Haber Detayı
Hatimoğulları: 'Münih'teki fotoğrafı Türkiye'de de verilmesini istiyoruz'
DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, Doğubayazıt’taki buluşmada Kürt sorununun 'terör parantezi' içinde ele alınmaması gerektiğini söyledi. Münih'te Mazlum Abdi ile İlham Ahmed'in yaptığı görüşmelere dikkat çeken Hatimoğulları 'Münih'teki bu fotoğrafın Türkiye'de de verilmesini istiyoruz' dedi
Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde düzenlenen "Barış ve Demokratik Toplum" buluşmasında konuştu.
Konuşmasına PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da Türkiye'ye getirilmesine değinerek başlayan Hatimoğulları, Öcalan'ın 27 yıl büyunca 'tecrit' altında tutulduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: "Dün sadece Türkiye'de değil, sadece İstanbul, Edirne, Amed, İzmir, Çukurova, Serhat bölgelerinde değil, Ortadoğu'nun birçok ülkesinde, Avrupa'nın birçok ülkesinde ve dünyanın birçok yerinde başta Kürt halkı olmak üzere Kürt halkının dostları, 15 Şubat Uluslararası Komployu protesto etmek için alanlardaydı, meydanlardaydı.
Ve bir slogan da tek vücut olduğu bütün kitleler, o da Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlük talebinde birleşti." 'SÜRECİN BAŞARISI İÇİN ÖCALAN'IN ÖZGÜRLÜĞÜ ÖNEMLİ' Öcalan'ın 27 Şubat'ta yaptığı çağrı ile "15 Şubat Komplosu'nu boşa düşürmeyi hedefleyen bir süreç olduğunu" belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı, 'Öcalan'ın özgür yaşamının bu sürecin başarısı için son önemli' olduğunu belirtti.
ÖCALAN İLE GÖRÜŞME Tülay Hatimoğulları sözlerine şöyle devam etti: "Bugün İmralı heyetimiz şu an İmralı'da ve Sayın Öcalan'la bir görüşme gerçekleştiriyor.
Bu görüşmede çeşitli istişareler olacak, çeşitli güncel değerlendirmeler de olacak.
Sürece ilişkin de eminiz ki Sayın Öcalan'ın çok önemli mesajları olacak.
Heyetimiz döndüğü zaman zaten bilgilerini kamuoyuyla hep beraber paylaşacağız.
Bu saldırılar (Halep'e yönelik) halka Rojava topraklarına yayılmak istenen saldırı ikinci büyük komplodur.
Bu saldırıyı başta Sayın Öcalan olmak üzere Rojava'daki özyönetim boşa düşürmüştür.
Özellikle 6 Ocak'ta apaçık bir şekilde devreye konan senaryoda kalıcı bir Kürt-Arap savaşının bu coğrafyada başlatılması ve devam ettirilmesi istendi.
Fakat bu komployu başta Sayın Öcalan'ın İmralı'da müdahaleleriyle beraber ve Rojava'daki özyönetimin birçok yürüttüğü diplomatik görüşme ile birlikte ve aynı zamanda 7'den 70'e herkesin sokakta mahallesinde bir savunma çizgisini geliştirmesiyle boşa düşürülmüştür. '30 OCAK MUTABAKATI ATILMIŞ ÖNEMLİ BİR ADIMDIR' Rojava'daki 30 Ocak Mutabakatı'nın sanki hiçbir şey kazanılmamış gibi ortaya fikirler atmaya kalkanlar oldu.
Bunların çok çok önemli bir bölümü bu sosyal medya kullanıcılarında arkadaşlarımızın teknik olarak yaptığı bir çalışmada, önemli bir bölümünü fake hesap olduğu, bold hesap olduğunu cümle âlem biliyor.
Rojava'daki 30 Ocak Mutabakatı tam anlamıyla oradaki öz yönetimin bütün amaçlarını yerine getirdiği anlamına gelmeyebilir; ama son derece önemli kazanımlarla donanmış, son derece önemli adımlar atılmış.
