Haber Detayı
İmamoğlu: Sıçan gibi kaçacaklar
CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu diploma davasında dördüncü kez hakim karşısında. Bugünkü duruşmada savcının mütalaasını açıklaması bekleniyor. İmamoğlu hakkında 8 yıl 9 aya kadar hapis ve siyasi yasak isteniyor
Artı Gerçek- CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu diplomasının iptal edilmesinin ardından 'resmi belgede sahtecilik' suçlamasıyla açılan davada 8 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davada bir kez daha hakim karşısında.
MÜTALAA AÇIKLANACAK Savcılık, İmamoğlu’nun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden (KKTC) İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş yaptığı süreçte usulsüzlük yapıldığı iddiasını esas alarak mütalaasını açıklayacak.
Ekrem İmamoğlu duruşma salonuna getirildi. 'BÜTÜN BUNLARIN ANA SEBEBİ KORKU' Savunmasına başlatan Ekrem İmamoğlu, "Bütün bunların ana sebebi nedir biliyor musunuz?
Çok net: korku.
Korku, sadece iktidarın başındaki zihniyete karşı dört seçimin milletin oylarıyla kazandığım için ve cumhurbaşkanı adayı olarak önümüzdeki seçimi kazanacağımı gördükleri için, seçimi yaşamadan, rakibinden korkunun ve her yolu mübah gören anlayışın kirli tezgahlarından dolayı buradayım.
Milletimizin gönlündeki temiz yerini gördükleri için buradayım.
Ama benim milletimle, bu iktidar zihniyetinin aldatanı haklı gibi değil, sahte, hiç değil; çok samimidir.
Toplumun yüzde 70’i, bütün bu yapılanların, bütün bu zalimliğin hukuki değil siyasi olduğu inancı ile bir darbe girişimi olduğunu bilen yurttaşlarının verdiği güçle anlamak, gayet özgüveni yüksek, hiçbir Allah’ın kulundan korkmayan bir biçimde buradayım.
Ama olan millete oluyor, olan geleceğimize oluyor, adaleti, olan inancı yerle bir ettiniz.
Toplumun yüzde 80’i aşan bir oranda insanlarımız artık adalete inanmıyor.
Bundan utanılacağına gerile gerile konuşan insanlarla karşı karşıyayız.
Bu kötü zihniyet sadece haysiyetcelli ailelere saldırı yapmıyor, diplomamı iptal etmiyor; milletimizin en temel hakkı olan demokratik yolla iktidarı değiştirme iradesi de gasp ediliyor, millete gözdağı veriliyor.
Malına, mülküne, tapusuna, bütün varlığına istediğinde el koyarım diyen mesaj veriliyor ve el konuyor.
Olan millete oluyor, olan milletimizin geleceğine oluyor.
Milletin nefesini, neşesini, umudunu çalan bir düzen yaşatılıyor" dedi. 'SIÇAN GİBİ KAÇACAKLAR' İmamoğlu, "Bu süreçte makam, menfaat elde edenler… O bir avuç muhtarı size sesleniyorum: Bu makamlar, liyakatle, alın teri ile elde edilmiş makamlar değildir.
Buradan söylüyorum, tepeden tırnağa o bir avuç insanı hatırlatıyorum ki siz kaçacaksınız ama Türk milletinin iradesi, feraseti, adalet duygusu, inancı sizi hiç peşinizi bırakmadan kovalayacak.
Sandık gelecek, gong çalacak; bu fetret devrini sona erecek. 86 milyon yurttaşımız kazanacak.
İnanın, zaman öyle tahmin ettiğiniz kadar uzun da değil, çok kısadır; yakındır, kapının eşiğinde, dedir.
Her türlü haksız kazanımlarınızın, yanlış iş ve işlemlerinizin hesabını adil mahkemelerde veriyor olacaksınız.
Kulaklarınıza küpe olsun: Yaşadıklarınız, makamlarınız, yaşattıklarınız sahtedir, sahteciliktir.
Benim çok iyi bildiğim bir duyguyu hatırlatayım: Esas makam nedir biliyor musunuz?
Esas makam, aziz milletimizin gönlündeki makamdır.
Ben her zaman o makama talip oldum, milletimi çok sevdim, milletimin de yaptığım görevden dolayı beni çok sevmesini arzu ettim; tek dileğim o olmuştur.
Bakınız, koltuğunu kaybetmekten korkanların yolu hep sahtecilik olmuştur.
Koltuk düşkün olanların koltuğunu korumak için ortaya koydukları her zaman yöntem sahtecilik olmuştur, ahlak dışı yöntemler olmuştur; tarih boyu bu böyledir.
Dosya üretenler, ülkemizden, bakalım manşet üretenler; TRT, Anadolu Ajansı, itibarsız ve kişiliksiz sözcüler; medya kuruluşlarının içindeki tetikçiler… Bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını yakın tarihte görebilirsiniz" dedi.
HAPİS VE SİYASİ YASAK İSTENİYOR İddianamede, İmamoğlu'nun Kuzey Kıbrıs'ta öğrenim gördüğü Girne Amerikan Üniversitesi'nin (GAÜ) 1990 yılında YÖK tarafından tanınan bir üniversite olmadığı savunuldu.
O yıllarda Kıbrıs'ta faaliyet gösteren kurumlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin tanındığı, ancak "yatay geçiş kontenjanlarının usulsüz olarak arttırıldığı" iddia edildi.
İddianamede, İmamoğlu'nun "resmi belgede sahtecilik" suçunu "zincirleme şekilde" işlediği öne sürüldü.
Yatay geçiş için gerekli evrakın "şeklen doğru ancak içerik bakımından sahte" olduğu iddia edildi.
İddianamede İmamoğlu hakkında "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlamasından hapis istemi ve Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 53. maddesinde yer alan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması (siyasi yasak) talep edildi. (HABER MERKEZİ)