Haber Detayı

Türkiye’de aile kurumu neden hedefte? Ahlaksızlık özgürlük olarak pazarlanıyor
Viral tıkla ahaber.com.tr
15/02/2026 04:30 (3 saat önce)

Türkiye’de aile kurumu neden hedefte? Ahlaksızlık özgürlük olarak pazarlanıyor

Çizgi filmlerden sinema filmlerine, sosyal medyadan dijital platformlara kadar Türk aile yapısı çok cepheli bir saldırı altında. Uzmanlar, 'özgürlük' adı altında pazarlanan ahlaksızlıkların ve 'ben merkezli' yaşam tarzının toplumu yalnızlığa sürüklediğini belirtirken; sadakat, mahremiyet ve ebeveynlik gibi değerlerin sistemli şekilde değersizleştirilmesinin artık bir sosyolojik mesele değil, doğrudan bir 'milli güvenlik sorunu' haline geldiğini vurguluyor.

Çizgi filmlerden sinema filmlerine, sosyal medyadan dijital platformlara kadar Türk aile yapısı çok cepheli bir saldırı altında.

Uzmanlar, 'özgürlük' adı altında pazarlanan ahlaksızlıkların ve 'ben merkezli' yaşam tarzının toplumu yalnızlığa sürüklediğini belirtirken; sadakat, mahremiyet ve ebeveynlik gibi değerlerin sistemli şekilde değersizleştirilmesinin artık bir sosyolojik mesele değil, doğrudan bir 'milli güvenlik sorunu' haline geldiğini vurguluyor.

Çizgi filmlerden dijital platformlara, sosyal medyadan haber diline kadar uzanan geniş bir alanda aile kurumunun sistematik biçimde hedef alındığı iddiası gündemde.

Uzmanlar, aile yapısındaki çözülmenin yalnızca sosyolojik değil, milli güvenlik boyutu olan bir meseleye dönüştüğüne dikkat çekiyor. 'Sorun özgürlük değil, gelecek meselesi' uyarıları yapılırken, A Haber bu kritik başlığı tüm yönleriyle mercek altına aldı.

KÜRESEL ŞEBEKE AİLEYİ HEDEF ALDI: TOPLUMUN TEMELİNE DİNAMİT DÖŞENİYOR!

GÖRÜNMEZ DİKENLİ TELLER VE MARKA KUŞATMASI Günümüzde aile kavramının hiçbir dönemde olmadığı kadar büyük bir saldırı altında olduğunu ifade eden Uzman Aile Danışmanı Saliha Erdim, 'Şu anda güzelleşmek için onların makyajına, değerli görülmek için onların sunduğu markalara ihtiyaç hissediyoruz.

Bize bir model sunarak 'böyle olursanız gelişmiş olabilirsiniz' dediler ve bunu kanıksattılar' ifadelerini kullandı.

Toplumsal ayrışmanın medya eliyle derinleştirildiğine dikkat çeken Sabah Gazetesi Yazarı Yüksel Aytuğ, 'Son dönemde seküler yaşam tarzı ile muhafazakar yaşam tarzı arasına sinemada ve televizyon dizilerinde görünmez dikenli teller çekiliyor.

Biz birbirini anlayan, empati kuran bir millettik; ancak bu tablo bizi saygı terazisinden uzaklaştırıyor' sözleriyle tehlikeye dikkat çekti.

VİCDAN PUSULASI SUSUYOR: EGO OBEZİTESİ VE DEPRESYON Saldırının sadece ekranla değil, psikolojik telkinlerle de yürütüldüğünü belirten uzmanlar, toplumun bir 'ego obezitesi' kıskacına alındığını vurguluyor.

Psikolog Dr.

Rukiye Karaköse, aile ve manevi değerlerin insanı denetleyen birer vicdan mekanizması olduğunu hatırlatarak, 'Utanmak kötü bir şey değildir; insanı toplum ve ailesi karşısında denetim altında tutardı.

Bugün vicdanların kör olduğunu görüyoruz.

Aile ve değerler ortadan kalktığında vicdan pusulası susuyor ve insanın karanlık tarafı devreye giriyor' değerlendirmesinde bulundu.

Bu bireyselleşme akımının Türkiye'yi depresyon ilacı kullanımında üst sıralara taşıdığına dikkat çekilirken, 'sen varsın, seni üzeni hayatından çıkar' telkinlerinin insanlığı yalnızlığa mahkûm ettiği ifade edildi.

HAYALİ DÜNYALARDA ÇOCUK KAÇIRMA NORMALLEŞTİRİLİYOR Küresel çapta yankı uyandıran Epstein davası ve Hollywood yapımlarındaki bilinçaltı mesajlar, tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor.

Dijital platformların çocukları ailesiz bir hayata özendirdiğini belirten bir Fransız YouTuber, 'Disney çocuk kaçırmayı her zaman normalleştirdi.

Peter Pan, Wendy'yi alıp her şeyin mübah olduğu ailesiz bir yer olan Neverland'e götürüyor.

Gençliği, özgürlüğün ebeveynsiz yaşamak olduğu fikrine alıştırıyorlar' ifadeleriyle sinema endüstrisindeki karanlık noktalara işaret etti.

Aile bağları zayıfladığında gençlerin daha kolay yönlendirildiği ve toplumsal dayanıklılığın düştüğü gerçeği, meselenin beka boyutu olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

TERÖRLE YAPAMADIKLARINI AİLEYİ YIKARAK DENİYORLAR Haberde, aile kurumuna yönelik bu sistematik saldırının tesadüf olmadığı, terör örgütlerinin silahla başaramadığı yıkımı toplumun çekirdeğini hedef alarak gerçekleştirmek istedikleri vurgulandı.

Çözüm için ise kararlı bir duruşun şart olduğu belirtiliyor.

Medya ve dijital içeriklerde aileyi hedef alan dilin ivedilikle engellenmesi gerektiğini savunan uzmanlar, yapımların sadece reyting değil toplumsal etki üzerinden denetlenmesi ve aileyi savunan milli politikaların geliştirilmesi çağrısında bulunuyor.

Topluma, tüm bu yaşananların bir 'özgürlük' tartışması değil, doğrudan bir gelecek ve varoluş mücadelesi olduğu anlatılmalı.

İlgili Sitenin Haberleri