Haber Detayı

İstanbul’daki COP31 Başlangıç Toplantısı tamamlandı
Güncel internethaber.com
12/02/2026 20:32 (2 saat önce)

İstanbul’daki COP31 Başlangıç Toplantısı tamamlandı

BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell ile İstanbul’da ortak basın toplantısı düzenleyen COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31’i “Geleceğin COP’u” olarak tanımladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde güven inşa eden ve uzlaşıyı önceleyen bir siyasi rol üstleneceklerini belirten Kurum, süreci sonuç odaklı ve uygulamaya dönük bir başkanlık anlayışıyla yürüteceklerini ifade etti.

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS) 31.

Taraflar Konferansı’nın (COP31) başlangıç toplantısı bugün tamamlandı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve Türkiye’nin COP31 Başkanı Murat Kurum’un ev sahipliğinde İstanbul’da 2 gün süren toplantılara BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve COP29 Başmüzakerecisi Yalçın Rafiyev, COP30 Başkanı André Corrêa do Lago, COP30'un İcra Direktörü Ana Toni, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcıları Fatma Varank, Ömer Bulut ve Burak Demiralp, Avustralya İklim Değişikliği, Enerji, Çevre ve Su Bakan Yardımcısı Kushla Munro, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ve teknik heyetler katıldı.BAKAN KURUM, 2 GÜN SÜREN 13 OTURUMU YÖNETTİ Dün 7 oturumdan oluşan başlangıç toplantılarına katılan Bakan Kurum, bugün ise 6 oturuma başkanlık etti.

Toplantıların ardından Bakan Kurum, BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan Bakan Kurum, 2 gün süren oturumlarda 2026 yılındaki iklim etkinliklerinden COP31 Başkanlık vizyonuna, eylem gündeminin belirlenmesinden COP31’de alınacak resmi kararlara kadar her alanı detaylı bir şekilde çalıştıklarını kaydetti. “TÜRKİYE VE AVUSTRALYA OLARAK TEK VÜCUT OLARAK ÇALIŞACAĞIZ” Bakan Kurum, COP31 sürecini sonuç odaklı bir anlayışla yürütmeyi hedeflediklerini belirtti: COP31’i başarılı kılmak amacıyla, Türkiye ve Avustralya olarak, istişare ve iş birliğine dayalı bir anlayışıyla tek vücut olarak çalışacağız.

Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunun farkındayız.

Bizim sorumluluğumuz, bu beklentileri doğru okumak, taraflar arasında güven inşa etmek ve sonuç üretmektir.

Hep söylediğimiz bir şey var; biz, COP31’i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz, kimse de öyle görmemelidir.

Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir; ‘Tek ses değil diyalog içinde olacağız, ayrılık değil uzlaşıyla hareket edeceğiz, durağanlık değil aksiyonu tercih edeceğiz ve netice alacağız.’ Bu ilkelerle hareket ederek mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz.

Kimseyi geride bırakmadan, tarafsız, adil bir başkanlık anlayışıyla herkesin sesini duyacak, duyuracak ve cesaretlendireceğiz.

Küresel iklim eyleminde geriye gidiş kabul edilemez.

Tüm ülkelere eşit biçimde tanınan uygulama esnekliğinin ve geçiş sürecine yönelik toleransın artık sıfır noktasında olduğunu herkese en açık dille anlatacağız.DİYALOG, UZLAŞI VE AKSİYON Bakan Kurum, COP31’in önemini 3 ilkede açıkladı: Diyalog, COP31 sürecinin başlangıç noktası olacak.

Bu çerçevede COP31; hükümetlerin, özel sektörün, şehirlerin, gençlerin ve sivil toplumun anlamlı bir biçimde dinlendiği, farklı sorumlulukların kabul edildiği kapsayıcı bir istişare zemini oluşturacaktır.

Uzlaşı, bu diyalog zemininde inşa edilecek en önemli adım olacaktır.

COP31; iddia ile uygulanabilirlik, hakkaniyet ile sorumluluk arasında denge kuran, ülkelerin kalkınma önceliklerini gözeten gerçekçi taahhütlere odaklanacaktır.

Aksiyon, bu sürecin nihai hedefidir.

COP31, taahhütleri sahaya indiren; yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları öncelikli kılacaktır.

Bu üç ilke ile COP31’i söylem ağırlıklı bir müzakere sürecinin ötesine taşıyacak; güven üreten, sonuç odaklı ve uygulamaya yönelen bir başkanlık anlayışını sürecin tüm aşamalarında sergileyeceğiz.“COP31’DE ÇOK PAYDAŞLI İŞ BİRLİĞİNİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN HER ŞEYİ YAPACAĞIZ” COP31 sürecine yönelik hedefleri anlatan Bakan Kurum, “1,5 santigrat derece hedefini ulaşılabilir kılma yönündeki kararlılığımızı güçlü şekilde dile getireceğiz.

