Haber Detayı

CHP'nin Milas'ta "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" Mitingi... Özgür Özel: "89 Miting Bu Kadar Güçlü Anlata...
Güncel haberler.com
15/02/2026 16:42 (3 saat önce)

CHP'nin Milas'ta "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" Mitingi... Özgür Özel: "89 Miting Bu Kadar Güçlü Anlata...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bütün Türkiye’nin önünde bugüne kadar 89 miting anlattım. ‘Bu dava siyasidir’ diye. 89 miting, bu kadar güçlü anlatamazdım. Akın Gürlek siyasidir, AK Partilidir. AK Parti il başkanlarının önünde ‘Partimiz için çalışacağım’ diyen kişi, bir gün önce Ekrem İmamoğlu’na, arkadaşlarımıza iftira atan, zulmeden kişidir. Canlı yayına cesaretleri yoktur, ama canlı yayını da tutuksuz yargılamayı da arkadaşlarımızın masumiyetini kanıtlamayı da biz hep birlikte başaracağız" dedi.

(MUĞLA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bütün Türkiye'nin önünde bugüne kadar 89 miting anlattım. 'Bu dava siyasidir' diye. 89 miting, bu kadar güçlü anlatamazdım.

Akın Gürlek siyasidir, AK Partilidir.

AK Parti il başkanlarının önünde 'Partimiz için çalışacağım' diyen kişi, bir gün önce Ekrem İmamoğlu'na, arkadaşlarımıza iftira atan, zulmeden kişidir.

Canlı yayına cesaretleri yoktur, ama canlı yayını da tutuksuz yargılamayı da arkadaşlarımızın masumiyetini kanıtlamayı da biz hep birlikte başaracağız" dedi.CHP'nin Silivri'de tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebiyle düzenlediği "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 89'uncusu Muğla'nın Milas ilçesinde düzenlendi.

Binlerce yurttaş miting alanını doldururken, yüzlerce yurttaş ise mitingi bariyerlerin dışında ya da evlerinin balkonlarından izledi.

CHP Lideri Özgür Özel, konuşmasına şöyle devam etti: "Erdoğan'a sesleniyorum: O boş senetleri ya yırtıp atacağız" "Bağış kampanyaları ile birlikte depremden sonra toplam 71 milyar dolar toplandı. 40 milyar dolarla konutlar bitti diye hesap yaptılar.

Onların yalancısıyız.

Yani konutlara lazım olan para toplandı ve 31 milyar da fazlası var.

Ama depremzedeye anahtar vermeden önce senet imzalatıyorlar. 100 kere söyledim, afet konutunda faiz olmaz.

Ama orayı çizince anahtarı vermiyorlar.

Dedik ki 'Faiz olmasın.' 10 gün sustular, toplumda yükselen baskıyı görünce dün açıkladı 'Faiz almayacağız' diye.

İşte bu tekrarın, mücadelenin ve bu meydanların gücüdür.

Şimdi diyor ki 'İki yıl ödemesiz, 18 yıla böleceğim.

Peşin verene beşte birine vereceğim, birkaç milyona ev vereceğim.' ya bu evlerin parasını bu aziz millet vergi olarak ödedi.

Bağış kampanyaları ile ödedi.

Daha ne parası?

Buradan Erdoğan'a sesleniyorum: O boş senetleri ya yırtıp atacağız, ya yırtıp atacağız.

Başka çaresi yoktur." "Bu mücadele Erdoğan'dan bir şey isteme mücadelesi değildir" Artık bu mücadele Erdoğan'dan bir şey isteme mücadelesi değildir. 20 bin liralık emekli maaşını, Erdoğan'ın eskiden olduğu gibi 1,5 asgari ücret olan 42 bin liraya çıkartmasını ya da bizim söylediğimiz gibi asgari ücreti 39 bin lira yapmasını beklemiyorum.

Erdoğan'dan asgari ücrete zam, emekliye zam, depremzedeye bedava konut, öğrenciye yurt, yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa istemiyoruz.

Erdoğan'dan bir şey istersem yazıklar olsun.

Ondan bir tek şey istiyoruz.

Erken seçim sandığını istiyoruz.

İktidara geldiğinde 8 çeyrek altın alan en düşük emekli maaşı, bugün 1,5 çeyrek altın alıyor. 7 çeyrek altın alan asgari ücret, 2 çeyrek altın alıyor.

Ortalama çiftçi geliri, 19 bin 700 lira.

