Haber Detayı

Et Fabrikalarımız AVM Oldu, Soframız Boş Kaldı: Türkiye'nin Gıda Çöküşünün 7 Rakamı
Mete yolaş gercekgundem.com
16/02/2026 06:00 (6 saat önce)

Et Fabrikalarımız AVM Oldu, Soframız Boş Kaldı: Türkiye'nin Gıda Çöküşünün 7 Rakamı

Kamunun elinden çıkan kurumlar, yani bizim fabrikalarımız, bizim işletmelerimiz tasfiye edildi. Bu tasfiye, gıda sistemimizde onarılması güç kırılganlıklar yarattı. Tarıma ait kamu kuruluşlarının özelleştirilmesinden elde edilen gelir yalnızca 177,4 milyar dolar. Bu miktar, tüm özelleştirme gelirlerinin yüzde 4,3’ünü oluşturuyor. Yani bu kurumlar ekonomik bir kazanç için değil, AKP iktidarının ideolojik tercihinden dolayı elden çıkarıldı.

3 Milyon Çiftçi Nereye Gitti?Kamu kurumlarının tasfiyesi ve dışarıdan dayatılan ekonomik reçeteler yerel üretici tabanını dramatik biçimde çözdü.

Tarımda çalışanların toplam istihdamdaki payı 2002’de yüzde 33,2’yken, 2023’te yüzde 14,8’e düştü.

Tarım Reformu Uygulama Projesi’nin başladığı 2002’den bugüne 3 milyonu aşkın yurttaşımız çiftçiliği bırakmak zorunda kaldı.Erzurum’da 3 kuşaktır hayvancılık yapan Mehmet Amca ve Yozgat’ta 4 kuşaktır tarlasını eken Ayşe Teyze artık yaşlı.

Çocukları kent çeperlerine göçtü.

Güvencesiz ya da emekleri sömürülen işlerde beş kuruş para kazanmaya çalışıyorlar.Ama bu rakam tek başına yanıltıcı. 2002’de nüfusumuz 66 milyondu, bugün 86 milyona ulaştı. 2002’de 6 milyon 745 bin yurttaşımız tarımda çalışıyordu.

Nüfusumuz yüzde 30 artarken tarımda çalışan sayımız yüzde 18,4 azaldı.

Eğer tarımın istihdam payı korunsaydı, bugün yaklaşık 11 milyon 768 bin yurttaşımız tarımda çalışıyor olacaktı.

Yani tarımda 5–6 milyon kişilik bir istihdam fiilen yok edildi.Çiftçimize tarlanı ekme, paranı al diyen devlet yardımı Doğrudan Gelir Desteği çiftçilerimizi toprağı ekmeye değil, ekmemeye yönlendirdi.

Kırsal nüfus, 1980’daki 25 milyonluk zirvesinden bugün 5 milyonun altına geriledi.

Köyden göç edenlerin yaş ortalaması 27.

Köylerde kalanlar ise yaşlı bir nüfusla başbaşa kaldı.

Bugün çiftçilik yapan yurttaşlarımızın yaş ortalaması 59.2014’te çıkarılan Bütünşehir Yasası, tüm köy ve beldeleri mahalle statüsüne dönüştürdü.

Bu düzenleme, göç istatistiklerini okunamaz hale getirdi.

Çoğu verinin birbiriyle bağı kurulamıyor.

Anlamlı bir istatistik elde edilemiyor.Kaybettiğimiz Sadece Fabrika Değil: Geri Gelemeyecek Olan Ne?Kamu kurumlarının tasfiyesi gıda fiyatlarını doğrudan etkiliyor.

Gıda enflasyonu son yıllarda kronik bir krize döndü.

Türkiye, dünyada en yüksek gıda enflasyonuna sahip 5 ülke arasında.

Ocak 2026 itibarıyla gıda enflasyonu yüzde 31,69.

Avrupa’nın yüzde 2,7’lik oranının 12 katı.

Bir kilogram kıyma 700 lira.

Asgari ücretin yüzde 2,5’i.Yoksulluk çeken yurttaşlar, harcanabilir gelirlerinin yüzde 31’inden fazlasını gıdaya ayırmak zorunda kalıyor.

Kişi başı yıllık kırmızı et tüketimimiz 10 kilogram civarında.

Amerika’da bu rakam 72 kilogram, Avrupa’da 60 kilogram.

Aradaki uçurum bu kadar derin.Beslenme kalıplarımız da ciddi biçimde bozuluyor.

Günlük enerji alımının yüzde 44’ü yalnızca ekmekten, yüzde 58’i ekmek ve tahıl ürünlerinden sağlanıyor.

Enerjimizin yüzde 62’si karbonhidratlardan, yalnızca yüzde 11’i proteinlerden geliyor.

Yurttaş kırmızı etten uzaklaşıyor, daha ucuz protein kaynaklarına yöneliyor.Hindistan Başardı, Brezilya Başardı, Türkiye Neden Başaramadı?Dedelerimizin kullandığı yerli tohumlar, ıslah edilmiş hayvan ırkları yeniden yaratılamaz.

Bunlar yok oldu.

Dağıtılan teknik personel, onlarca yıllık kamu ıslah çalışmaları, yani tohumdan hayvan ırkına kadar geliştirilmiş birikimimizin ve kalite süreçlerinin yeniden inşası en az bir kuşak sürer.

Satılan ve yıpratılan fiziksel altyapı kolay biçimde yeniden kurulamaz.

Gıda ve tarım siyasi açıdan 5 büyük şirketin eline geçti.Köyden kente göçle eriyen çiftçi toplulukları ve toplumsal dayanışma ağları fiilen geri döndürülemez.

AKP iktidarının bizi getirdiği noktayı anlamak için başka ülkelerin deneyimlerine bakmak yeterli.Hindistan, 1970’te başlattığı Beyaz Devrim’le Ulusal Süt Geliştirme Kurulu öncülüğünde 73 binden fazla köy kooperatifi kurdu.

Süt açığı yaşayan bir ülkeyken kişi başına düşen sütü 30 yılda ikiye katladı.

Dünyanın en büyük süt üreticisi oldu.

Amul Kooperatifi, bugün 8 milyar doları aşan cirosuyla günde 200 milyon Hintliye süt sağlıyor.Brezilya’nın 1973’te kurulan kamusal tarım araştırma kurumu EMBRAPA, 46 araştırma merkezi ve 2444 araştırmacıyla ulusal tarımsal verimliliği yüzde 110 artırdı.

Amerika’dan gıda yardımı alan bir ülkeyi, dünyanın en üretken tarımsal ihracatçılarından birine dönüştürdü.Güney Kore’nin NongHyup’u, 2 milyon çiftçi üyesiyle kırsal gıda pazarlamasının yüzde 48’ini üstleniyor.

Bankacılık, sigorta ve tarımsal danışmanlık hizmetlerini bütünleşik biçimde sunuyor.

Dünyanın en büyük ikinci tarım kooperatifi.Bu modellerin ortak özelliği açık: devlet piyasadan çekilmedi, kamu kurumlarını güçlendirerek özel sektörün de katılımını sağladı.

Hindistan’daki kooperatifler çok uluslu şirketlerle rahatlıkla rekabet edebilecek konuma ulaştı.

AKP iktidarının politik tercihleri Türkiye’yi bu yoldan saptırdı.

İlgili Sitenin Haberleri