Haber Detayı
130 bin kişilik araştırma şaşırttı: Kahve bunu nasıl önlüyor? Kaç bardak tüketilmeli?
Sabah kahvenizi keyifle yudumlarken, aslında beyninize de yatırım yapıyor olabilirsiniz. Yeni bir araştırma, günlük kahve veya kafeinli çay tüketiminin bunama riskini azaltabileceğini ve bilişsel işlevleri koruyabileceğini ortaya koydu. Peki kaç bardak kahve tüketmek gerekiyor? İşte detaylar…
Kahve, dünya genelinde milyonlarca insan için bir rutin ve keyif kaynağı.
Ancak bilimsel değerlendirmeler, kahvenin sağlık üzerindeki etkileri konusunda yıllar içinde sürekli değişiyor.
Cambridge’deki araştırmacılar, on yıllar süren çalışmaların ve tam 130 bin katılımcının verilerini analiz ederek, kafeinin bilişsel sağlığı destekleyen “nöroprotektif” özellikler taşıdığını belirledi.
Araştırma, özellikle 55 yaş üstü yetişkinler için önemli bir haber niteliğinde.
Çünkü bu yaş grubunda bunama görülme olasılığı son yıllarda iki katından fazla artmış durumda ve uzmanlar, 2060 yılına kadar yılda yaklaşık bir milyon yeni demans vakası bekliyor.
Çalışmanın kıdemli yazarı Dr.
Daniel Wang, “Olası demans önleme araçları ararken, kahve gibi yaygın bir şeyin umut vadeden bir beslenme müdahalesi olabileceğini düşündük” diyor.
Araştırmaya göre kahve ve kafeinli çay, iltihabı ve hücresel hasarı azaltan nöroprotektif bileşenler içeriyor.
Bu sayede bilişsel gerilemeyi yavaşlatıyor ve optimal zihinsel işlevlerin korunmasına katkı sağlıyor.
Önceki çalışmalar, kafeinin etkilerini incelemekle birlikte kapsam açısından sınırlıydı; uzun vadeli etkileri tam olarak değerlendiremiyor ve farklı içecek türlerini karşılaştıramıyordu.
Cambridge ekibi, katılımcıları 43 yıllık bir süre boyunca takip eden iki eski çalışmanın verilerini birleştirerek, kahve, kafeinli çay ve kafeinsiz kahvenin bilişsel sağlık üzerindeki etkilerini ayrıntılı şekilde inceledi.
Çalışmanın bulguları oldukça çarpıcı: Günde iki ila üç fincan kahve veya bir ila iki fincan kafeinli çay içen katılımcılar, düzenli olarak az veya hiç kafein tüketmeyenlere göre bunama riskini yüzde 18 daha düşük yaşadı.
Kafeinsiz kahvede ise aynı etki gözlenmedi, bu da araştırmacıları kafeinin anahtar rol oynadığı sonucuna götürdü.
Baş yazar Yu Zhang, “Farklı genetik yatkınlıklara sahip, demans geliştirme riski yüksek ve düşük bireyleri karşılaştırdık; sonuçlar her grupta benzerdi.
Yani kahve veya kafein, risk fark etmeksizin faydalı görünüyor” diyor.
Araştırmacılar, bu miktarın optimal düzey olduğunu belirtiyor.
Kahve çekirdeklerinizi tüketirken aşırıya kaçmamak, sağlığı destekleyen etkileri için yeterli.
Uzmanlar, kahvenin bilişsel sağlığı etkileyen tek faktör olmadığını hatırlatıyor.
Genetik yatkınlıklar, hipertansiyon, diyabet, obezite, yetersiz fiziksel aktivite ve ruh sağlığı gibi birçok unsur da demans riskini belirliyor.
Mass General Brigham Tıp Bölümü’nden yardımcı bilim insanı Wang, “Etki büyüklüğü tek başına büyük değil, ancak kahve ve çay tüketimi, bilişsel işlevi korumanın birçok yolundan biri olabilir” diyerek, kahvenin sağlıklı bir yaşam tarzı bağlamında değerli bir katkı sağlayabileceğini vurguluyor.
Kahve ve kafeinli çayda bulunan bazı bileşenler, sinir hücrelerini korumaya ve iltihabı azaltmaya yardımcı oluyor.
Araştırmacılar, kafeinin beynin yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemeye karşı koruyucu bir rol oynayabileceğini belirtiyor.
Cambridge ekibi, günlük kafein tüketiminin uzun vadeli etkilerini değerlendiren en kapsamlı çalışmalar arasında yer alıyor.
Çalışma boyunca 130 binden fazla katılımcının verileri incelendi ve bunama gelişimi gözlemlendi.
Katılımcıların yaklaşık yüzde 8’inde demans gelişirken, en yüksek kafein tüketen grup, diğer gruplara göre belirgin şekilde daha düşük risk taşıdı.
New York Post’un “Drink this much coffee a day to lower your dementia risk: study” başlıklı haberinden derlenmiştir.