Haber Detayı
Taksi şoförlerinden ödeme kaydedici cihaz tepkisi: Taksi esnafı yolcu değil, borç taşıyacak
İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın taksimetrelerle entegre Ödeme Kaydedici Cihaz (ÖKC) kullanımını 1 Eylül 2026’dan itibaren zorunlu hale getiren düzenlemesiyle sektörün sürdürülemez hale geleceğini savunarak, “Taksi esnafı artık yolcu değil, borç taşıyacaktır” dedi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nca (GİB) hazırlanan “Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tebliğ ile taksi işletmecilerine taksimetrelerle entegre çalışan ÖKC kullanma zorunluluğu getirildi.
Mevcut taksi işletmecilerinin yeni mali cihazları en geç 1 Eylül 2026’ya kadar temin edip kullanmaya başlamaları gerekiyor.
Düzenlemeye İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı ve AK Parti İzmir İl Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Özkan tepki gösterdi.
Özkan, taksi esnafının vergiye karşı olmadığını ancak uygulamanın mevcut vergi sistemiyle sürdürülemeyeceğini savundu.
Özkan şöyle konuştu: 1 Eylül itibariyle Türkiye'deki bütün taksilerin taksimetrelerine ÖKC cihazı entegrasyonu kararlaştırıldı ve Resmi Gazete'de yayınlandı.
Biz Türkiye'de taksi esnafı olarak ne vergi ödemeye ne yeniliklere karşıyız.
Ancak burada hesapsız, kitapsız diye tabir edeceğimiz, halk arasında bizim esnaf dili ile konuşacak olursak oldubittiye getirilen bir sistem olduğunu düşünüyoruz.
Biz vergi ödemenin vatandaşlık görevi olduğunu bilen bir esnaf grubuyuz.
Sisteme ve yeniliklere karşı olmadığımızın altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum.
Beş yıldır, pandemi sürecinden bu yana bizim esnafımız üzerinden vergi alınmıyordu.
Biz bunu hayatımız boyunca da inkar etmeyiz.
Ancak birden esnafın sıfırdan dört, beş kat bir vergi uygulaması ile karşı karşıya gelmesini de kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Bunun sürdürülebilir olamayacağı kanısındayız.
Biz basit usülden deftere tabi sisteme geçmekle, muhasebe giderlerimiz yaklaşık üç kat, dört kat, artı yine KDV ve stopaj damga vergileri gibi artı maliyetlerle karşı karşıya kaldık.
Bunlara da itirazımız yok.
Fakat ÖKC cihazının 1 Eylül itibariyle taksimetrelere entegrasyonu artık taksi sektörünün eğer yeni bir vergi düzenlemesi bu sektör adına yapılmaz ise sürdürülebilir olmayacağını buradan tüm kamuoyuna, taksici esnafına adına bildirmek istiyorum.
Taksi sektörü maalasef İstanbul algısı sebebiyle son 4-5 yıldır ayyuka çıkarıldı.
Bugün bir daire fiyatıyla karşılaştırdığınızda taksinin bir rant aracı olmadığını tüm kamuoyu görecektir.
Burada rant aracı olarak gösterilmesi taksilerin çok para kazanılıyor gibi bir kamuoyunda algıların yaratılması sonucu gelinen nokta maalesef budur.
Sonuç sürdürülebilir değildir.
SEKTÖR BİTMEYE VE YOK OLMAYA MAHKUM OLUR Yeni uygulamanın esnafın yok olmasına neden olacağını öne süren Özkan, Biz küçük esnafız, büyük esnafla karıştırılmaya başlandık.
Bugün bir taksinin İzmir'de ortalama hasılatı günlük, bunu Maliye bizim taksimetrelerimizdeki beyinlerden de görebilir, 7 bin lirayla 9 bin liraya arasında maksimum.
Ortalama günde 7 bin lira ciro yapan bir sektörden yüzde 20 KDV, yüzde 25 gelir vergisi, stopajı, damga vergisini de koyduğunuzda bu sektör bitmeye ve yok olmaya mahkum olur.
Geldiğimiz nokta budur dedi.
HASILAT ESASINA DAYALI VERGİ SİSTEMİNE GEÇİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ Taleplerini de dile getiren Özkan, şöyle konuştu: Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın bir 1 Eylül 2026'da başlatacağı bu sistemin hemen paralelinde bizim isteğimiz şudur; üzerimize taşınan yükün ağırlığının alınarak taşınabilecek bir yükün üzerimize konmasını istiyoruz, talep ediyoruz.
Aksi halde mevcut vergi sistemiyle kontaklar çevrilmeyecek, tekerler dönmeyecek ve esnaf evine ekmek götüremez hale gelecektir.
Devletin birinci görevlerinden birisi; 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.' Burada maalesef bu uygulamada taksi esnafımızın toplum içerisindeki yaşatılması söz konusu değil.
Burada devlet vergi toplayayım derken esnafın yok olmasına bu uygulamayla sebep olacaktır.
OKC konsun ama mevcut vergi sistemi değiştirilerek taksi esnafı için de özel halk otobüsleri, toplu ulaşım araçlarındaki gibi, örneğin İzmir'de İZTAŞIT halk otobüsleri gibi hasılat esasına dayalı vergi sistemine geçilmesini talep ediyoruz.
Bu sistem hasılat üzerinden yüzde 1,5 veya 2 oranında bir oran belirlenir ve bu hasılat ÖKC cihazından çıkan toplam hasılat üzerinden devlet vergisini alır, esnaf da vergisini verir.
Burada bürokrasi ortadan kalkmış olur.
Artan muhasebe giderleri ortadan kalkmış olur.
Esnafımız burada rahat nefes almış olur, sistem tıkır tıkır da çalışır.
Bu uygulanmak istenen sistem eğer hasılat esasına dayalı olmazsa tüm dünya uzaya çıkarken biz taksi sektörünü geliştirmek yerine geriye dönüş durumuna sokmuş oluruz ki 1986 yılından önce taksimetrelerin olmadığı, müşterilerin pazarlıkla taksimetrelerin basılmadığı bir taşımacılığa sektörü 30-40 yıl öncesine geri götürmüş oluruz.
YETKİLİLERE SESLENDİ Kararın gözden geçirilmesi çağrısında bulunan Özkan, sözlerini şöyle tamamladı: Ben tüm sektör temsilcilerine, sektör karar vericilerine, siyasilere, parti başkanlarına, milletvekillerimize sesleniyorum.
Şu an inanılmaz derecede esnafımda bir mutsuzluk ve karamsar bir tablo hakim olmuştur.
Eğer bu vergi sistemiyle ilgili hasılat esasına dayalı sisteme geçilmediği takdirde şu bilinmelidir ki taksi esnafı artık yolcu değil, borç taşıyacaktır.
Bu borç taşımanın da belirli bir süreci vardır.
Sürdürülebilir değildir.
O yüzden yetkililere sesleniyorum: Bizi yaşatın ki bizlerin de devletimizi yaşatmada bir katkımız olsun.