Haber Detayı
Çin Dışişleri Bakanı Vang'dan ABD'ye "büyük güç ilişkilerinde diyalog ve istişare" çağrısı
Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, Münih Güvenlik Konferansı'nda ABD ile ilişkilerin diyalog ve işbirliği temelinde ilerlemesi gerektiğini vurgulayarak, bu durumun Washington yönetiminin iradesine bağlı olduğunu söyledi.
Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, ABD ve Çin arasındaki ilişkilerin çatışmadan uzak, diyalog ve istişareye dayalı sürdürülmesinin Washington yönetiminin iradesine bağlı olduğunu söyledi.Vang, Almanya'da düzenlenen 62.
Münih Güvenlik Konferansı'nda (MSC 2026) "Çin'in Dünyadaki Yeri" başlıklı oturumda konuştu.Çin ile ABD ilişkilerinin uluslararası durumun temel doğrultusunu belirleyeceğini vurgulayan Vang, iki ülkenin diyalog ve istişare yoluyla büyük ülkeler olarak geçinmenin doğru yolunu bulabileceklerine inandıklarını belirtti.Vang, "Çin ve ABD, iyi geçinebilir ancak bu hedefin erişilebilir olup olmadığı ABD'nin iradesine bağlı olacaktır." dedi.Başkan Donald Trump'ın, Çin ile ABD'nin birlikte çalıştığında büyük işler başarabileceklerine inandığını aktaran Vang, "Ancak ABD'de herkesin aynı görüşü paylaştığından emin değilim.
Bazıları hala Çin'i çevrelemek ve baskılamak için her şeyi deniyor, hala saldırmaya ve karalamaya çalışıyor." ifadelerini kullandı.Çin-ABD ilişkilerinin gelişimi için iki yol gördüğünü dile getiren Vang, ABD'nin Çin'i akılcı ve objektif şekilde anlayarak buna uygun olumlu ve pragmatik bir politika geliştirebileceğini ve iki tarafın aynı doğrultuda birlikte çalışarak çıkarlarını genişletebileceğini kaydetti.Vang, "Diğer seçenek de ABD, Çin ile ekonomik ayrışma yolu seçip tedarik zincirlerini bozar, küçük dışlayıcı halkalar oluşturur ve Tayvan'ı Çin'den ayırmaya çalışarak Çin'in kırmızı çizgilerini ihlal ederse, bu iki ülkeyi çatışmaya götürür." değerlendirmesinde bulundu."Japonya, militarizmin hayaletinden hala kurtulamadı"Çin Dışişleri Bakanı, oturumda, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'nin geçen yıl ülkesinin parlamentosunda Tayvan Boğazı'na yönelik bir müdahaleyi, ülkesinin varlığını tehdit eden durum olarak değerlendireceğine ve askeri güç kullanabileceğine ilişkin sözlerini hatırlatarak, şunları dile getirdi:"80 yılda ilk kez bir Japon Başbakan bu sözleri sarf ediyor.
Bu sözler, Çin'in egemenliğine ve Tayvan'ın Çin'e iade edildiği gerçeğine meydan okuyor, Japonya'nın Çin'e taahhüdünü ihlal ediyor.
Çin'in böyle bir provokasyonu kabul etmesi mümkün değil."Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Nazi dönemi suçlarıyla tam bir yüzleşme yaşadığını, Nazi ideolojisini öven söz ve eylemleri yasakladığını hatırlatan Vang, "Ancak Japonya, hala A sınıfı savaş suçlularına saygı gösteriyor, onları tapınaklarda 'sözde kahraman ruhlar' olarak kutsuyor.
Bu, Japonya'da hala Tayvan'ı işgal etme ve sömürgeleştirme heveslilerinin olduğu ve ülkenin hala militarizmin hayaletinden kurtulamadığı anlamına geliyor." diye konuştu.Gazze, İran, Ukrayna ve VenezuelaDünyada halen 60'tan fazla çatışmanın sürdüğüne dikkati çeken Vang, ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir bir güvenlik vizyonunun gereğine ve sorunların çözümünde diyaloğun ve arabuluculuğun önemine vurgu yaptı.Vang, Gazze'de ateşkesin ve yeniden inşanın gerçekleşebilmesinin iki devletli çözüm ve Filistin halkı için adaletin tesis edilmesine bağlı olduğunu, uluslararası toplumun bu konuda kaçınılmaz sorumluluğunun bulunduğunu kaydetti.İran'daki durumun Orta Doğu'daki barışı doğrudan etkileyeceğine dikkati çeken Vang, ilgili taraflara "ihtiyatla hareket etme ve yeni çatışmalar yaratmaktan kaçınma" çağrısında bulundu.Vang, Ukrayna krizinde nihayet diyalog kapısının açıldığını, ilgili tüm tarafların kapsamlı, kalıcı ve bağlayıcı bir barış anlaşmasına ulaşmak için fırsatı değerlendirmesi ve çatışmanın kökeninde yatan sebepleri ortadan kaldırarak, Avrupa'da kalıcı barışı ve istikrarı sağlamasını umduklarını dile getirdi.Çinli Bakan, Avrupa ülkelerinin Ukrayna krizinin çözümünden dışlanmasına karşı olduklarını ifade etti.ABD'nin Venezuela'ya müdahalede bulunarak Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini alıkoymasına da değinen Vang, uluslararası hukukun kırmızı çizgilerinin aşılmaması ve devlet egemenliğinin korunması gerektiğinin altını çizdi.