Haber Detayı
CHP'li Arpacı: Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe Yaşananlar Artık Bir Alarm Değil, Bir Yıkımdır
CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM'de yaptığı konuşmada Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim sektöründeki durumu eleştirerek, durumun bir yıkım olduğunu ve Meclis’in bu konuda sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı. Arpacı, Avrupa Birliği'nin yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye ekonomisine olumsuz etkileri olduğunu belirtti.
(ANKARA) - CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, "Tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşananlar artık bir alarm değil, bir yıkımdır.
Sanayi çökertilirken, üretim tasfiye edilirken bu Meclis'in susma hakkı yoktur" dedi.Arpacı, TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti tarafından Avrupa Birliği'nin Hindistan ve Mercosur (Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay) ülkeleriyle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye ekonomisine etkisinin araştırılması için verilen önerge üzerine konuştu.Türkiye imalat sanayinin açıkça bir çöküş sürecine girdiğini belirten Arpacı, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:"Bu tablo ne küresel konjonktürle ne de geçici dalgalanmalarla açıklanabilir.
Uzun süredir 50'nin altındaki PMI verileri üretimin daraldığını, siparişlerin düştüğünü, istihdamın kalıcı bir biçimde azaldığını göstermektedir.
Bu, yanlış ekonomi ve sanayi politikalarının doğrudan sonucudur.
Özellikle tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşananlar artık bir alarm değil, bir yıkımdır.
Denizli'de, Bursa'da, Gaziantep'te, İstanbul'da yüzlerce işletme kapanmış, yüzlerce firma ülkeyi terk etmiş, yüz binlerce emekçi işini kaybetmiştir.
İktidarın elinde ise bir sanayi planı ve uluslararası pazarını koruma refleksi yoktur.
Tam da bu ortamda Avrupa Birliğinin Hindistan ve MERCOSUR ülkeleriyle imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları Türkiye için yeni bir risk anlamına gelmektedir.
Avrupa Birliği Türkiye'nin en büyük pazarıdır ve artık bu pazarda bir rakibi daha vardır, rekabet şartları daha da zorlaşmıştır."Türkiye Gümrük Birliği nedeniyle bu anlaşmaların tüm sonuçlarına katlanmakta ancak müzakere masasında yok sayılmaktadır.
Türkiye masada yoktur ama bedelini fazlasıyla ödemektedir.
Peki, bu anlaşmalar yürürlüğe girdiğinde ne olacaktır?
Düşük ücretle kötü çevre ve sosyal standartlarla üretilmiş ürünler Avrupa pazarını dolduracaktır.
Şunu açıkça söylüyorum: Sanayi çökertilirken, üretim tasfiye edilirken bu Meclisin susma hakkı yoktur.
Biz, Türkiye'nin anlaşmalarının faturasını ödeyen ama hiçbir söz hakkı olmayan bir ülke haline getirilmesine itiraz ediyoruz.
İş dünyasının taleplerini bir kez daha buradan yüksek sesle ifade etmek istiyorum: Türkiye'nin Avrupa Birliğinin üçüncü ülkelerle yaptığı ticaret anlaşmalarına eş zamanlı ve eşit koşullarda katılması sağlanmalıdır.
Hizmetler tarım, dijital ekonomi ve kamu alanlarının kapsam içine alınması gerekmektedir.Yeşil Mutabakat ve Sınırda Karbon düzenlemeleri çerçevesinde adil geçiş mekanizmaları oluşturulmalıdır.
İş insanları ve hizmet sunucuları için vize süreçleri kolaylaştırılmalıdır.
Güncelleme sürecinin somut bir takvim ve karşılıklı bağlayıcılık esasına dayanması gerekmektedir.
Bu nedenle imalat sanayisindeki daralmanın, istihdam kayıplarının ve Avrupa Birliğinin Hindistan'la anlaşmalarının Türkiye ekonomisine etkilerinin acilen somut ve sektörel verilerle incelenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması zorunludur.
Aynı zamanda, Sanayi ve Ticaret Komisyonu üyesi olarak burada da üye arkadaşları, Komisyonda görevli arkadaşları görüyorum, yine bir çağrı yapmak istiyorum, defalarca çağrı yaptık: Tekstil sektöründe artık istihdam kaybı 360 bini geçmiş 400 bine dayanmıştır.
Biz Komisyonumuzu niçin toplayıp sektör temsilcileriyle görüşüp niye bir çözüm üretmiyoruz?"