Ülkelerin kalkınma önceliklerine saygı göstereceğiz.

İhtiyaç duyulan destek mekanizmalarını açıkça kabul edeceğiz.

COP31 sürecinde, sivil toplumun sürece aktif katılımını destekleyecek; çok paydaşlı iş birliğini güçlendirmek için gereken her şeyi yapacağız” dedi.COP31 İÇİN LİDERLİK VE SIFIR ATIK VURGUSU Bakan Kurum, Antalya’da gerçekleşecek Liderler Zirvesi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ev sahipliğinde yapılacağına dikkat çekti: Zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yüksek düzeyli genel oturumlar ve stratejik liderlik mesajları verilecek.

İkinci gününde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantılarıyla birlikte yeni, büyük ortaklıklar geliştirilecek.

Cumhurbaşkanımızın liderliği, Türkiye’nin dış politikasında kökleşmiş olan; konuşabilen, dinleyebilen, denge kurabilen ve sonuç üretmeye odaklanan diplomasi anlayışını temsil etmektedir.

Bu yaklaşım, iklim diplomasisinde de tarafları aynı masa etrafında buluşturabilen, güven inşa eden ve uzlaşıyı mümkün kılan güçlü bir siyasi rol üstlenecektir.

Diğer taraftan, COP31’in özellikle aksiyon boyutu değer temelli bir anlayışla güç kazanmaktadır.

Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi, iklim eyleminin yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını sonuç odaklı bir dönüşüm çerçevesine taşınabileceğini tüm dünyaya göstermiştir.“ÇOK TARAFLILIĞA OLAN GÜVENİ YENİDEN İNŞA ETMEYE KARARLIYIZ” Türkiye’nin iklim eylemine yönelik sonuç üretmeye odaklanacağının altını çizen Bakan Kurum, şunları söyledi: COP31 başkanlığı olarak sonuç üretmeye odaklanan güçlü bir vizyonla çok taraflılığa olan güveni yeniden inşa etmeye kararlıyız.

Çünkü biz biliyoruz ki; COP31’in yapılacağı ülke olan Türkiye; yüzyıllar boyunca kötülüğün karşısında iyiliğin, adaletsizliğin karşısında hukukun, çirkinin karşısında güzelin yanında saf tutmuştur.

İklim değişikliğinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde de insanlığın yanında durmaktadır.

Çıkış noktalarımızdan biri, insanlık tarihinin sıfır noktası olarak kabul edilen Göbeklitepe’dir.

Çünkü Göbeklitepe, insanlığın ilk kez bir araya gelerek ortak bir anlam etrafında buluştuğu yerdir.

Bu yönüyle COP31’i insanlığın yeniden bir araya geldiği, “Geleceğin COP’u” olarak tanımlıyoruz.“DURAMAYIZ; İNSANLIK, İNSANLIĞI BEKLİYOR” Bakan Kurum, Türkiye’nin dünyayı birleştiren önemli bir köprü görevi göreceğini vurgulayarak, şunları dile getirdi: Dünyadan bugüne ulaşan tek bir reçete vardır, doğayla uyumlu yaşamak.

Çünkü dünya ortak evimiz ve bizim gideceğimiz başka bir yer, başka bir ev, başka bir sığınak yok.

Türkiye küresel iklim krizine karşı verilecek mücadelenin doğal merkezidir.

Ülkemiz; kuzey ile güneyi, doğuyla batıyı gelişmiş ekonomiler ile gelişmekte olan toplumları bir araya getiren köprü olacaktır.

Türkiye; küresel iklim adaletinin liderliğine soyunmuş, bu iddiasını da tarihin tüm kritik dönemlerinde insanlığın doğru tarafında durarak ispat etmiş ve hak etmiş bir ülkedir.

İklim adaletini küresel adaletin sağlandığı bir dünyaya giden yolda en stratejik kazanım olarak gören bir ülkedir.

Gelecek burada, Anadolu’da şekillenecektir.

Tüm insanlığa; yaşanabilir bir geleceğin yol haritası bu topraklardan sunulacaktır.

Duramayız, çünkü sular altında kalma ihtimali olan Pasifik adalarındaki o güzel insanlar bizi bekliyor.

Suya erişemeyen, gıdaya ulaşamayan insanlar, afetlerden dolayı yuvalarını terk etmek zorunda kalan milyonlar bizi bekliyor.