Ve bu mutabakatın sağlanmasıyla birlikte boğulmak istenen Rojava için atılmış son derece önemli bir pratik adımdır. 'MÜNİH'TEKİ FOTOĞRAFIN TÜRKİYE'DE DE VERİLMESİNİ İSTİYORUZ' Rojava'ya yönelik aşırı eleştirel yaklaşanlara dönüp, 3 gün devam eden Münih Konferansı'na bakmalarını tavsiye ediyorum.
Münih Konferansı'nda 120 ülkenin katıldığı uluslararası konferansta ana gündemi belirleyen Kürt halkı oldu, Rojava yönetimi oldu, Suriye'den giden heyet oldu.
Bu büyük bir diplomasi başarısıdır.
Münih Konferansı'nda hepiniz gördünüz Mazlum Abdi ve İlham Ehmed dünya liderlerinden birçoğuyla bir araya geldiler ve çok önemli bir diplomatik adım atıldı.
Münih'teki bu fotoğrafın Türkiye'de de verilmesini istiyoruz.
Diplomasi masası sadece Münih'te kurulmamalı.
Kürtlerle diplomasi masası, Suriye'deki özyönetimin de dahil olduğu bir diplomasi masası Ankara'da mutlaka; ama mutlaka kurulmalıdır. 'ŞENGAL'E PARMAK SALLANMAMALI' Suriye'de yapılan kimi hatalar oldu, kimi açıklamalar oldu.
Ümit ediyoruz ki bu yanlış açıklamalardan ciddi olarak geri dönülmüştür.
Aynı hatalar Irak için yapılmamalıdır.
Bakın Mahmura, Şengal'e parmak sallanmamalı.
Oralar tehdit edilmemeli.
Barış Kürt halkıyla taktiksel değil, stratejik bir şekilde yürütülmelidir.
Bu Suriye'de de, Türkiye'de de, Irak'ta da ve İran'daki Kürt halkıyla aynı çerçevede yol alınmalıdır. 'KÜRT SORUNU TERÖR SORUNU DEĞİLDİR' Biz bu dönem özellikle komisyonun bu raporunu son derece önemsiyoruz.
Bu komisyonun raporu her şeyi bir sihirli değnekmişçesine çözmeyecek. 100 yıllık Kürt sorununu bir dakikada çözmeyecek.
Hepimiz bunun farkındayız.
Ama atılacak çeşitli somut adımlar için bu raporun sağlıklı bir şekilde çıkması da son derece önemlidir ve tarihidir.
Komisyonun özellikle taslak halindeki basına sızan şekline baktığımızda özellikle terör kavramının çok kullanıldığını gördük.
Ümit ediyoruz ki bugün yapılacak olan toplantıda Kürt sorununu artık bir terör parantezi içinde tanımlamaktan vazgeçerler.
Çünkü Kürt sorunu bir terör sorunu değildir.
Kürt sorunu sosyolojik, iktisadi, toplumsal bir sorundur ve siyasi bir sorundur.
Bu çerçevede ele alınmalı, bu çerçevede çözülmelidir.
Bir diğeri özellikle bu komisyonun raporundan beklentimiz somut olarak çıkacak özel yasa yani PKK'lileri kapsayacak özel yasanın nasıl bir kapsamda çıkacağına dair bize bir ön bilgi verecek.
Yine bizim bu komisyondan beklediğimiz en önemli adımlar, TMK, TCK ve bunun yanı sıra İnfaz Yasası'ndaki değişiklilerdir.
Bu sürecin başarısının söylemden çıkması ve eyleme dönmesi gerekiyor.
Bu nedenle de umut hakkı son derece önemlidir.
Umut hakkı başta Sayın Abdullah Öcalan için olmak üzere birçok mahpus için önemli bir haktır ve çıkmalıdır." (POLİTİKA SERVİSİ)