Haber Detayı
Varis oluşumu günlük yaşam alışkanlıklarıyla da yakından ilişkili
Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kurç, varisin genetik faktörlerin yanı sıra uzun süre ayakta kalma, kilo artışı ve topuklu ayakkabı gibi yaşam alışkanlıklarıyla da ilişkili olduğunu vurguladı. Kadınlarda hormonal değişimlerin ve gebeliğin varis gelişiminde önemli rol oynadığı ifade edildi.
Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof.
Dr.
Erol Kurç, varisin yalnızca genetik değil, uzun süre ayakta kalmak, kilo artışı ve topuklu ayakkabı tercihi gibi günlük yaşam alışkanlıklarıyla da yakından ilişkili olduğunu belirtti.Hastaneden yapılan açıklamaya göre, toplumda her üç yetişkinden birinde görülen varis, özellikle kadınlarda hormonal değişimler ve gebelikle birlikte daha sık ortaya çıkıyor.İlerleyen evrelerde ağrı, ödem ve cilt problemlerine yol açabilen bu dolaşım sorununun tanı ve tedavisinde hastalığın derecesi belirleyici rol oynuyor.Toplumda yaygın olarak görülen damar hastalıkları arasında yer alan varis, toplardamarların genişleyerek görevini yeterince yerine getirememesi sonucu ortaya çıkıyor.Yer çekimine karşı kanı kalbe taşımakla görevli olan bu damarlar zamanla esnekliğini kaybedebiliyor ve kanın geriye doğru göllenmesine neden olabiliyor.
Araştırmalar, varisin hem genetik yatkınlık hem de yaşam tarzına bağlı faktörlerle geliştiğini gösteriyor.
Özellikle kadınlarda daha sık görülen bu durum, ilerleyen evrelerde yalnızca estetik bir sorun olmaktan çıkarak ağrı, ödem ve cilt problemleri gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof.
Dr.
Erol Kurç, erken tanının hastalığın seyrinde belirleyici rol oynadığını belirtti.Kurç, varisin kadınlarda daha sık görülmesinde hormonal değişimler, gebelik süreci ve genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını, görülme oranlarının yaşla birlikte belirgin şekilde arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:"30'lu yaşlardaki bireylerde varis görülme oranı yaklaşık yüzde 30'dur ve bu grubun büyük kısmını kadınlar oluşturur.
Bunun temel nedenlerinden biri gebeliklerdir.
İlerleyen yaşla birlikte doku elastikiyetinin azalması ve yer çekiminin etkisiyle 70'li yaşlarda varis görülme oranı yüzde 70'lere kadar çıkabilmektedir.
Erkeklerde de varis görülebilir ancak oran kadınlara kıyasla daha düşüktür.
Genç yaşlarda görülen varislerde ise genetik yatkınlık önemli bir belirleyicidir."Varisin yalnızca genetik nedenlerle değil, günlük yaşam alışkanlıklarıyla da yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Kurç, hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştıran yardımcı risk faktörleri olarak, gebelik, uzun süre ayakta kalmak ya da uzun süre oturmak, kilo artışı, sigara kullanımı ve topuklu ayakkabı tercihine dikkati çekti.Kurç, bu etkenlerin bir araya gelmesiyle toplardamarların genişleyerek işlevini kaybedebildiğini belirterek, özellikle masabaşı çalışanlar ile uzun süre ayakta çalışmak zorunda kalan kişilerde varis riskinin daha yüksek olduğunun altını çizdi.Varis şikayetlerinin mevsimsel olarak değişiklik gösterebildiğini ifade eden Kurç, özellikle yaz aylarında belirtilerin daha belirgin hissedilebildiğini vurguladı.Kurç, sıcak havaların damarların genişlemesini artırdığının altını çizerek, bunun ağrı ve ödem gibi yakınmaları artırabileceğine dikkati çekti.Tedavi açısından mevsimsel bir kısıt bulunmadığını vurgulayan Kurç, ancak bazı hastaların tedavi sonrası oluşabilecek morlukların daha az fark edilmesi ve medikal çorap kullanımının daha konforlu olması nedeniyle kış aylarını tercih edebildiğini ifade etti.Varisin derecesine göre tedavi planlanıyorKurç, varis tedavisinde en önemli aşamanın doğru tanı ve evreleme olduğunu belirterek, ultrasonografi ile yapılan değerlendirme sonucunda hastalığın derecesine göre farklı tedavi yaklaşımlarının benimsendiğini vurguladı.Birinci ve ikinci derece varislerde öncelikle ilaç tedavisi ve medikal çorap kullanımının tercih edildiğini aktaran Kurç, yalnızca damar görünümünden rahatsızlık duyan hastalarda köpük ya da iğne tedavilerinin de uygulanabildiğini aktardı.Üçüncü ve dördüncü derece varislerde ise damar çapının belirli sınırların üzerine çıktığını ve bu damarların işlevini yitirdiğini belirten Kurç, bu aşamadaki hastalarda cerrahi yöntemlerin gündeme gelebildiğini kaydetti.Kurç, varis tedavisinde açık cerrahi yöntemlerin oldukça nadir uygulandığına dikkati çekerek, kapalı yöntemlerin ise giderek yaygınlaştığını ifade etti.Özellikle lazerle gerçekleştirilen tedavilerin uygun hastalarda yüksek başarı oranlarıyla uygulanabildiğini aktaran Kurç, bu yöntemlerin hasta konforu açısından da önemli avantajlar sunduğunu vurguladı.Kurç, varis tedavisinden çekinilmemesi gerektiğini ifade ederek, erken dönemde yapılan müdahalelerin hem hastalığın ilerlemesini engellediğini hem de yaşam kalitesini artırdığını belirtti.