Asgari ücret sefalet ücreti ve maalesef ortalama ücret noktasına geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidar olduğumuzda bugünkü şartlarda asgari ücreti 39 bin lira, en düşük emekli maaşını önce bir asgari ücret ve sonra Erdoğan öncesi gibi iki asgari ücret yapmaya geliyoruz.

Biz Erdoğan'dan zam değil, zam yapmak için milletten yetki; Erdoğan'dan da sadece ve sadece seçim sandığı bekliyoruz. "Artık bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak" Geçtiğimiz hafta Erdoğan çıktı, bir yerde konuşma yaparken prompterdan çıktı, 'Bu gidişi durduramayacaksınız Özgür' dedi bana.

Vallahi bozuk saat günde iki kez doğruyu gösterirmiş ya.

Erdoğan'ın doğruyu söylediğini son zamanlarda ilk kez duyuyorum.

Şunu bilsin hiç niyetim yok, bu gidişi durdurmayacağım.

Millet sizi yolluyor, gidiyorsunuz.

Bunu durdurmayacağız.

Ama sen de şunu bil; bu gelişi durduramayacaksın.

CHP'nin gelişini durduramayacaksın.

Türkiye İttifakı'nı durduramayacaksın.

Sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, liberal demokratları, sosyalist demokratları, Türkiye İttifakı'nın iktidarını, ay - yıldızlı al bayrağı elinde taşıyan Türkiye İttifakı'nın iktidarını durduramayacaksın.

Bu bayrakla, ülkenin bölünmez bütünlüğüyle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'le sorunu olmayan herkes bizdendir, herkes bizimledir.

Türkiye İttifakı budur.

Biz kazanacağız ve bu mücadele bir dönemi kapatıp bir dönemi açacak.

Artık bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak.

Artık Limak'ın devri bitecek, Akbelen köylülerinin devri başlayacak.

Artık yandaş müteahhitler değil, bu aldığı 20 bin lira sefalet maaşıyla bu meydana itiraza koşan emekliler; bu meydanı dolduran emekçiler, çiftçiler kazanacak.

Halk kazanacak.

Halkın evlatları kazanacak.

Vatan evlatları kazanacak. "19 Mart darbesinden beri tam 333 gün geçti" 19 Mart darbesinden beri tam 333 gün geçti.

O gün demiştim ki, 47 yıl sonra partimizi birinci parti yapıp, Türkiye'de yüzde 65'e hizmet götürmeye milletten yetki alıp, bütün Türkiye'de çok büyük başarılara imza atıp Ak Parti'yi de tarihinde ilk kez ikinci bırakıp birinci parti olduğumuzda Adalet ve Kalkınma Partisi, bizi tebrik etmek, bizimle hizmette rekabet etmek, eğer genel seçimleri de kazanırsak bize ülkeyi teslim etmek yerine başka bir şeye kalkıştı. 19 Mart tarihinde, millete, 'Hayır sen değil benim dediğim yönetecek' dedi.

Milli irade 'Beni seçersen millidir, beni seçmeyince kirlidir' dedi.

Geçmişte seçimleri iptal ettiler, yine kazandık.

AK Parti bizi gençlik kollarıyla, kadın kollarıyla, ana kademesiyle yenemeyeceğini anladığı için yargı kollarını kurdu.

Hiçbir partide olmayan, demokrasiye yakışmayan ve darbeyi tankla, topla değil cübbeyle yaptıran bir işe kalkıştılar.

Bu milletin seçtiklerini içeri atıp bu millete ayar vermeye, bu milleti sindirmeye ve geriye çekilmeye zorladılar. "Darbenin hedefi bir sonraki iktidardır" Bu ülke devletini sever.

Çağırır, askere gider.

İster, vergi verir.

Laf söyletmez.

Gün gelir, canını verir.

Ama sen, devleti milletin karşısına dikersen, devleti bir partinin ilan edersen, kendi çıkarın için devleti işin içine sokarsan, alet eder, onu lehine kullanırsan bu millet buna 'Dur' der. 31 Mart'ta bu millet valilerin AK Parti il başkanı gibi çalışmasına, kaymakamın ilçe başkanlığı görevini üstlenmesine, uzman çavuşlarımızın emir altında hiç gitmedikleri ve bir daha hiç olmayacakları illerde, ilçelerde zorla oy kullandırılmasına, seçimdeki baskılara, haksızlıklara; yani devleti partinin, partiyi devletin sahibi gören AK Parti'nin kara düzenine karşı dimdik durmuştur.

