Haber Detayı

Edebiyat dünyasına yenilikçi kimliğiyle iz bırakan şair: Cenap Şahabettin
Güncel haberler.com
12/02/2026 12:56 (9 saat önce)

Edebiyat dünyasına yenilikçi kimliğiyle iz bırakan şair: Cenap Şahabettin

Türk edebiyatında sembolizmin öncüsü kabul edilen şair, yazar ve gazeteci Cenap Şahabettin'in vefatının üzerinden 92 yıl geçti.

Türk edebiyatında sembolizmin öncüsü kabul edilen şair, yazar ve gazeteci Cenap Şahabettin'in vefatının üzerinden 92 yıl geçti.Şahabettin, bazı kaynaklara göre Kuzey Makedonya sınırlarında yer alan Manastır şehrinde 1870'te bazı kaynaklara göre 2 Nisan 1871'te dünyaya geldi.Usta şair, Filorinalı Nazım Bey'e verdiği bir mülakatta, "1286 veya 1287 senesinde olacak, Manastır'da doğdum.

Hanemiz Hamamönü Mahallesi'nde idi.

Validem, Fransa-Avusturya Muharebesi'nde doğdu mu diyordu.

Herhalde martın 21. pazar günü tuludan (güneşin doğuşu) iki saat evvel." bilgilerini vermişti.Bu bilgiler doğrultusunda genellikle 1870-1871 olarak verilen doğum tarihinin 2 Nisan 1871 olduğu araştırmacılar tarafından netleştirildi.Sadrazam Hüsrev Paşa'nın divan efendiliğini yapan Mustafa Bey'in torunu olan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Plevne'de şehit düşen Binbaşı Osman Şahabettin Bey'in oğlu olan Cenap Şahabettin, babasının ölümü üzerine 6 yaşındayken annesi İsmet Hanım ile İstanbul'a geldi.Tophane'deki Feyziye Mektebi'nde ilk öğrenimi tamamlayan Şahabettin, Eyüp Askeri Rüşdiyesi'ne başlasa da Gülhane Askeri Rüşdiyesi'ni bitirdi.

Tahsilini Askeri Tıbbiye'de sürdüren şair, 1899'da hekim yüzbaşı olarak mezun oldu.Divan gazellerini taklit ederek şiire başladıHenüz 14-15 yaşlarındayken divan gazellerini taklit ederek şiire başlayan ve ilk şiirlerini okuldayken yazan usta edebiyatçının ilk eserleri, 1885'te Muallim Naci'nin yönettiği "Saadet" gazetesinde yayımlandı."Mekteb", "Hazine-i Fünun", "Maarif", "Malumat" gibi dergilerde şekil, içerik ve anlatım bakımından farklı şiir denemelerinde bulunan şair, önceleri Muallim Naci'nin etkisiyle divan şiiriyle ilgilense de daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamid Tarhan'dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldi."Dönemin önemli edebiyat dergisi "Servet-i Fünun"da şiirleri yayımlanmaya başlayan Şahabettin, zamanla Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil ile Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri oldu ve şiirleriyle dönemin sanat dünyasında çokça tartışıldı.Şahabettin, bir süre sonra "Servet-i Fünun" şairlerinden ayrılarak bireysel şiiri tercih etti ve şiirde heceyi müzikle uyumlu kullanmayı savundu.Türk şiirinde Abdülhak Hamid'in ardından en büyük yenilikleri yapanlar arasında yer aldıTıbbiyeden iyi bir dereceyle mezun olduğu için 1890 başlarında cilt hastalıkları alanında eğitim almak üzere devlet bursuyla Paris'e gönderilen Şahabettin, 4 yıl sonra yurda dönerek Mersin, Rodos ve Cidde'de karantina hekimliği ve sıhhiye müfettişliği görevlerinde bulundu.Usta şair, bu yönüyle Tanzimat'tan sonra Batı edebiyatı tesirinde gelişen Türk şiirinde Abdülhak Hamid'in ardından en büyük yenilikleri yapanlar arasında yer aldı.

İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra Meclis-i Kebir-i Sıhhi üyeliği ve Daire-i Umur-ı Sıhhiyye müfettişliği görevlerini üstlendi.Bir dönem düz yazıya yönelen ve "Tanin", "Hürriyet", "Kalem", "Hak" gazetelerinde makaleler yazan Şahabettin, "Sözcüklerle yapılmış bir resim" olarak tanımladığı şiirde aşk ve tabiat konularına ağırlık verdi.Cenap Şahabettin'i, Balkan Savaşları'ndan sonra birkaç kez Avrupa'ya gönderen "Tasvir-i Efkar" gazetesi, usta kalemin yazılarını, "Avrupa Mektupları" başlığıyla yayımladı.Tiyatro çalışmalarına katıldıHekimlikten 1914'te emekliye ayrılarak Darülfünun'da Türk edebiyat tarihi, Batı edebiyatı ve Fransızca dersleri okutan şair, Birinci Dünya Savaşı yıllarında ise 4.

Ordu Komutanı Cemal Paşa'nın davetiyle Suriye'ye gitti.

Şahabettin'in bu gezileri, 1918'de "Suriye Mektupları" adıyla okura ulaştı.Şahabettin, nesir alanında eserler verdiği gibi tiyatroyla da ilgilendi, 2.

Meşrutiyet döneminde hız kazanan tiyatro çalışmalarına katılarak, "Sahne-i Osmaniye" ve "Darülbedayi" gibi toplulukların edebi kurullarında görev aldı.Kurtuluş Savaşı yıllarında Milli Mücadele'yi küçümseyen sözler sarf ettiği ileri sürülerek, öğrenciler ve diğer bazı hocalar tarafından aleyhinde gösteriler düzenlenen usta şair, 1922'nin eylül ayında üniversitede görev yapan diğer hocalar Ali Kemal, Rıza Tevfik, Hüseyin Daniş ve Barsamyan Efendi'yle görevinden istifa etmek zorunda kaldı.Cenap Şehabettin, yaşamının son yıllarında yoğun bir şekilde üzerinde çalıştığı Fransızca-Türkçe sözlüğünü tamamlayamadan, beyin kanaması nedeniyle 12 Şubat 1934'te İstanbul'da vefat etti.

Usta şairin cenazesi, Bakırköy Mezarlığı'nda kızı Destine Hanım'ın yanına defnedildi.EserleriTürk edebiyatında şair kimliği ile ön planda olan Şehabettin, Meşrutiyet'in ilanına kadar çoğunlukla şiir yazdı. 1908'den sonra ise nesirler kaleme aldı. 1908 öncesi 179, sonrası sadece 30 şiir yayımlayan yazar 1908'e kadar 95 makale bu tarihten sonra ise 903 makalesini okurlarla buluşturdu.Şiir türünde "Tamat", "Seçme Şiirleri", "Bütün Şiirleri", "Elhan-ı Şita", "Yakazat-ı Leyliye", tiyatro metni olarak "Yalan", "Körebe", "Küçükbeyler" ve "Merdud Aile", gezi yazısı olarak "Hac Yolunda", "Afak-ı Irak", "Avrupa Mektupları", "Suriye Mektupları" ve "Medine'ye Varamadım", düz yazı olarak "Evrak-ı Eyyam", "Nesr-i Harp" ve "Nesr-i Sulh", inceleme olarak da "William Shakespeare" ile "Kadı Burhanettin" yazılarını kaleme aldı.

İlgili Sitenin Haberleri