Haber Detayı

Tarımın sessiz kahramanları: Ticaret borsaları
Dünya# dunya.com
14/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Tarımın sessiz kahramanları: Ticaret borsaları

Ticaret borsaları, çoğu zaman kamuoyunun gündeminde yer almaz. Ancak tarım ve gıda sektörünün sağlıklı işlemesi, büyük ölçüde bu kurumların görünmeyen emeğine dayanır. Tarımın konuşulduğu her yerde, ticaret borsalarının da konuşulması gerekiyor. Çünkü tarım yalnızca toprakta değil, kurumlarda da şekilleniyor.

Tarım ve Gıda Yazarı Ziraat Mühendisi Bilge KEYKUBATTürkiye tarımı konuşulurken çoğu zaman üretici, girdi ma­liyetleri, destekler, ihracat rakam­ları ya da fiyat artışları öne çıkar.

Oysa bu başlıkların tamamını bir­birine bağlayan, çoğu zaman göz ardı edilen bir kurumsal yapı var; ticaret borsaları.Bugün Türkiye’de tarım ve gı­da sektörünün sağlıklı işleyişi yalnızca tarladaki üretimle de­ğil, ürünün fiyatlanması, kayıt al­tına alınması, standardize edil­mesi ve ticarete konu edilmesi ile mümkündür.

İşte bu noktada ti­caret borsaları, tarım ekonomisi­nin sessiz ama belirleyici aktörleri olarak öne çıkar.Ticaret borsaları çoğu zaman yalnızca “ürün fiyatlarının belir­lendiği yerler” olarak algılanır.

Oysa bu tanım, borsaların gerçek işlevini oldukça daraltır.

Tica­ret borsaları; tarımsal ürünlerin şeffaf biçimde fiyatlandığı, piya­sa verilerinin kayıt altına alındığı, üretici ile sanayici arasında den­ge kuran, devlet politikalarına veri üreten kurumlardır.Bu yönüyle borsalar, yalnızca ti­caretin değil, tarım politikasının da altyapısını oluşturur.

Herkesin kabul ettiği gibi tarım ve gıda piya­salarında en büyük sorunlardan biri güvendir.

Ticaret borsaları bu güven sorununu standartlar, ana­lizler, tescil işlemleri üzerinden çözmeye çalışır.Bu nedenle borsalar, serbest pi­yasa ile kamusal düzen arasında dengeleyici bir rol üstlenir.

Ne ta­mamen piyasaya bırakır, ne de aşı­rı müdahaleci bir yapı oluşturur.

Ticaret Borsaları tarımda güvenin kurumsal adresidir.Türkiye, tarım ve gıda açısından yalnızca kendi nüfusunu besleyen bir ülke değil, aynı zamanda bölge­sel bir gıda tedarikçi durumunda­dır.

Bu potansiyelin güçlü bir şe­kilde sürdürülebilir olması için; üretimin kayıtlı olması, fiyatların izlenebilir olması, ürün kalitesi­nin belgelenmesi zorunludur.Ticaret borsaları, bu üç alanın kesiştiği noktada yer alır.

Borsalar olmadan tarım ticareti kayıt dışı­lığa, belirsizliğe ve fiyat dalgalan­malarına daha açık hale gelir.Arayüz görevi görürBugün tarım, sanayiden bağım­sız düşünülemez.

Un, yağ, yem, tekstil, biyoyakıt ve gıda sanayi­sinin tamamı tarımsal hammad­delere dayanır.

Ticaret borsaları bu noktada üretici, sanayici, ihra­catçı üçgeninde bir arayüz görevi görür.

Sağlıklı işleyen bir borsa sa­nayicinin hammaddeye erişimini kolaylaştırır, üreticinin pazarlık gücünü artırır, ihracatçının fiyat ve kalite öngörüsünü güçlendirir.Türkiye’deki ticaret borsaları arasında benim de bir personeli olarak çalışmaktan gurur duydu­ğum İzmir Ticaret Borsası (İTB), sahip olduğu tarihsel birikim ve vizyonuyla da özel bir yerde durur.1891 yılında kurulan İTB, yal­nızca Türkiye’nin değil, dünyanın en eski borsalarından biri olma özelliğini taşır.

Ayrıca Türkiye’nin ilk kadın Borsa Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu’na giren ilk ka­dın üye olan Işınsu Kestelli ile İz­mir’in ve kadının ülkedeki, tarım­daki ve ticaretteki önemini göste­ren bir yapı olarak karşımıza çıkar.

Ancak İTB’yi farklı kılan yalnızca bu saydıklarımız değil, tarıma ve gıdaya bakış açısıdır.İTB, tarımı yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, kültürel, sosyal, stratejik bir alan olarak ele alır.

Veri üreten ve politika öneren bir model olmuş durumdadır.

Bu çalışmalar, yalnızca piyasa aktör­leri için değil, kamu karar vericile­ri için de önemli bir referans kay­nağıdır.

Tarım politikalarının sağ­lıklı biçimde kurgulanabilmesi, sahadan gelen güvenilir verilerle mümkündür.Geleceği tasarlayan kurumlarİTB’nin son yıllarda öne çıkan yönlerinden biri de yenilikçilik ve dönüşüm vizyonudur.

Tarımda di­jitalleşme, izlenebilirlik, sürdü­rülebilirlik ve katma değerli üre­tim gibi başlıklar, borsanın gün­deminde merkezi bir yer tutar.

