Haber Detayı

AB'nin rekabet arayışında Türkiye faktörü: Kos'un Ankara ziyareti ne anlatıyor?
Güncel haberler.com
16/02/2026 12:15 (3 saat önce)

AB'nin rekabet arayışında Türkiye faktörü: Kos'un Ankara ziyareti ne anlatıyor?

Büyükelçi Ömer Faruk Doğan, AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos'un Türkiye ziyaretini ve ele alınan gündem başlıklarını AA Analiz için kaleme aldı.

Büyükelçi Ömer Faruk Doğan, AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos'un Türkiye ziyaretini ve ele alınan gündem başlıklarını AA Analiz için kaleme aldı.***ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci kez başkanlık görevine gelmesiyle iki büyük ekonomik güç olan ABD ve AB arasındaki ekonomik rekabet ciddi seviyelere ulaştı.

AB, Trump'ın başlangıçta Çin'e karşı rekabette birlikle hareket etme arzusuna olumlu yaklaşarak paralel tedbirler aldı.

Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı'nın AB'ye yönelik maliyeti, getirdiği ilave yük ve özellikle Rusya'ya karşı alınan tedbirler kapsamındaki kısıtlamalar enerji sektörü başta olmak üzere, AB ekonomisini oldukça zorladı.

Ekonomik daralmaya neden olan enerji krizi, AB'nin rekabette ne ABD ne de Çin ile arzu ettiği seviyeye gelmesini önledi.Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 4. yılının arifesinde, AB'nin geçen yıl ekonominin yeniden canlandırılması amacıyla tahsis ettiği 100 milyar avroluk kalkınma desteği projesinin uygulamaya yönelik iç tartışmalar nedeniyle arzu edilen hızda hayata geçirilememesi, AB'nin rekabet gücüne ve ekonomik büyümesine engel oluşturdu.

Nitekim, şubat ayı başında Eurostat'ın açıkladığı ekonomik veriler mevcut durgunluğu doğrular niteliktedir.Tüm bu gelişmelerin farkında olan AB, 12 Şubat'ta Belçika'da Devlet Başkanları düzeyinde ekonomik reformları tartışmak ve yeni kararlar alabilmek amacıyla gayriresmi bir zirve gerçekleştirdi.Söz konusu zirvede, liderler AB'nin karar mekanizması ve uygulamaya geçişte karşılaştığı yavaşlık ve gecikmelerden bahisle, düzenlemelerin çokluğuna rağmen uygulamada fiili varlığın eksikliğine değinerek, bu durumun AB rekabet gücünün azalmasına neden olduğu görüşünü ortaya koydular.Kos'un Türkiye ziyareti ne anlama geliyor?Bu zirvenin arifesinde AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos, 6 Şubat'ta Ankara'ya resmi bir ziyaret gerçekleştirdi.

Kos, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la bir araya gelerek Türkiye'nin aday statüsünü teyit etti ve hızla değişen jeopolitik ortamda bölgesel istikrar ve ekonomik dayanıklılığı teşvik etmede Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik değerine özel atıfta bulundu.AB'nin ABD ve Çin'e karşı rekabet gücünde duraksama yaşadığı bu süreçte bir araya gelen her iki taraf çıkar alanlarında ve ilişkilerde son zamanlarda yapılan karşılıklı etkileşimlerin memnuniyet verici olduğunu ve etkileşimlerin somut eylemlere dönüştürülmesine yönelik karşılıklı kararlılıklarını yineledi.Yapılan görüşmede son küresel ve bölgesel gelişmelerin Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik önemini daha da artırdığı hususu üzerinde durulurken, Dışişleri Bakanı Fidan ikili ilişkilerde karşılaşılan engellerin aşılması gerektiğini vurgulayarak daha geniş, kurumsal ve çok boyutlu bir işbirliği çerçevesi oluşturulması çağrısında bulundu.Her iki taraf, güvenlik ve bağlantı gibi karşılıklı çıkar alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesinin önemine atıfla, devam eden bölgesel ve küresel gelişmeler ışığında karşılıklı ilişkilerin stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Ayrıca görüşmede Karadeniz, Güney Kafkasya ve Orta Asya'da istikrar, dayanıklılık ve sürdürülebilir büyümeye katkıda bulunmak için enerji, ulaşım, dijitalleşme ve ticareti kapsayan bölgesel bağlantı gündeminin şekillendirilmesine yönelik daha yakın koordinasyonun önemi üzerinde duruldu.

Her iki tarafın da Türkiye'nin bölgede merkezi bir jeopolitik aktör olarak üstlenebileceği rolün önemini vurgulaması karşılıklı büyük bir değer taşımaktadır.Türkiye ve AB arasında Gümrük Birliği meselesiYapılan görüşmede ayrıca, Türkiye ile AB arasında ekonomik entegrasyonun önemi tekrar teyit edildi.

Dışişleri Bakanı Fidan'ın gelişen küresel ticaret dinamikleri, artan jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerle ikili ve bölgesel ticaret anlaşmalarının yaygınlaşması, tedarik zinciri zayıflıklarıyla yeşil ve dijital geçişler göz önüne alındığında, Gümrük Birliğinin (GB) güncellenmesinin giderek daha aciliyet gösterdiğini vurgulaması üzerine, her iki taraf Gümrük Birliği uygulanmasını iyileştirme konusunda çalışmaya devam edilmesini kabul etti.

