Haber Detayı

TCMB Başkanı Karahan, Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı'nda konuştu Açıklaması
Ekonomi haberler.com
12/02/2026 12:48 (5 saat önce)

TCMB Başkanı Karahan, Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı'nda konuştu Açıklaması

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, 2024 yılı haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinin devam ettiğini belirterek "Bir önceki rapor dönemine kıyasla, tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7'ye geriledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, 2024 yılı haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinin devam ettiğini belirterek "Bir önceki rapor dönemine kıyasla, tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7'ye geriledi." dedi.Karahan, yılın ilk Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuştu.Talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde seyrettiği dönemde, enflasyon beklentilerinin ve fiyatlama davranışlarının iyileşmesine kritik önem atfettiklerini ifade eden Karahan, bu çerçevede, fiyat istikrarının sağlanması amacı doğrultusunda, enflasyonda geçen yıl katedilen mesafeyi önemsediklerini söyledi.Karahan, enflasyon rakamlarının arka planında, kira gibi bazı hizmet kalemlerinde uzun süredir direnç gösteren ataletin bu dönemde kırılma işaretleri vermesini kıymetli bulduklarını vurguladı.Hem yurt içi hem de küresel dinamiklerin, enflasyonun seyri açısından, gelişmelere bağlı olarak farklılaşabilen etkiler ve riskler taşıdığını aktaran Karahan, şu değerlendirmeleri yaptı:"Veri odaklı bir yaklaşımla sürdürmekte olduğumuz ihtiyatlı para politikası duruşumuzun önemini ortaya koyuyor.

Dolayısıyla sıkı para politikamızın enflasyon üzerindeki olumlu etkilerini görmeye devam etmek amacıyla, önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını kararlılıkla kullanmaya hazır olduğumuzu, vurgulamak isterim.""Ticari belirsizlikler bu rapor döneminde de azalış eğilimini korudu"Karahan, dış ticarette korumacılık politikalarına bağlı olarak geçen yıl tırmanan belirsizliklerin varlığını koruduğunu ve dalgalanmalar gösterdiğini belirterek, "Bununla birlikte, ticari belirsizlikler bu Rapor döneminde de azalış eğilimini korudu." dedi.Ticaret gerilimlerinin kademeli olarak yatışmasıyla birlikte, küresel büyüme öngörülerinin de toparlandığına şahit olduklarını aktaran Karahan, Türkiye'nin dış talebi için gösterge niteliği taşıyan İhracat Ağırlıklı Küresel Büyüme Endeksi'nin de benzer bir toparlanmaya işaret ettiğini dile getirdi.Karahan, tarife adımlarının gündemde olmadığı 2024 son çeyreğine kıyasla daha yavaş bir büyüme patikasında ilerlediklerini, son dönemde artan jeopolitik risklerin küresel belirsizliği yukarı yönlü etkilediğini ifade etti.Bu durumun küresel finansal piyasaları ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileme potansiyeli taşıdığından büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu aktaran Karahan, halihazırdaki korumacılık eğiliminin dış ticaret ile büyüme arasındaki bağlantıyı zayıflatmış olabileceğini dikkate aldıklarını kaydetti.Karahan, son dönemde gözlenen görece toparlanmaya rağmen, küresel büyüme görünümü üzerindeki risklerin aşağı yönde ağırlık kazandığını değerlendirdiklerine işaret ederek, şöyle devam etti:"Bu ortamda, güvenli finansal varlık arayışının değerli metal fiyatlarına, sektörel tarife oranlarındaki yükselişin de endüstriyel metal fiyatlarına yukarı yönlü etkilerini izlemeye devam ettik.

Nitekim enerji dışı emtia fiyatları, son dönemde gözlenen oynaklığa rağmen artış eğilimini korudu.

Enerji fiyatlarında da, jeopolitik riskler nedeniyle oynaklığın arttığını görüyoruz.

Söz konusu küresel faktörlerin de etkilediği enflasyonun seyri ülkeler arasında farklılaşırken, bu durum para politikalarına da yansıyor.

Faiz indirimlerine devam eden merkez bankaları olduğu gibi, süreci tamamlayanlar ve az sayıda da olsa artırım sürecine girenler de bulunuyor."Karahan, gelişmiş ülke para politikalarının ise geniş etkileri nedeniyle yakınen takip edildiğini belirterek, "Fed'in 2026 yılında faiz indirimlerine devam etmesi beklenirken, indirimlerin büyüklüğü ve zamanlaması belirsizliğini koruyor." dedi.Diğer taraftan Japonya Merkez Bankası'nın daha sıkı bir para politikası izleyeceğinin fiyatlandığına dikkati çeken Karahan, söz konusu politikaların, küresel finansal koşulları her iki yönde de etkilemesi mümkün olduğunu, küresel risk iştahında ve portföy akımlarında dalgalanmalara neden olabileceğinden izlenmesi gerektiğini anlattı."Dördüncü çeyrekte, yurt içi talep ılımlı seviyelerde oldu"Sıkı para politikasının hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyrin devam etmekte olduğunu aktaran Karahan, "Nitekim 2025 yılının ilk üç çeyreğinde 2023 yılına kıyasla, tüketimin büyümeye katkısının belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise arttığını görüyoruz." diye konuştu.Karahan, 2025 yılındaki küresel ticaret belirsizliklerinin etkisiyle bu dönemde net ihracatın katkısının negatife dönse de sıkılaştırma öncesine göre daha dengeli olduğunu belirtti.Yılın son çeyreğine dair göstergelere yönelik konuşan Karahan, şu ifadeleri kullandı:"Sanayi üretimi, son çeyrekte yatay bir seyir izledi.

