Haber Detayı
Bir harf, bir trajedi: Hamnet ve Hamlet arasındaki bağ
Shakespeare’in 11 yaşında kaybettiği oğlu Hamnet ile “Hamlet” arasındaki isim benzerliği, edebiyat araştırmalarında uzun süredir tartışılıyor. Bir harf fark, kişisel bir yasın dünya edebiyatının en büyük trajedilerinden birine dönüşmüş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Peki bu bağ tesadüf mü, yoksa tarihin satır aralarında saklı bir iz mi?
Bir harf değişir, bir hayat biter, bir trajedi doğar. 16. yüzyılda yaşamını yitiren Hamnet ’in adı, yıllar sonra dünya edebiyatının en büyük trajedilerinden birinde yankılanır: Hamlet .
Peki bu benzerlik yalnızca bir tesadüf mü, yoksa kişisel bir yasın sanata dönüşmüş hâli mi?
HAMNET KİMDİ?
William Shakespeare’in oğlu Hamnet, 1596 yılında henüz 11 yaşındayken Stratford’da hayatını kaybetti.
O dönem İngiltere’de çocuk ölümleri yaygındı; ancak bir çocuğun kaybı, hangi çağda olursa olsun sıradan değildir.
Shakespeare’in bu kaybı nasıl yaşadığına dair doğrudan bir belge yok.
Fakat dört yıl sonra yazılan bir oyun, bu sessizliğin içine sızan bir gölge gibi durur.
HAMLET İLE HAMNET ARASINDAKİ İSİM MESELESİ Hamlet ile Hamnet arasındaki fark yalnızca bir harftir.
Üstelik 16. yüzyıl İngilizcesinde isimlerin yazımı sabit değildir; Hamnet ve Hamlet kimi kayıtlarda birbirinin yerine kullanılabilmektedir.
Bu nedenle pek çok araştırmacı, Shakespeare’in oğlunun ölümünün Hamlet’in karanlık dünyasını etkileyip etkilemediğini sorgular.
Hamlet’in merkezinde bir yas vardır: Babasını kaybeden bir oğul ve ölümle hesaplaşma.
Ancak oyunun alt metninde sürekli dolaşan şey yalnızca intikam değil, ölümün kendisidir.
Çürüme, fanilik, kayıp… Sanki bir baba, ölüm fikrini sahnede yeniden ve yeniden anlamaya çalışır.
YAS SANATA DÖNÜŞÜR MÜ?
Shakespeare’in oğlunun ölümünden sonra yazdığı eserlerde ölüm temasının yoğunlaştığı sıkça dile getirilir.
Hamlet’teki varoluşsal sorgulama “ Olmak ya da olmamak” yalnızca felsefi bir soru değil, aynı zamanda kayıpla baş etmenin bir biçimi olabilir mi?
Bu noktada kesin konuşmak mümkün değil.
Shakespeare’in kişisel hayatı hakkında bildiklerimiz sınırlı.
Ancak edebiyat tarihi bize şunu gösterir: Büyük trajediler çoğu zaman kişisel acıların gölgesinde filizlenir.
HAMNET’İ YENİDEN OKUMAK Hamnet romanında Maggie O'Farrell , bu sessiz boşluğu doldurmaya çalışır.
Shakespeare’i merkeze almak yerine Hamnet’i ve özellikle annesi Agnes’i anlatır.
Böylece tarihsel bir dipnot gibi görünen bir çocuğun hayatı, edebiyatın merkezine taşınır.
Roman, Hamlet’in gölgesinde kalan çocuğa bir ses verir.
Ve okur şunu düşünmeye başlar: Belki de dünya edebiyatının en ünlü trajedisi, bir babanın dile getiremediği yasın yankısıdır.
TESADÜF MÜ, İZ Mİ?
Hamnet ile Hamlet arasındaki bağın kesin bir kanıtı yok.
Ancak edebiyat yalnızca belgelerle değil, sezgilerle de okunur.
Bir harf bazen bir hayatı, bir kaybı, bir iç sarsıntıyı taşır.