişletmeye yönelik önceki adımlarla ilişkilendirerek, özellikle Maliye Bakanı Bezalel Smotrich in yerleşim politikalarındaki belirleyici rolüne dikkati çeken Bureyce, bu adımları, ilhak girişimlerinin ve fiili politika dayatmalarının bir parçası olarak niteledi.
Uluslararası hukukun açık ihlali İsrail in söz konusu kararının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Bureyce, şunları söyledi: Uluslararası hukuk, Batı Şeria yı işgal altındaki toprak olarak tanımlar.
Bu nedenle işgalci güç, mevcut yerel hukuka saygı göstermek zorundadır.
Bu çerçevede 1907 tarihli Lahey Sözleşmesi ne atıf yapan Bureyce, sözleşmenin işgal altındaki topraklarda mevcut hukuki düzeninin korunmasını zorunlu kıldığını belirtti.
Filistin bağlamında bunun Ürdün döneminden kalan mevzuat olduğuna işaret eden Bureyce, ayrıca İsrail in, Yahudi yerleşim faaliyetlerini kınayan 2016 tarihli BMGK nin 2334 sayılı kararı başta olmak üzere birçok BM kararını ihlal ettiğini vurguladı.
Bureyce, Yahudi yerleşim birimleri uluslararası hukuka göre yasa dışıdır.
Buna rağmen İsrail, Batı Şeria yı kademeli olarak ilhak etmeye ve yerleşimleri güçlendirmeye devam ediyor. dedi.
Sinsi ilhak Bureyce, söz konusu kararın siyasi boyutunun idari boyutundan daha belirgin olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu: Amaç, Batı Şeria topraklarının mümkün olan en geniş alanını ele geçirmek.
Buna, nesiller boyunca devredilmiş ancak resmi olarak belgelenememiş araziler dahil.
Bu süreci sinsi ilhak ve topraklara yönelik devam eden bir saldırı olarak nitelendiren Bureyce, Toprak gasbını meşrulaştırmaya yönelik hiçbir idari ya da hukuki manevra, bu adımlara gerçek bir yasal meşruiyet kazandıramaz.
Bu topraklar, uluslararası hukuka göre işgal altındaki toprak olmaya devam etmektedir. dedi.
Bureyce, devlet arazisi kavramının, teknik bir hukuki terimden ziyade, sahadaki fiili kontrolü kalıcı hale getirmeye yönelik siyasi bir araç olarak kullanıldığını dile getirdi.
İsrail in toprak gasbını resmileştirme kararı İsrail devlet televizyonunun haberine göre Tel Aviv yönetimi, Batı Şeria da 1967 den bu yana ilk kez arazi kayıt sürecini yeniden başlatma kararı aldı.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Adalet Bakanı Yariv Levin ve Savunma Bakanı Yisrael Katz tarafından sunulan teklif hükümet tarafından onaylandı.
Karar kapsamında, Batı Şeria nın yaklaşık yüzde 61 ini oluşturan ve İsrail in tam kontrolü altında bulunan C Bölgesi nde toprakların devlet mülkü olarak kaydedilmesi planlanıyor.
Süreç, mülkiyet tescili, satış izinleri ve harç tahsilatını kapsarken, Filistin yönetiminin bu bölgelerdeki yetkilerinin fiilen devre dışı bırakılması öngörülüyor.
İsrail basınına göre hedef, 2030 yılına kadar C Bölgesi nin yaklaşık yüzde 15 inin kademeli şekilde tescillenmesi .
İsrailli yetkililer, kararı yerleşim faaliyetlerini güçlendirme adımı olarak savunurken Filistin tarafı ve bölge ülkeleri ise bunu Batı Şeria nın fiilen ilhakına zemin hazırlayan bir girişim olarak değerlendiriyor.