Haber Detayı
Uzmanlara göre İran'da dış baskılar reform kapasitesini sınırlandırırken, savaş tehdidi yatırımları engelliyor
İran ekonomisinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeni yaptırımların ardından yaşanan küçülme ile yüksek enflasyon baskısı reform kapasitesini sınırlandırırken, son dönemde artan savaş tehdidi ve güvenlik politikalarının öne çıkması yeni yatırımların...
İran ekonomisinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeni yaptırımların ardından yaşanan küçülme ile yüksek enflasyon baskısı reform kapasitesini sınırlandırırken, son dönemde artan savaş tehdidi ve güvenlik politikalarının öne çıkması yeni yatırımların hayata geçirilmesini engelliyor.İran'da ekonomik gerçeklik ile güvenlik öncelikleri arasındaki uyumsuzluklar çoğu zaman güvenlik ekseninin öncelikleri bağlamında çözümlenirken, savaş riskinin yarattığı belirsizlik yatırımları engelleyerek ekonomik istikrar umutlarını sekteye uğratıyor.Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu (SOAS) Ekonomi Uzmanı Prof.
Dr.
Hassan Hakimian ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr.
Murat Aslan, İran ekonomisinin yapısal sorunları ile ABD'nin savaş tehdidinin ülkedeki ekonomik sorunlara etkisine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu."İran ekonomisi, stagflasyon sürecine katlanmaktadır"Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu (SOAS) Ekonomi Uzmanı Prof.
Dr.
Hakimian, İran'daki toplumsal huzursuzluğun temelinde kötü yönetilen ekonomi ve yaptırımların bulunduğunu belirterek, olası bir askeri çatışma riskinin bu talepleri gölgeleyebileceğini ifade etti.İran'da 28 Aralık 2025'te başlayan protestoların, geniş halk kitlelerinin maruz kaldığı ekonomik zorluklardan neşet ettiğini dile getiren Hekimian "Bu durum bir yandan kapsamlı ekonomik yönetimsizlik ve yolsuzluktan, diğer yandan ise sıkılaşan ekonomik yaptırımlardan kaynaklanmaktadır.
ABD Başkanı Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana İran ekonomisi, küçülme ile yüksek enflasyon baskısını birleştiren bir stagflasyon sürecine katlanmaktadır." dedi.Hekimian, İran'ın savaşa girme ihtimalinin halkın taleplerini tamamen ortadan kaldırmayacağını savunarak, "Savaş çıkarsa (ekonomide) daha kötüsünün yaşanması muhtemeldir.
Rejimin çöküşünü arzulayanlar bile bunun getireceği yıkım ve ölümleri görmezden gelemezler.
Bölgedeki dış müdahalelerin Irak, Libya ve Afganistan gibi ülkelerde iç demokrasi ve istikrar getirme konusundaki zayıf sicili hafızalardadır." değerlendirmesinde bulundu.Ekonomik yaptırımlar ve hiperenflasyon riskiİran'daki ekonomik sorunların kısmen "siyasi çerçeveden" kısmen de "yapısal zorluklardan" kaynaklandığını kaydeden Hakimian, "Gerçek nedeni ne olursa olsun, İran'ın yıllar boyunca ABD ve AB'ye karşı izlediği, çatışmacı olmasıyla nam salmış dış politikasının bedelini ağır şekilde ödediği inkar edilemez." dedi.Hakimian, "ABD'nin 'şimdiye kadarki en ağır yaptırımlar' olarak nitelendirdiği maksimum baskı politikası yürürlükte kaldığı sürece, gerçek bir rahatlama sağlanması zor görünüyor." diye konuştu.Bu durumun petrol ihracatını baskılamaya ve uluslararası finansal işlemleri kısıtlamaya devam edeceğini vurgulayan Hakimian, bunun "para birimi istikrarsızlığı" ve "bütçe açığının büyümesini" de beraberinde getireceğini belirterek şu uyarıda bulundu:"Bu durum kontrol altına alınmadığı takdirde, İran'da gerçekten hiperenflasyonun patlak verme ihtimali var."İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Merkez Bankası Başkanlığına yeni bir isim atayarak uygulamaya koyduğu ekonomideki son kararlara ilişkin ise Hakimian, "Bu önlemler para birimini istikrara kavuşturmakta şimdiden başarısız olmuş, enflasyonist baskılar ise sürmekte ve daha da kötüleşmesi muhtemel görünmektedir." ifadelerini kullandı.Hekimian, İran'da ekonomi politikasının değişerek siyasi tablonun dönüşme potansiyeline dair ise "Bu mümkün, fakat politik çerçevenin değiştirme alanı sınırlı olduğu için pek ihtimal dahilinde görünmüyor." dedi."Protestolar güvenlik eksenli bir söylemin içine çekilmiştir"Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr.
Aslan, İran ekonomisinin derin bir istikrarsızlık sürecine girdiğini belirterek, "2025 yılı itibarıyla İran ekonomisi, ağır yaptırımlar, finansal izolasyon ve uzun süredir biriken yapısal kırılganlıkların birleşik etkisi altında derin bir istikrarsızlık sürecine girmiştir.
Yüksek ve kronik enflasyon, İran para biriminin (riyal/toman) hızlı değer kaybı ve zayıf büyüme performansı, geniş halk kesimlerinin yaşam standartlarını ciddi biçimde aşındırmıştır." dedi.İran'da ekonomik temelli protestoların satın alma gücündeki sert erimeye yönelik doğrudan bir toplumsal tepki olarak ortaya çıktığını söyleyen Aslan, söz konusu krizin toplumsal tabanının rejimin geleneksel destek ağlarına kadar genişlediğini ifade etti.Aslan, ABD'nin İran'a yönelik müdahaleci tutumu ve savaş tehdidinin ekonomik hoşnutsuzluğun kamusal görünürlüğünü büyük ölçüde gölgelediğini belirterek, "Protestolar, artan dış gerilimle birlikte hızla güvenlik eksenli bir söylemin içine çekilmiştir.
Devlet, toplumsal tepkileri ekonomik bir kriz göstergesi olarak değil, istikrarı tehdit eden bir güvenlik sorunu olarak ele almış; yoğun güvenlik önlemleri ve resmi söylem aracılığıyla ekonomik meseleleri arka plana itmiştir." değerlendirmesinde bulundu."Kurumsal çok başlılık piyasa mekanizmasının sağlıklı işlemesini zayıflatmaktadır"İran'daki ekonomik sorunların temelinde daha derin yapısal meseleler bulunduğunu öne süren Aslan, "Kurumsal çok başlılık, güvenlikçi kurumların ekonomi üzerindeki belirgin etkisi ve yarı-resmi yapıların yaygın varlığı, piyasa mekanizmasının sağlıklı işlemesini zayıflatmaktadır.
Ekonomik rasyonalite ile güvenlik öncelikleri arasındaki uyumsuzluklar çoğu zaman güvenlik ekseninde çözümlenmekte; fiyat mekanizması, yatırım kararları ve kaynak tahsisi bu nedenle bozulmaktadır." ifadesini kullandı.Aslan, İran'da artan dış baskılar ve güvenlik önceliklerinin ağırlığının reform kapasitesini ciddi biçimde sınırlandırdığını vurgulayarak, "İran ekonomisi kısa vadede yönetilen, ancak uzun vadede kırılganlığı artan bir denge içinde ilerlemektedir.
Mevcut politika seti, krizi çözmekten çok, toplumsal maliyeti zamana yayarak yönetmeye yönelik kısa vadeli bir dengeleme ve kriz yönetimi stratejisi niteliği taşımaktadır." şeklinde konuştu.