Bu çerçevede Gümrük Birliğinin modernleşmesinin yolunu açmak ve her iki tarafın rekabet gücünü artırmaya dayalı, ekonomik güvenliğin sağlanması, ekonomik dayanıklılığın karşılıklı artırılmasının desteklemesi ve ilişkilerin tam potansiyel seviyesine ulaşabilmesi amacıyla karşılıklı anlayış ve fikir birliğinde bulunulduğu belirtildi.Görüşmede ayrıca, Avrupa Yatırım Bankasının (EIB) Türkiye'deki operasyonlarının yeniden başlatmasından duyulan memnuniyet ve Türkiye ile komşu bölgelerde yenilik odaklı, sürdürülebilir projeleri desteklemek için EIB ile işbirliğini daha da güçlendirme niyetleri ifade edildi.

Türk vatandaşlarına çoklu giriş vizesi verilmesini kolaylaştıran Komisyon Kararı'nın kabulüne yönelik memnuniyet vurgulandı.

Deprem sırasında AB'nin gösterdiği dayanışmaya atıfta bulunan Dışişleri Bakanı Fidan, Avrupa kıtasının güvenliği, istikrarı ve refahı için Türkiye-AB dayanışmasının tüm alanlara yayılmasına yönelik önerisini altını çizerek vurguladı.Türkiye'nin AB'ye sağlayabileceği ekonomik avantajlarYaşanan ekonomik daralma nedeniyle AB üyesi ülkelerin önemli bir bölümü ulusal önceliklerine yönelirken, ortak mutabakat üretmekte zorlanılması ve bürokratik prosedürlerin alınan tedbirleri uygulanabilir olmaktan uzaklaştırması birliğin ABD ve Çin ile rekabetinde de belirgin bir durgunluk yaratmaktadır.

Bu çerçevede, Kos'un Türkiye ziyareti hem AB-Türkiye ilişkilerinin geleceği hem de Türkiye'nin AB'nin rekabet gücüne sağlayabileceği katkının yerinde değerlendirilmesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır.Nitekim Kos Türkiye ziyareti öncesinde bu duruma atıfta bulunarak "Türkiye bizim için çok önemli bir ortak olacak.

Avrupa'da barış ve istikrara hazırlanmak için Türkiye ile güçlü bir ortaklık kurulması gerekiyor." şeklinde bir açıklama yaptı.

Bu açıklama, Türkiye'nin AB'nin istikrar, güvenlik ve rekabet gücüne ilave katkı sağlayabileceğine birlik tarafından duyulan güvenin bir işareti olarak değerlendirilebilir.AB'deki ekonomik durumun aksine Türkiye'de gerek büyüme hızı gerek dış ticaret artışı ve ekonominin daha istikrarlı bir seviyede seyrediyor olması, AB-Türkiye ilişkilerini kuvvetlendirecek yeni bir sürecin başlangıcı olabilecek niteliktedir.Türkiye'nin hem AB hem ABD hem de Çin ile ekonomik ilişkilerini aksatmadan sürdürebilmesi, Washington ve Brüksel'in Çin'in ticari baskısını sınırlamak amacıyla çeşitli kısıtlamalara yöneldiği bir dönemde, Ankara'nın üç aktörle de karşı karşıya gelmeden kendi ekonomik önceliklerini takip edebilmesi bakımından dikkati çekmektedir.

Bu denge politikası, AB açısından da önemli ve kayda değer bir başarı olarak değerlendirilmektedir.Türkiye'nin bölgedeki kararlı ve etkin duruşuNitekim Türkiye'nin NATO kapsamında yürütülen tatbikatta savunma alanında ortaya koyduğu disiplin ve büyük başarının yanı sıra, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) ile birlikte Rusya-Ukrayna Savaşı'na rağmen her iki ülkenin mutabakatıyla 45 milyon tona ulaşan tahıl sevkiyatının önünü açması, Karadeniz'i savaş alanına dönüşmekten ciddi şekilde koruması, sadece ekonomik değil siyasi konularda da Türkiye'nin ciddi ve etkin birleştirici konuma sahip olduğunun göstergesi olarak değerlendirilmektedir.Türkiye özellikle, ABD'nin İran ile savaş gündemini bölgede neden olacağı istikrarsızlık nedeniyle büyük bir gayretle engellemeye çalışmaktadır.

Türkiye'nin jeostratejik konumunun sunduğu imkanları ekonomik alanda değerlendirme kapasitesi, istikrarlı işbirliği ve sağlıklı bir rekabet ortamının oluşturulmasında Ankara'yı ayrıcalıklı ve özgün bir konuma taşımaktadır.AB'nin, Çin ve ABD karşısında ticari alanda daha etkin bir rol üstlenebilmek için serbest ticaret anlaşmalarının (STA) genişletilmesi gerektiğine yaptığı vurgu isabetli bir tespittir.

Bununla birlikte, Türkiye'nin AB'nin imzaladığı STA'lara doğrudan dahil edilmesi, 1996'dan bu yana kesintisiz şekilde uygulanan GB anlaşmasının doğal ve tamamlayıcı bir gereğidir.

Nitekim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da gerçekleştirilen görüşmelerde bu hususa özel vurgu yaparak Gümrük Birliğinin güncellenmesinin önemine dikkati çekmiştir.

Bu çerçevede, ekonomik entegrasyonu derinleştiren, olası serbest dolaşım aksaklıklarını ve vergi kayıplarını önlemeyi hedefleyen yeni bir GB yaklaşımının, AB'nin rekabet gücüne ilave katkı sağlayacağı açıktır.[Ömer Faruk Doğan, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisidir.]Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri