Haber Detayı

Mutfakta Bir Vefa ve Gelecek Hikayesi
Reha tartıcı gercekgundem.com
15/02/2026 06:00 (2 saat önce)

Mutfakta Bir Vefa ve Gelecek Hikayesi

Adana mutfağının kadim geleneklerini babasından devralıp kendi evlatlarına güçlü bir miras olarak bırakmayı hedefleyen Fikret Taşgıran, bugün "FikrEt" markasıyla etle kurduğu tutkulu bağı modern bir vizyonla taçlandırıyor.

Eski usul reçeteleri günümüz dünyasına başarıyla entegre ederken sunduğu et sushi ve dev burger gibi yenilikçi lezzetlerle, gastronomi dünyasında ezber bozan bir duruş sergiliyor.

Cüneyt Asan gibi ustalarından aldığı feyzi kendi disipliniyle harmanlayan Taşgıran ile mutfaktaki kırmızı çizgilerinden sosyal medyadaki doğal tavrına, vefa duygusundan küresel hedeflerine uzanan ilham verici bir söyleşi gerçekleştirdim.

Bu lezzet dolu yolculuğun perde arkasını araladığımız röportajda, başarısının sırlarını ve Adana mutfağına kattığı yeni nesil yorumları tüm samimiyetiyle anlattı.

Tablacılıktan başlayıp bugün Adana’da "yeni nesil kebapçı" denince akla gelen ilk isimlerden biri olmanı sağlayan o kırılma noktasını nasıl tarif edersin?Ben bu başarıyı, ustalarımdan öğrendiğim o kadim ve eski usul reçeteleri, günümüz dünyasına doğru zamanda entegre edebilmeme bağlıyorum.

Yeniliklere her zaman açık olan yapımı sadece ürünlerime değil, işletme yatırımlarıma ve ekibimin gelişimine de yansıtmayı seçtim.

Cüneyt Usta gibi Türkiye’de et dendiğinde akla gelen dev isimlerin yolunda, önce hayal ederek sonra kararlılıkla ilerledim.

Bu süreçte sadece iyi ürün çıkarmakla kalmayıp, geleneksel alışkanlıkları modern dokunuşlarla yeniden yorumlayarak gastronomiye yön verme isteğimi hep diri tuttum.

İşte bu tutku ve doğru zamanlama, markamızın bugün geldiği noktanın temel taşıdır.Geleneksel Adana kebabının o katı kuralları ile modern steakhouse kültürünü aynı potada eritirken, Adanalıların "eski köye yeni âdet" tepkisini nasıl aştın?Benim için en kritik konu, ne kadar yenilik yaparsak yapalım geleneksel mutfağın özüne ve o eşsiz lezzetlere sadık kalmaktır.

Misafirlerimize bu kültürü en doğru haliyle anlatma sorumluluğunu her zaman omuzlarımda taşıyorum.

Bizce bir mutfak, sadece ana yemekle değil, kültürün tamamını yaşattığında gerçek anlamını kazanır.

Bu yüzden Atikop şubemizdeki kebap konseptimize 18 farklı geleneksel çorba çeşidi ekleyerek kültürel zenginliğimizi koruduk.

İnsanları dinleyerek ve talepleri dikkatle değerlendirerek, modernleşirken özümüzden kopmadığımızı onlara hissettirdik.Cüneyt Asan’ın "Et’in Kitabı" senin için bir başucu kaynağı; peki sen kendi kitabını yazacak olsan ilk sayfaya hangi mutfak felsefeni koyardın?Kitabımın ilk sayfasında mutlaka orijinal reçeteleri korumanın ve onları yeni nesillere en doğru haliyle aktarmanın mesleki saygıdaki önemine yer verirdim.

Etle kurduğum o bambaşka bağı, sabah kahvaltısında bile et yiyebilecek kadar büyük olan bu tutkuyu anlatırdım.

Misafirlerime ikram etmenin, onları doyurmanın ve gözlerindeki mutluluğu görmenin bu mesleğin kalbi olduğunu vurgulardım.

Geleneksel mutfağa sadık kalarak lezzetleri geleceğe taşıma misyonu benim en temel felsefemdir.

Bu yolculukta üzerimde emeği olan tüm ustalarıma duyduğum şükran ise kitabın önsözü olurdu.

Et sushi ve dev burger gibi ezber bozan ürünlerinle festivallerde büyük ilgi gördün; bir Adanalı ustayı çiğ balık yerine bonfileyle sushi yapmaya iten o yaratıcı süreç nasıl gelişti?Et sushi ve dev burger gibi ürünlerimizi, özellikle festivallerde dikkat çekmek ve fark yaratmak amacıyla tasarladık.

Temel amacımız, etin ne kadar farklı ve yaratıcı şekillerde yorumlanabileceğini tüm dünyaya göstermekti.

Burgerlerimiz ilk günden itibaren o kadar büyük bir ilgi gördü ki, zamanla festivallerin vazgeçilmez markalarından biri haline geldik.

Misafirlerimizin bu yenilikçi yaklaşımlarımıza gösterdiği beğeni, bizim için doğru yolda olduğumuzun en somut kanıtıdır.

Yaratıcılığımızı gelenekle harmanlayarak gastronomi sahnesinde ezber bozmaya devam ediyoruz.Himalaya tuzunda dinlendirilen etler ve özel besi ırkları gibi detaylar senin "et aşkını" mı yoksa gastronominin mühendisliğini mi temsil ediyor?Aslında bu detaylar, etle kurduğum o derin tutkunun gastronomiye yön verme isteğiyle birleşmesinden doğuyor.

Herkesin yaptığı bir ürün yerine, üzerinde aylarca çalışılmış ve standartları belirlenmiş bir "mühendislik" başarısını sunmayı hedefliyoruz.

Gelen talepleri ve yenilikleri ekibimle birlikte inceleyerek, en iyi ürünü çıkarmak için sürekli bir gelişim içindeyiz.

Düzenli eğitimlerle hem kendimizi hem de mutfak kültürümüzü sürekli daha ileriye taşımak için gayret gösteriyoruz.

Yani bu süreç hem bir aşkın hem de titiz bir mutfak disiplininin ortak ürünüdür.Adana’da kebabın yanında pilav getirmeyi "hakaret" olarak gören bir ustasın; senin kırmızı çizgilerinle yeni nesil talepler arasındaki o dengeyi nasıl kuruyorsun?Ben her zaman insanları dinlemeyi, onlarla paylaşmayı ve gelen talepleri dikkatle analiz etmeyi seven biriyim.

Ancak mutfak kültürümüzün bir bütün olarak anlam kazandığına ve bazı doğruların korunması gerektiğine inanıyorum.

Bu dengeyi, geleneksel reçetelere sadık kalırken misafirlerimize bu kültürü doğru bir dille anlatarak kuruyorum.

Örneğin, kebap kültürünü eksik bırakmamak adına menümüze eklediğimiz 18 çeşit geleneksel çorba, bu dengeyi nasıl sağladığımızın güzel bir örneğidir.

Misafir odaklı bir anlayışla gelişirken, Adana mutfağının asaletinden ve özünden ödün vermiyoruz.

Mesleğe adım attığın dönemde bir gün gastronomi turizminin öncülerinden biri olacağını ve markanın bu noktaya geleceğini hayal etmiş miydin?Bugünlere gelmemde isimlerini sayamadığım kadar çok ustanın ve üzerimde emeği olan öğretmenlerimin büyük katkısı var.

Ben her zaman Cüneyt Usta gibi dev isimlerin gösterdiği yolda, hayallerimin peşinden kararlılıkla gitmeyi ilke edindim.

Markamı kurarken hem kendi ismimi hem de çocuklarımın ismini yaşatacak "Fikret" adını seçmem, bu uzun vadeli vizyonun bir parçasıydı.

Babamdan devraldığım bu mesleği üçüncü nesle taşıma hedefi benim için her zaman bir vefa borcu olmuştur.

Hayallerim, bu güçlü mirası geleceğe taşıma sorumluluğuyla her geçen gün daha da büyüdü.Öğretmenlerine duyduğun vefadan ve çocukluk anılarından sıkça bahsediyorsun; o küçük yaştaki mücadele ruhu, bugün mutfaktaki disiplinini nasıl şekillendiriyor?Öğretmenlerimin ve ustalarımın üzerimdeki emeği benim için her zaman unutulmaz bir değerdir.

Geçtiğimiz yıllarda onlarla özel bir etkinlikte bir araya gelmek, mesleki yolculuğumdaki en büyük gurur anlarından biriydi.

O dönemlerde kazandığım disiplin ve saygı, bugün ekibimin gelişimi için uyguladığım düzenli eğitimlerin ve mutfak kurallarımızın temelini oluşturuyor.

Mesleğime duyduğum saygının bir göstergesi olarak, orijinal reçeteleri koruma konusundaki titizliğim de bu köklü disiplinden gelir.

Vefa duygusu, mutfaktaki profesyonelliğimi besleyen en güçlü motivasyon kaynağımdır.FikrEt Steakhouse markasını ulusal veya uluslararası bir zincire dönüştürme konusunda seni heyecanlandıran en yakın hedefin nedir?Kendi damak zevkime göre dünyanın en iyi yemeği olan Adana kebabını, hak ettiği şekilde geniş kitlelere ulaştırmak en büyük heyecanım.

Bu eşsiz lezzeti "istek odaklı" bir anlayışla geliştirip dünyada daha fazla noktaya taşıyabileceğimize yürekten inanıyorum.

Markamızın adı olan "Fikret", sadece bir tabela değil; geçmişi ve geleceği birbirine bağlayan bir mirasın temsilcisidir.

Bu ismi küresel ölçekte bir başarı hikayesine dönüştürmek, evlatlarıma bırakacağım en değerli mirastır.

Adana mutfağının gücünü uluslararası arenada sergilemek için tüm hazırlıklarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. "Öğrenecek çok şey var" diyen mütevazı tavrını koruyarak, Adana mutfağını dünyaya tanıtmak için kafanda kurduğun o büyük projeden bize ipucu verir misin?Düzenli eğitimlerle hem kendimizi hem de mutfak kültürümüzü sürekli ileriye taşımaya gayret ediyoruz; çünkü öğrenmenin sonu yok.

Büyük projemin temelinde, geleneksel mutfağı modern dokunuşlarla yeniden yorumlayarak gastronomiye küresel bir yön vermek yatıyor.

Bu kültürü misafirlerimize ve dünyaya en doğru şekilde anlatma sorumluluğunu, yenilikçi ürünlerimizle birleştiriyoruz.

Özellikle et sushi ve dev burger gibi ezber bozan ürünlerle başlattığımız o dikkat çekici vizyonu, uluslararası standartlarda bir sistemle taçlandırmak istiyoruz.

Hedefimiz, Adana’nın yerel gücünü modern dünyanın diliyle tüm dünyaya servis etmektir.Sosyal medyadaki popülaritenin, bir şefin el lezzetinin önüne geçmemesi için uyguladığın gizli bir stratejin var mı?Sosyal medya artık hayatın bir parçası ancak ben bu mecrada her zaman doğallıktan yana olmayı seçtim.

İnsanlar bir lezzeti deneyimlerken ya da ben bir şey anlatırken beni her zaman en gerçek halimle görüyorlar.

Yapmacıklıktan uzak olan bu samimi yaklaşımın dijital dünyada karşılık bulması beni ayrıca mutlu ediyor.

Benim stratejim aslında bir "stratejisizlik"; yani ekrandaki görüntümle mutfaktaki lezzetimin bir ve aynı olmasını sağlamak.

Bu doğallık, el lezzetimin ve emeğimin her zaman ön planda kalmasını sağlıyor.Hamburger kıymasında dana ve kuzu karışımını özel oranlarla hazırlıyorsun; bu formülü bulana kadar kaç deneme yaptın ve seni "işte bu" dedirten o anı hatırlıyor musun?Bugün dillere destan olan o hamburger reçetemiz, aslında çok uzun ve titiz uğraşların sonucunda ortaya çıktı.

Yaklaşık üç ay boyunca aralıksız sürdürdüğümüz denemelerin ardından o mükemmel lezzet dengesine ulaşmayı başardık.

Tam sekiz yıldır bu reçeteyi hiçbir şekilde bozmadan, aynı standartla misafirlerimize sunmaya devam ediyoruz.

Misafirlerimizin ilk günden beri gösterdiği o büyük ilgi ve bitmeyen beğenisi, "işte bu" dediğimiz o anın en büyük ödülüdür.

Doğru formülü bulmak bir süreçti ama onu korumak bizim asıl başarımızdır.Gelecekte Adana gastronomisini küresel ölçekte nerede görüyorsun ve Fikret Taşgıran ismi bu vizyonun tam olarak neresinde duracak?Adana kebabı gibi eşsiz bir lezzeti doğru bir anlayışla sunduğumuzda, dünya gastronomisinde çok daha üst noktalara geleceğimize inanıyorum.

Fikret Taşgıran ismi, bu vizyonun içinde geleneksel mutfağa sadık kalarak onu geleceğe taşıyan bir köprü görevini üstlenecek.

Bizim ismimiz sadece bir tabela değil; geçmişi, bugünü ve geleceği birbirine bağlayan sarsılmaz bir bağdır.

Adana mutfağını küresel bir marka yapma yolculuğunda her zaman en ön saflarda yer almaya devam edeceğim.

İlgili Sitenin Haberleri