Özellikle bu kapsamda İzmir Ti­caret Borsası öncülüğünde ve Sa­nayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın destekleri ile Tarım ve Orman Ba­kanlığı’nın ve sektördeki önemli firmaların işbirliği ile hayata geçi­rilen İzmir Tarım Teknoloji Mer­kezi (İTTM) sektöre yeni bir bakış akışı getirmiştir.İşte bu yaklaşım, ticaret borsa­larının yalnızca geçmişi yöneten değil, geleceği tasarlayan kurum­lar olması gerektiğinin en bariz ör­neğidir.İzmir Ticaret Borsası’nın en önemli özelliklerinden biri de, sa­haya yakınlığıdır.

Üreticinin so­runlarını masa başından değil, ye­rinde okumaya çalışan bir anlayış hâkimdir.

Bu durum, borsanın ka­rar ve önerilerinin teorik değil; uy­gulanabilir ve gerçekçi olmasını sağlar.

Yine İTB önderliğinde; Ege Tarım Ürünleri Lisanslı Depocu­luk A.Ş. (ELİDAŞ) 2011 tarihin­de kurulmuştur.

ELİDAŞ, İzmir ili Selçuk ilçesi Belevi Beldesinde 15 bin ton kapasiteli deposunu ta­mamlamış ve 2013 yılında faali­yete geçmiştir.

ELİDAŞ ayrıca, ül­kemizde depoya giren ürünler için Elektronik Ürün Senedi oluşturan ilk lisanslı depodur.Türkiye’de ticaret borsaları­nın tarıma sunduğu katkılar yal­nızca fiyat ve tescil mekanizmala­rıyla sınırlı değil.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) bu anlamda, tarı­mı ticaretle, üretimi tanıtımla ve yerel değerleri ulusal vitrinle bu­luşturan özgün bir model sunu­yor.

ATB’nin öncülüğünde hayata geçirilen YÖREX Yöresel Ürün­ler Fuarı, Türkiye’de yerel tarım ve gıda ürünlerinin markalaşması açısından önemli bir boşluğu dol­duruyor.

YÖREX, yalnızca bir fu­ar değil, coğrafi işaretli ürünlerin, küçük üreticinin ve yerel ekono­minin görünürlük kazandığı stra­tejik bir platform niteliği taşıyor.

Bunun yanında Antalya Ticaret Borsası’nın sektöre yönelik yaptı­ğı çalışmalar Antalya’yı yalnızca bir turizm kenti değil, tarım tek­nolojileri ve yüksek katma değer­li üretim merkezi haline getiri­yor.

ATB’nin bu yaklaşımı, ticaret borsalarının bölgesel uzmanlık­lar üzerinden nasıl stratejik bir rol üstlenebileceğini de açık biçimde ortaya koyuyor.Türkiye’de ticaret borsaları­nın dönüşüm sürecinde Konya Ticaret Borsası (KTB), dijitalleş­me ve lisanslı depoculuk alanla­rında öncü bir rol üstleniyor.

KTB, 2011 yılında Türkiye’nin ilk elekt­ronik satış salonunu hizmete su­narak tarım ürünleri ticaretinde şeffaflık, hız ve erişilebilirlik açı­sından önemli bir eşiği aştı.Bu adımı, 2013’te kurulan Borsa Kon­ya Elektronik Platformu izledi ve böylece üretici, sanayici ve tücca­rın mekândan bağımsız biçimde aynı piyasa zemininde buluşması sağlandı. 2014 yılında devreye alı­nan 100 bin ton kapasiteli lisanslı depolar ise Konya’yı yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zaman­da güçlü bir tarımsal lojistik ve fi­yat istikrarı merkezi haline getir­di.

Lisanslı depoculuk sayesinde ürünlerin güvenli koşullarda mu­hafaza edilmesi, finansmana eri­şimin kolaylaşması ve piyasa dal­galanmalarının azaltılması müm­kün hale geldi.Gıda güvenliği zincirinin en kritik halkalarındanGıda güvenliği, artık kalite, iz­lenebilirlik, standart başlıklarıyla da tanımlanıyor.

Ticaret borsaları, gıda güvenliği zincirinin en kritik halkalarından biridir.

Çünkü gıda­nın ticarete konu olduğu ilk nokta­da kayıt ve kontrol başlar.Türkiye, önümüzdeki yıllar­da iklim krizi, su stresi ve küresel gıda dalgalanmalarıyla daha faz­la yüzleşecek.

Bu süreçte tarım ve gıda piyasalarının istikrarlı işle­mesi, ülke ekonomisinin direnci açısından kritik olacak.

Ticaret borsaları, bu direncin kurumsal altyapısını oluşturan yapılardır.Ticaret borsaları, çoğu zaman kamuoyunun gündeminde yer al­maz.

Ancak tarım ve gıda sektö­rünün sağlıklı işlemesi, büyük öl­çüde bu kurumların görünmeyen emeğine dayanır.

Türkiye’nin ta­rımda ve gıdada güçlü bir aktör olabilmesi için; borsaların güçlen­dirilmesi, veri üretme kapasitele­rinin artırılması, politika süreç­lerine daha fazla entegre edilmesi gerekiyor.

Tarımın konuşulduğu her yerde, ticaret borsalarının da konuşulması gerekiyor.

Çünkü tarım yalnızca toprakta değil; ku­rumlarda da şekilleniyor.

İlgili Sitenin Haberleri