Haber Detayı
Varışa 100 km kala: Asıl tehlike şimdi başlıyor
Trabzon yolu, her zaman uzun görünür. Haritada iki şehir arasıdır belki ama futbolun kalbinde başka bir mesafeye denk düşer. Hele ki...
Trabzon yolu, her zaman uzun görünür.
Haritada iki şehir arasıdır belki ama futbolun kalbinde başka bir mesafeye denk düşer.
Hele ki şampiyonluk kovalayan bir takım için, o deplasman bir viraj değil, bir eşiktir.Haftalardır konuşuluyordu. “Forvet alınmadı”, “stoper şarttı”, “yönetim sınıfta kaldı.” Fenerbahçe’nin kapısının önünde biriken bu cümleler, İstanbul’un rüzgarı gibi sert esiyordu.
Tribünde de, kahvede de, vapurda da aynı tartışma.Türkiye’de futbol biraz da budur.
Herkes teknik direktör, herkes sportif direktör, herkes hakem.
Çünkü bu memlekette futbol, yalnızca oyun değildir.
Geçim sıkıntısının, adalet arayışının, umut etme inadının başka bir dilidir.♦♦♦♦♦Maça Fenerbahçe iyi başladı.
Öyle bir başladı ki, sanki gol dakikalar meselesiydi.
Ama futbolda bazen hayat gibi, hak eden değil önce bulan sevinir.
Trabzonspor golü buldu.
Ederson’un bir anlık tereddüdü.
Ne ileri gidebildi ne geri dönebildi.
Arafta kaldı.
Muçi’ye de sadece aşırtmak kaldı.O gol, eski Fenerbahçe’yi yıkar mıydı?
Belki.
Ama bu takım yıkılmadı.
Aksine öfkesini akla dönüştürdü.
Baskıyı bir adım öne taşıdı.
Stoperler bile Trabzonspor ceza sahasının kapısına dayandı.
Anadolu’nun bir kasabasında düğün evini basan davul-zurna kalabalığı gibi sardılar rakibi.
Talisca’nın golü gecikmedi.
Sadece tabelayı eşitlemedi.
Takımın kalp atışını da düzeltti.♦♦♦♦♦İkinci gol ise bir ders niteliğindeydi.
Baskıyla kazanılan top.
İsmail’in sade pası.
Asensio’nun tek dokunuşu.
Kerem’in tek vuruşu.
Futbol bazen karmaşık bir matematik gibi anlatılır ama en güzel hali sadeliktir.
Genç futbolculara izletilmeli, "Bakın çocuklar" denmeli, "futbol önce akıl, sonra cesaret işidir."Ama Trabzonspor’da Onuachu gerçeği var.
Uzun boylu bir kule gibi yükseldi her seferinde.
Daha önce attığı iki kafa vuruşu, yaklaşan fırtınanın habercisiydi.
Savunmacılar belki daha sert olabilirdi ama bazı toplar vardır ki doğru yüksekliğe ulaştığında savunması yoktur.
Onuachu öyle bir anda golü attı.♦♦♦♦♦Fakat Fenerbahçe soyunma odasından sanki hiç mola vermemiş gibi çıktı.
Ayağını gazdan çekmedi.
İkinci yarının hemen başınd atılan müthiş gol, Trabzonspor’un umut defterini kapattı.
İkinci ve üçüncü gollerin başlangıcı, gelişimi, bitişi...
Hepsi bir hikaye düzeni içindeydi.
Başlangıçta baskı, ortasında sabır, sonunda kararlılık.Bu sıradan bir galibiyet değil.
Son üç deplasmanda Alanyaspor, Kocaelispor, Trabzonspor.
Üç deplasman, üç zorlu durak.
Dokuz puan.
Bu ülkede Trabzonspor deplasmanı, tribün baskısıdır, şehir baskısıdır, hakem kararsızlığıdır.
O atmosferden kayıpsız çıkmak, yalnızca puan değil, karakter kazanmaktır.♦♦♦♦♦Fenerbahçe son dönemde kusursuza yakın oynuyor.
İç sahadaki Göztepe beraberliği bir parantez.
Onun dışında takım, şampiyonluğa inanan bir kalabalık gibi yürüyor.Bu yürüyüşte en büyük pay Domenico Tedesco’nun.
Bahane üretmedi.
Transfer yapılmadı diye sızlanmadı.
Yönetimin eksiklerini sahada kapatmaya çalıştı.
Her maçta küçük ama etkili dokunuşlar yaptı.
Bazen bir oyuncunun yerini değiştirerek, bazen bir baskı zamanlamasıyla kaderi çevirdi.Türkiye’de teknik direktörlük zor iştir.
Bir gün kahraman, ertesi gün sanık olursunuz.
Ama Tedesco, şimdilik o ince çizgide dengede duruyor.♦♦♦♦♦Şimdi kalan maçlarda en büyük sınav Galatasaray deplasmanı.
Zirvenin kapısı oradan geçiyor.Fenerbahçe en zorlu bölümü geride bırakmış olabilir ama yolun sonu görünmeye başladığında insanın dikkati azalır.
Eski bir söz vardır.
Kazaların çoğu varış noktasına 100 kilometre kala olur.
Çünkü insan rahatlar. “Artık geldim” der.
O an hata yapar.Şampiyonluk da böyledir.
Aylarca sabredersiniz, mücadele edersiniz, tartışmalara göğüs gerersiniz.
Ama son adımı atarken titrerseniz, bütün emek bir anda uçar gider.
Şampiyonluk çoğu zaman en iyi kadronun değil, en diri zihnin ödülüdür.
Ve o zihin, varış noktasına en çok yaklaşıldığında sınanır.Fenerbahçe şimdi o son kilometrelerde.
Direksiyon sıkı tutulmalı.
Göz yoldan ayrılmamalı.
Trabzon gecesi gösterdi ki bu takım yürümeyi biliyor.
Ama zirveye varmak için yürümek yetmez.
Son adımı da aynı inatla atmak gerekir.