Kısacası ‘insanlık, insanlığı bekliyor.’COP30 BAŞKANI’NDAN BAKAN KURUM’A: GÜÇLÜ BİR VİZYONUNUZ VAR COP30 Başkanı André Corrêa do Lago konuşmasında, Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in, Belém’de yapılan COP30’un devamı olduğunu belirterek, “Belém’de bence bir dizi karar hayata geçirebildik ve bu kararları uygulamaya çok doğrudan bir etkisi olacak.

Sayın Bakan, bence bu kararlılık ve bu gösterdiğiniz eylem trendi COP31 ile ilgili güçlü bir vizyonunuz olduğunu gösteriyor, bize ilham verdi.

Size katılıyorum, COP31 gerçekten de çok önemli bir toplantı olacak.

Burada bulunmak gerçekten muazzam bir gurur kaynağı benim için, önümüzdeki sene bu konularla ilgili sizinle çalışacak olmayı dört gözle bekliyorum, umarım sık sık da Türkiye’ye gelebilirim.

COP alanı da güzel görünüyor, olağanüstü bir ortam olacak.

Antalya, COP için çok iddialı, bu yüzden ben de çok mutluyum” dedi.BMİDÇS İCRA SEKRETERİ STİELL: GÜVENLİĞİ CİDDİYE ALAN HER LİDER İÇİN İKLİM EYLEMİ HAYATİ ÖNEME SAHİP BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell ise son 10 yılda temiz enerji yatırımlarının 10 kat arttığını, fosil yakıtlara yapılan yatırımların iki katından fazla yatırım çektiğini söyledi.

Güvenlik ve iklim eyleminin birbiri ile bağlantılı olduğuna dikkat çeken BMİDÇS İcra Sekreteri Stiell, “Güvenliği ciddiye alan her lider için iklim eylemi hayati öneme sahip; çünkü iklim etkileri her toplum ve her ekonomide yıkıcı sonuçlar doğuruyor.

Artan sera gazı kirliliği kıtlık, yerinden edilme ve savaşı körükleyen aşırı iklim olaylarına neden oluyor.

Ama iyi bir haber var; artık çok açık ve net bir alternatif var.

Çünkü iklim konusunda iş birliği bu dönemin kaosuna ve zorlamalarına karşı bir panzehir.

Temiz enerji de hem insani hem de ekonomik açıdan artan fosil yakıt maliyetlerine karşı en açık ve net çözüm” diye konuştu.“TÜRKİYE BU İŞİ BAŞLATIP İLERİYE GÖTÜRMEK İÇİN MUAZZAM BİR YER” İklim eyleminde Türkiye’nin önemine vurgu yapan Stiell, “Dünyanın kesişim noktasında yer alan ve bir diplomasi merkezi olan Türkiye bu işi başlatıp ileriye götürmek için muazzam bir yer.

Çok farklı bakış açılarına sahip ülkelerin bir araya gelerek ortak çalışmalarını bir adım öteye taşıyabileceği bir yer.

Antalya'da gerçekleştirilecek COP31'in insanlara, refaha, gezegene faydalı sonuçlar üretmesini sağlamak üzere Birleşmiş Milletler olarak biz Türkiye ve Avustralya'nın yanında yer almaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.BAKAN KURUM: GENÇLERLE BİRLİKTE GELECEĞİN COP’UNU İCRA EDECEĞİZ Konuşmaların ardından Bakan Kurum ve BMİDÇS İcra Sekreteri Stiell katılımcıların sorularını cevapladı.

Bakanlığın İklim Elçileri Programı'nda İstanbul Teknik Üniversitesi’ni temsilen gelen 3’üncü sınıf çevre mühendisliği öğrencisinin “COP 31'de Bakanlığımızın özellikle üniversite gençlerimizle alakalı kurguladığı bir tasarrufu var mı?" sorusuna Bakan Kurum, “Bu konuda gençlere çok büyük görev düşüyor.

Aslında mücadelemiz sizin geleceğiniz için ama bir taraftan da gençlerimizle bu kararlı duruşu sergilemek durumundayız.

O yüzden, COP31’in her aşamasında gençler olacak.

COP 31’de alınacak her kararda gençlerin ifadeleri dikkate alınacak ve burada gençlerle birlikte geleceğin COP’unu inşallah icra ediyor olacağız.

Dolayısıyla gençler bizim her işimizde olduğu gibi yine iklim değişikliğiyle mücadelede de COP Başkanlığı sürecinde de yanımızda olacaklar” yanıtını verdi.“SU, FOSİL YAKITTAN DAHA KIYMETLİ OLACAK” Bir gazetecinin kömür kullanımının azaltılmasına yönelik çalışmalarla ilgili sorusuna Bakan Kurum, “Su, fosil yakıttan daha kıymetli olacak.

