Haber Detayı
Yeditepe Üniversitesinden Doç. Dr. İpek'e göre, KDC'de madencilik geliri doğru kullanılırsa birçok sorun a...
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Volkan İpek, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde koltan madeninden elde edilen gelirin halkın refahı için kullanılmasının ülkedeki sorunları aşabileceğini ifade etti. İpek, gelir adaletsizliğini ve madencilikten elde edilen gelirlerin halkla paylaşılmasının önemini vurguladı.
Yeditepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç.
Dr.
Volkan İpek, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki (KDC) koltan madeninden elde edilen gelirin, halkın refahı için kullanılması durumunda ülkedeki birçok sorunun aşılabileceğini söyledi.KDC'ye yaptığı ziyaret sonrası gözlemlerini AA muhabirine anlatan İpek, en az 226 kişinin hayatını kaybettiği son maden kazasının kuzeydoğudaki Rubaya kentinde meydana geldiğini ve Rubaya'daki madenin dünyadaki koltanın yüzde 15'ini karşıladığını belirtti.İpek, "Kongolular, özellikle başkenttekiler, ülkenin koltan ihracatından ekonomik anlamda faydalanmak istiyor. 'Ülke koltanı satsın, bize de buradan refah gelsin' istiyorlar.
Bu olmadığı için de biraz mutsuzlar.
Devlet, madencilikten gelen geliri halkına yansıtabilirse birçok sorunu aşabilir." ifadelerini kullandı.Siyah ve beyaz olmak üzere ülkede iki tip koltanın bulunduğunu anlatan İpek, KDC'nin asıl amacının beyaz koltanı ihraç etmek olduğunu dile getirdi.KDC'deki gelir adaletsizliğine işaret eden İpek, "Gelir adaletsizliğini daha önce Luanda'da görmüştüm ama Kongo'da aradaki farkın bu kadar yüksek olabileceğini hiç düşünmemiştim.
Belli yerlerde müthiş bir hayat sürerken belli yerlerde yoksulluk var.
Bir Kinşasalının günlük yaşamı ulaşım sektöründe geçiyor.
Çoğu motosikletle insan taşıyor ve günlük ortalama 3,5 dolar kazanıyor.
Kaldığım otelin karşısında ünlü bir Fransız giyim firmasının mağazası vardı, bu kadar büyük bir mağazayı ilk defa bir Afrika ülkesinde gördüm." ifadelerini kullandı.İpek, KDC'nin 1960'taki bağımsızlığından bugüne çok zorlu bir süreç atlattığını belirterek, "Sahra Altı Afrika'da hiçbir ülke bağımsızlığını kazandığı dönemde 3 tane başkan tarafından yönetilmiyor.
Kongo'da ilk yıllarda bir cumhurbaşkanı, bir başbakan, bir de Katanga başkanı var." diye konuştu.Ülkenin doğusundaki Ruanda'da sınırda yaşanan çatışmalara değinen İpek, KDC'nin 2012'den itibaren çok zorlu bir süreçten geçtiğini söyledi.İpek, "M23' diye bir örgüt var.
Daha çok doğuda, hem kuzeydoğuda hem güneydoğuda.
Bu örgütün yarattığı bir travma var halkta.
Başkent Kinşasa, her ne kadar uzak da olsa o bölgeye, burada da bunu görebiliyoruz.
Örneğin, çok fazla polis var.
Müzelerde, otellere girerken, restoranlarda polislerle karşılaşabiliyorsunuz.
Bu polis biraz meraklı, size niye geldiğinizi, amacınızı soruyor.
Bazılarını turizm amacıyla geldiğime ikna edemedim." ifadelerini kullandı."Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Afrika'nın kalbi"KDC ziyareti sırasında Patris Lumumba'nın anıtını ziyaret ettiğini ve Afrika Kupası final maçını izlediğini anlatan İpek, "Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Afrika'nın kalbi.
Bu ülkede 'Afrikalılık' aidiyeti var." dedi.İpek, KDC'nin çatışmalardan ziyade turizmle anılması gerektiğini belirterek, "Burası Patris Lumumba ve Laurent-Desire Kabila'nın anıtları, çok büyük turistik değerler.
Şu anda başkentte ekonomik sorunlar, siyasi sorunlara göre daha ağır basıyor.
Ayrıca ülkenin iç tarafları çok ormanlık, yağmur ormanları var.
Ruanda sınırında Volcano Ulusal Parkı var.
Orada bir tür goril var ve insanlar, onları görmek için aylar öncesinden sıraya girip yüksek ücretler ödüyor.
Kongo, bu goril turizmine önem verirse ekonomik refahını artırabilir." diye konuştu."Atatürk ve Kongolu öğrenci çizimi beni çok duygulandırdı"Türkiye'nin Kinşasa'daki Büyükelçiliğini de ziyaret ettiğini dile getiren İpek, "1976'da açılan Büyükelçiliğimizi ziyaret ettim ve burada Maarif Vakfı öğrencisinin, Atatürk ve Kongolu öğrenci çizimini gördüm ve bu beni çok duygulandırdı." dedi.Resmin Türkiye Maarif Vakfınca Büyükelçiliğe hediye edildiğini anlatan İpek, Kongo üzerine "Tenten Kongo'da", "Karanlığın Yüreği" gibi çok sayıda çizgi roman ve film çekildiğini söyledi."Kongo'yu haberlerden okuyunca insan ürkebiliyor ama oraya gittiğinizde halkın sıcak bakışı sizi rahatlatıyor." diyen İpek, sözlerini şöyle tamamladı:""Gitmek isteyenlere tavsiye ederim.
Ayrıca 1884-1885 Berlin Konferansı, aslında Kongo Nehri'ndeki ticaretten ortaya çıkıyor.
Nehir kenarında 'Tenten Kafe' diye bir yer var, Tenten heykelleri yapmışlar ve çok keyifli.
Tenten çizgi romanlarını takip edenler bilir. 1931'de 'Tenten Kongo'da' diye bir çizgi roman yayımlanıyor.
Joseph Conrad'ın 1899'da yazdığı 'Karanlığın Yüreği' romanı, yine Kongo'nun eşiğinde geçiyor.
Gittiğim zaman tam bir beklenti ve yazılan neyse görülen de o izlenimi oldu bende."