Hizmet üretim endeksi de ikinci çeyrekte başlayan yatay seyrini son çeyrekte sürdürdü.

İmalat sanayi kapasite kullanım oranına baktığımızda ise son çeyrek ve ocak ayında sınırlı artışlar olmakla birlikte tarihsel ortalamanın altındaki seyrin halen devam ettiğini görüyoruz.

İşgücü piyasasına geçecek olursak, manşet işsizlik oranının dördüncü çeyrekte gerilediğini görüyoruz.

Öte yandan, geniş tanımlı göstergeler, son iki çeyrektir düşüş kaydetmekle birlikte yüksek seviyesini koruyor.

Talep koşullarını değerlendirmek için satış ve tüketim göstergelerini düzenli şekilde takip ediyoruz.

Göstergeler dördüncü çeyrekte, yurt içi talebin bir miktar toparlanmakla birlikte halen ılımlı seviyelerde olduğuna işaret ediyor."Karahan, perakende satışların, çeyreklik bazda önceki çeyreğin bir miktar üzerinde artış kaydettiğini, altın hariç tutulduğunda satışların daha ılımlı seyrettiğini söyledi.Hem perakende satış hacmine hem de hanehalkı nihai tüketimi içinde mallara yapılan harcamalara, trendden arındırıp baktıklarını dile getiren Karahan, sıkılaştırma sonrasında mal tüketiminin, trendinin altına gerilediğine işaret etti.Karahan, perakende satışların aşağı yönlü hareket ettiğini, altın hariç bakıldığında bu görünümün daha belirgin olduğunu bildirdi.Talep bağlamında dikkate aldıkları bir diğer göstergenin kartla yapılan harcamalar olduğunu ifade eden Karahan "Kart harcamalarını, ödeme tercihlerindeki dönüşümü baz alarak kart kullanım eğilimine göre düzeltiyoruz.

Özel tüketimin seyriyle daha uyumlu olması açısından bu düzeltilmiş verilere odaklanmayı anlamlı buluyoruz.

Buna göre, kart harcamalarının son çeyrekte bir miktar arttığını görüyoruz." değerlendirmesini yaptı."Cari açık üçüncü çeyrekte bir miktar artmakla birlikte iç talep görünümü ile uyumlu bir şekilde ılımlı seyretti"Karahan, İktisadi Yönelim Anketi verilerine bakıldığında 2025 yılının son çeyreğinde imalat sanayi firmalarının kayıtlı siparişlerinin bir miktar arttığını ancak göstergelerin geçmiş dönem ortalamasına yakın olduğunu bildirdi.Ocak ayı verilerinin de iç piyasa siparişlerinde artışın hız kesmekle birlikte sürdüğüne işaret ettiğini belirten Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Bu noktada, talebe ilişkin verilere bir bütün olarak bakmak önem taşıyor.

Farklı yöntemlerle hesapladığımız çıktı açığı göstergelerinin ortalaması, önceki Rapor dönemine kıyasla bir miktar yukarı kaymakla birlikte, son çeyrekte halen negatif düzeye işaret ediyor.

Bir başka ifadeyle, talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü değerlendiriyoruz. 2026 yılında da dezenflasyonist görünümün korunacağını öngörüyoruz.

Cari açık üçüncü çeyrekte bir miktar artmakla birlikte iç talep görünümü ile uyumlu bir şekilde ılımlı seyretti.

Bu dönemde cari açığın milli gelire oranı ise ikinci çeyrekteki yüzde 1,3 olan seviyesini korudu.

Oranın, son çeyrekte sınırlı ölçüde artsa da yılı uzun dönem ortalamalarının oldukça altında kapattığını tahmin ediyoruz. 2026 yılında, cari açığın bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdüreceğini öngörüyoruz.

Bununla birlikte cari denge üzerinde, altın ve enerji fiyatları ile ticaret belirsizlikler kaynaklı riskler canlılığını koruyor."Karahan, 2024 haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinin devam ettiğini vurgulayarak, "Bir önceki rapor dönemine kıyasla, tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7'ye geriledi." bilgisini verdi.Bu dönemde çekirdek enflasyon göstergelerinin de düşüş sergilediğini ifade eden Karahan, tahmin aralıkları bazında değerlendirildiğinde, enflasyonun kasım ve aralık aylarında bir önceki Rapor'da sunulan aralığın alt bandında gerçekleştiğini kaydetti.Karahan, bu dönemde dağılım bazlı ana eğilim göstergelerinde de iyileşmelere şahit olduklarını, ocak ayında ise aralığın üst bandına yaklaşan bir enflasyon gördüklerini ifade etti.Ocak ayındaki bu gelişmede, gıda fiyatları kaynaklı etkilerin ön planda olduğuna işaret eden Karahan, gıda dışı enflasyondaki kademeli yavaşlama eğilimi sürerken, gıda enflasyonunun özellikle son altı aylık dönemde oldukça oynak bir seyir izlediğini söyledi.Karahan, gıda fiyatlarının, hava koşullarına bağlı olarak arz yönlü gelişmelerden önemli ölçüde etkilendiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:"Ocak döneminde de bu anlamda özellikle sebze fiyatlarındaki gelişmeler öne çıktı.

Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, ocak ayında olumsuza dönen hava koşulları sonucunda belirgin biçimde yükseldi.

Bu gelişmenin şubat ayına sarkan etkileri de olacak.

Ancak, ikinci çeyrekte arz koşullarındaki normalleşmeyle birlikte, bu etkilerin belli ölçüde tersine dönmesini bekliyoruz.

Enflasyonun yakın dönemdeki seyrini anlayabilmek amacıyla ana eğilim göstergelerine baktığımızda ise ocak ayında döneme özgü unsurlarla bir artış görüyoruz.

Ocak aylarında zamana bağlı fiyat belirleme ve geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi yüksek hizmet kalemleri etkili oluyor.

Ayrıca, ücret, yönetilen/yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarının yansımaları da görülüyor. ""2025 yılında da hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri etkili oldu"Karahan, öne çıkan ana eğilim göstergelerinden olan medyan enflasyonun ılımlı seyrini sürdürdüğünü, ana eğilimin ocak ayında bir önceki Raporda öngörülenden yüksek seyrettiğini belirtti.Diğer taraftan, tasarım gereği daha uzun vadeye yönelik olan trend enflasyon göstergesinde de yukarı yönlü bir hareket gördüklerini aktaran Karahan, "Bu gelişmeler, sıkı duruşumuzu kararlılıkla korumamız gerektiğine işaret ediyor." dedi.Karahan, ana eğilimin önemli bir bileşeni olan hizmet enflasyonu üzerinde durmak istediklerini ifade ederek şu açıklamaları yaptı:"2025 yılında da hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri etkili oldu.

Daha önceki konuşmalarımda da belirttiğim gibi; deprem, demografik unsurlar ve geçmişe endeksleme gibi etkenler, kira enflasyonunda ciddi bir atalete sebep oldu.

Benzer şekilde, eğitim ücretlerinde de geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin rolü belirgin.

Bununla birlikte, 2025 yılında her iki kalemde de kaydadeğer enflasyon düşüşleri yaşandığının altını çizmek gerekir.

Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin kırılmaya başladığını haber veriyor."Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde, tüketici enflasyonuna çok daha yakınsamış bir resmin göze çarptığını dile getiren Karahan, kira tarafında gerek mevsim etkilerinden arındırılmış veriler gerekse Perakende Ödeme Sistemi verileri gibi kiralara yönelik öncü göstergelerin ana eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ettiğini söyledi.Karahan, aylık kira enflasyonunda net bir yavaşlamanın söz konusu olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:"Çeşitli senaryolar altında kira enflasyonunun bu yıl sonu itibarıyla yüzde 30 ile 36 arasında olabileceği tahmin ediliyor.

Eğitim tarafında ise fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz.

Nitekim bu değişikliklerin, geçmiş enflasyona endeksleme mekanizmasını görece zayıflatarak dezenflasyon sürecini desteklemesini bekliyoruz.

Örneğin, düzenleme 2025 yılında yürürlükte olsaydı şeklinde bir karşıolgusal analize baktığımızda, eğitim enflasyonunun 16 puan civarında aşağıda olabileceği sonucuna ulaşıyoruz.

Bu bakımdan, düzenleme değişikliğinin 2026 yılı için ima ettiği rakamlar, eğitim tarafında dezenflasyon için belli bir alan olduğunu gösteriyor."Temel mallara bakıldığında ise döviz kuru kanalının etkisi ile zayıflamış bir enflasyonun söz konusu olduğunu aktaran Karahan, ocak ayında, işgücü maliyetleri ve kısmen kur gelişmelerine bağlı olarak bir miktar yukarı yönlü seyir gözlense de temel mallarda enflasyonun görece ılımlı olduğunu söyledi.Karahan, enflasyon beklentilerinde ise sektörler genelinde önceki dönemlere kıyasla iyileşme eğiliminin sürdüğünü, özellikle reel sektör beklentilerindeki iyileşmenin fiyatlama davranışlarıyla da ilgisi nedeniyle önemli olduğunu ifade etti.Piyasa katılımcılarının farklı vadelere ilişkin beklentilerilerindeki gerilemenin açıkça görüldüğünü belirten Karahan, "Buna karşın, beklentilerin enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyretmesi, dezenflasyon süreci açısından risklerin canlı olduğunu gösteriyor.

Bu görünüm de para politikasındaki sıkı duruşumuzu korumayı gerekli kılan unsurlardan biri." diye konuştu.(Sürecek)

İlgili Sitenin Haberleri