Dolayısıyla hep birlikte bu mücadeleyi ortaya koymak durumundayız.

Bu mücadelenin sadece bir konusu fosil yakıt; ama burada 80 tane başlık var.

Yenilenebilir enerjisi var, organik tarımı var, şehirlerin dirençli olması var.

Dolayısıyla bir bütün olarak bakmak durumundayız.

Bu noktada bir önceki COP'ta alınan karar belli; yani fosil yakıtlardan çıkmaya yönelik uygulama yol haritasının belirlenmesi kararı var.

Biz de COP31 Başkanlığı olarak yol haritasının belirlenebilmesi için başlıkları ne olabilir, hangi konularda ilerleme kaydedebilirizi hep birlikte istişare edeceğiz.

Bu istişareyi yaparken de ülkelerin kalkınmasını gözeteceğiz, gelişmekte olan ülke ile gelişmiş ülkedeki ihtiyaçları dikkate alacağız ve bu çerçevede bir strateji ortaya koyup, bu stratejiyle adımlarımızı atacağız” dedi.“YENİLENEBİLİR ENERJİDE BİRÇOK AVRUPA ÜLKESİNDEN DE ÖNDEYİZ” Bakan Kurum, Alman gazetecinin ‘Türkiye’nin 2024'ün başında Almanya'dan daha fazla kömürle elektrik ürettiği’ yönündeki eleştirisine şu yanıtı verdi: Arkadaşlar elmayla elmayı kıyaslamamız lazım.

Yani burada diyoruz ki biz gelişmiş, gelişmekte olan ülkelerin hepsinin kendi ihtiyaçlarına göre bu eylemleri, bu kararlılığı ortaya koymalarını bekliyoruz.

Bir taraftan da ülkelerin büyümesini engellemeyecek bir duruşu da sergilemek durumundayız.

Bu büyüme aslında üretim çerçevesinde olacak.

Almanya gelişmiş ülke ve sanayileşmesini tamamlamış, bunu belki Türkiye'den daha fazla dünyayı kirleterek yapmış bir ülke konumunda.

Dolayısıyla Almanya’nın kendisi emisyon azaltacak.

Taahhüdü bu yönde zaten.

Artık o verdiği zararı daha aşağı çekecek yatırımlar yapmak durumunda.

Dolayısıyla zaten Almanya'da kömürün kullanmasından söz etmememiz gerekir.

Eğer konuyu Almanya-Türkiye kıyasına getirecek olursak yanlış bir kıyas olur.

Dolayısıyla biz yenilenebilir enerjide de birçok Avrupa ülkesinden de öndeyiz.

Türkiye olarak biz bu işi fırsata çevirme bakışıyla yürütüyoruz.

Dolayısıyla yenilenebilir enerjideki o kararlılığımızı daha da arttıracağız.

Nükleer santrallerimizle ilgili yine yatırımlarımızı daha da arttıracağız ki zaman içerisinde fosil yakıta ihtiyacımız kalmasın.STİELL: COP’A EV SAHİPLİĞİ İLE FOSİL YAKIT ÜRETİMİ ARASINDA BİR BAĞLANTI YOK Alman gazetecinin aynı sorusuna BMİDÇS İcra Sekreteri Stiell ise şöyle cevap verdi: Bir ülkenin COP’a ev sahipliği yapmasıyla, COP’un kalitesiyle ülkenin fosil yakıt üretiyor olup olmaması arasında bir bağlantı yok.

İşte Brezilya, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır...

Bu ülkelerin hepsi büyük fosil yakıt üreticisi ülkeler.

Yani bir alakası yok ve buradaki COP çıktılarına bakarsak, kalitesine bakarsak; Şarm El-Şeyh’te Kayıp-Hasar Fonu üzerinde karara varıldı.

Yani tarihi bir karar.

Yeni fosil yakıtlardan çıkılması kararı da Dubai’de alındı.

Azerbaycan’da finansman kararı alındı.

Yani burada Türkiye’deki beklentimiz, Türkiye’nin ve Avustralya’nın liderliğinde yürüyecek bu süreç, COP sürecinin liderliği yürütülürken çok başarılı ve güçlü çıktılar elde edilmesiyle ilgili sinyalleri biz görüyoruz zaten.

Bu uygulama çağının neye benzeyeceğiyle ilgili ilk intibalar edinilmiş oldu.

Hani önümüzde sorunlar var tabii ki ama fırsatlar da var.  

İlgili Sitenin Haberleri