Ne zaman devletle millet yarışır, millet kazanır.

Tayyip Erdoğan, arkasına devleti almış, devletin gücünü almış, Trump'ı almış.

Bize meydan okuyor.

Vallahi de biz kazanacağız.

Çünkü biz milletin tarafındayız.

Arkamızda millet var.

Her darbenin bir hedefi var.

Bu darbe öncekilerden farklı.

Öncekilerden darbe iktidara yapılıyordu.

Bu sefer darbeyi iktidar yapıyor.

Kime yapıyor?

Kendinden sonraki iktidara.

Kim yaptırıyor?

Cumhurbaşkanı.

Niçin yaptırıyor?

Kendisi için.

Kime yaptırıyor?

Kendinden sonraki Cumhurbaşkanı'na.Burada madem ki devletin savcısı AK Parti'nin yargı kolları başkanı olmuştur; madem ki devlet AK Parti'yi, AK Parti devleti kendisiyle iç içe geçmiş olarak Erdoğan'ın elinde bulmuştur, o zaman buna milletle direnmek lazım.

Darbenin hedefi bir sonraki iktidardır. 89'ncu kez bu otobüsün üstündeyiz.

O gün bugündür diyoruz ki; 'Öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz.

Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz.

Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.' "Bininci güne ulaştığımızda AK Parti iktidarından kurtulmuş olacağız" 19 Mart darbesinden bugüne tam 333 gün geçti.

O gün demiştim ki 'Gerekirse Cumhuriyet tarihinin, dünya siyasi tarihinin en uzun kampanyasını yapacağız.

Gerekirse bin gün kampanya yapacağız'.

O gün bu lafı hafife alanlar olmuştu.

Bugün 333'üncü gün.

İlk günkü azimde miyiz, ilk günkü enerjide miyiz?

Biraz önce sordum yapay zekaya.

Dedim ki '666 gün sonra tarih nedir?' 13 Aralık 2027.

Hani diyorlar ya 'Kasım 2027'de yapacağız seçimi, daha önce yapmayız.' Yani bugüne kadar üç günün biri geçti, ikisi kaldı.

Bininci güne ulaştığımızda AK Parti iktidarından kurtulmuş olacağız.

AK Parti'nin kara düzeni bitmiş olacak.

Vallahi yolun üçte birini yürüdük.

Ben ilk günkünden daha enerjik, daha güçlü, daha heyecanlı ve daha kararlı hissediyorum.

Pijamalar çıkıp, kumandalar bırakılıp, en yakındaki çağrıldığın meydana koştuğunda hiçbir şey zor değil.

O zaman başaracağız.

Asla katlanmak zorunda değilsin.

Bize katılabilirsin ve sen kazanacaksın.

Bu emekli maaşına, bu düşük ücrete, bu yoksulluğa, bu enflasyona, bu zamlara, işsizliğe, adaletsizliğe, haksızlığa katlanmak zorunda değilsiniz.

Bir çaresi var.

Var bir çaresi, onun da adı; Cumhuriyet Halk Partisi. "Akın Gürlek siyasidir" Milas'tan ilan ediyorum ki AK Parti'nin kara düzeninin sonu gelmiştir.

Artık kısa çöp, uzun çöpten hakkını alacaktır.

Bu meydanları dolduran yoksullar, ortadirek, ezilenler bu zengin ülkenin zenginliğinden payını alacaktır.

Hep birlikte çalışıp, daha çok kazanıp, daha adil bölüşeceğiz.

Zenginlerin bir elinin yağda, bir elinin balda olduğu, verginin yüzde 89'unun bu meydanlardan toplandığı AK Parti'nin kara düzenini yıkacağız.

Çok kazanandan çok alacağız, az kazanandan az alacağız, garibanın yakasından bu kirli elleri çektireceğiz.

AK Parti'nin kara düzenini hep birlikte yeneceğiz.

Bakın nasıl suçüstü yakalandılar.

Bir gün akşam İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ki hatırlayın; ne kadar tartışmalı karar varsa geçmişte hepsini alan, sonra da Anayasa Mahkemesi hak ihlalleri verdiği halde terfi ettirilen, ödüllendirilen birisi.

Önce hakimdi.

Siyasete girdi, Bakan yardımcısı oldu.

Oradan İstanbul Cumhuriyet başsavcısı oldu.

Çıkmış televizyona diyor ki… 'Ben düne kadar…' Bakın onun ağzıyla söylüyorum. 'Ben düne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'ydım…' Gece 23.59'da başsavcı.

Güya tarafsız.

Güya adil.

Güya partisiz.

Güya herkese eşit.

Ama 23.59'da bu noktada, 24.00'te daha görevinden ayrılmadan, bir imzasıyla Erdoğan'ın Adalet Bakanı oldu.

Ertesi gün Erdoğan'la AK Parti'nin İl Başkanları Toplantısı'na katıldı utanmadan ve AK Parti'nin il başkanlarına diyor ki 'Partimizin başarısı için çalışacağım.' 89 miting anlattım. 'Bu dava siyasidir' diye.

Bu kadar güçlü anlatamazdım.

Akın Gürlek siyasidir, AK Partilidir.

AK Parti il başkanlarının önünde 'Partimiz için çalışacağım' diyen kişi, bir gün önce Ekrem İmamoğlu'na, arkadaşlarımıza iftira atan, zulmeden kişidir.

Canlı yayına cesaretleri yoktur ama canlı yayını da tutuksuz yargılamayı da arkadaşlarımızın masumiyetini kanıtlamayı da hep birlikte başaracağız. "Dünyanın en siyasi davası İstanbul Büyükşehir davasıdır" Dünya siyasi tarihine geçecek ki dünyanın en siyasi davası İstanbul Büyükşehir davasıdır.

Bileğimizi bükemedikleri, hizmette yarışamadıkları, onu yenemeyecekleri için hapse atmışlardır.

Ege'nin göbeğinde, kardeşlerimin, analarımın, babalarımın yanında and içiyorum ki; biz bu mücadeleyi kazanacağız, bu iktidarı biz değiştireceğiz.Bizim iktidarımızda; çiftçisi de hayvancısı da arıcısı da balıkçısı da hak ettiği yüzde 1'lik desteklemeyi, yani bugünün beş katı desteklemeyi alacak.

Bütün ürünler, başta doğru ürüne yönlendirilen teşvik ve destek programları ile alım garantili ve ekildiğinde, dikildiğinde hangi paraya alınacağını bilerek iflasa sürüklenmeden yepyeni bir tarım politikasıyla, devlet destekli bir tarım politikasıyla, çiftçilerin de hayvancılıkla uğraşanların da yüzü gülecek.

Sosyal devlet kimsesizlerin kimsesi olacak.

Temel Vatandaşlık Geliri ile işi olmayanın çocuğu aç olmayacak.

Ayağı çıplak olmayacak.

Tenceresi boş olmayacak.

Okulda gözü arkadaşının beslenme çantasında olmayacak.

Hepsinin sahibi Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti olacak. "AK Parti mağdurlarına sesleniyorum: Katlanmak zorunda değilsin, bize katılabilirsin" Ben buradan bir hayali anlatmıyorum.

Bir hakkı tekrarlıyorum.

Bugün dünyadaki gelişmiş ülkeler ki hiçbiri bizim gibi zengin imkanlara sahip değil.

Üç tarafı deniz, tarih ise tarih, nüfussa nüfus, madense maden, petrolse petrol, balıksa balık.

Ne ararsan hepsi taşıyor memleketten ama birileri bunların hepsini kendi kesesine taşıyor.

Yoksulun kesesini düşünmüyor.

Onun için bir hak olanı söylüyorum ve bundan sonrası için de diyorum ki, Artık bu kabustan uyanmanın, artık silkinip ayağa kalkmanın zamanıdır.

AK Parti'ye oy verip yoksul kalanlara, işsiz olanlara, mağdur olanlara sesleniyorum: Katlanmak zorunda değilsin, bize katılabilirsin.

İktidar değiştiğinde ilk senin yüzün gülecek.

Çünkü sen suçsuz, günahsız, AK Parti'nin kara düzeninin oyunu aldığı, emeğini çaldığı, yarınını kararttığı güzel bir insansın.

Bize katıl, bu iktidarı değiştirelim.Tayyip Bey'in dediği gibi.

Diyor ki 'Bu gidişi durduramazsın Özgür.' O gidişi hızlandıracağız.

Seni yollayacağız, milletin iktidarını kuracağız.

Bu iktidarı değiştirelim.

Hakkımızı kimse vermeyecek, kendimiz alacağız.

Söke söke alacağız.

Biz pijamayı çıkardık, meydandayız.

Pijamayı çıkarmayanın kapısına gideceğiz, gönlünü alacağız, oyunu alacağız." (SON)

İlgili Sitenin Haberleri