Haber Detayı
Arıcılıkta koloni kayıplarının azaltılması bal üretimi için önem taşıyor
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkanı Ali Demir, geçen yıl koloni sayısındaki düşüşe rağmen, bal üretiminde belirli oranda verimlilik artışı sağlandığını bildirerek, "Sektörün güçlendirilmesi, koloni kayıplarının azaltılması ve arıcıların desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkanı Ali Demir, geçen yıl koloni sayısındaki düşüşe rağmen, bal üretiminde belirli oranda verimlilik artışı sağlandığını bildirerek, "Sektörün güçlendirilmesi, koloni kayıplarının azaltılması ve arıcıların desteklenmesi büyük önem taşımaktadır." dedi.Türkiye'de bal üretimi geçen yıl bir önceki yıla kıyasla artış gösterdi.
Geçen yıl 95 bin 492 ton olan bal üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 1,8 artışla 97 bin 253 tona ulaştı.Demir, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, 2024'ten 2025'e geçişte işletme ve arı koloni sayısında düşüş görülürken, bal üretiminde artış yaşandığını hatırlattı.
Buna karşılık, balmumu üretiminin yüzde 1,7 azalarak, 3 bin 258 ton olarak gerçekleştiğini anımsatan Demir, kovan sayısının ise yüzde 1,6 azalış göstererek 8 milyon 817 bin 155 olduğunu belirtti.
Koloni sayısındaki düşüşe rağmen, üretimde belirli oranda verimlilik artışı sağlandığına dikkati çeken Demir, koloni sayısındaki azalmanın uzun vadede dikkatle analiz edilmesi gereken bir husus olduğunu vurguladı.İklim koşullarından doğrudan etkilen arıcılıkta kuraklık, ani hava değişimleri, flora yetersizliği ve artan girdi maliyetlerinin, sektör üzerinde belirleyici olduğuna işaret eden Demir, "Üretimde yıllara göre dalgalanmalar görülse de Türkiye her yıl belirli bir üretim kapasitesini korumakta, bal üretimi ve koloni varlığında dünyada üst sıralarda yer almaya devam etmektedir.
Sektörün güçlendirilmesi, koloni kayıplarının azaltılması ve arıcıların desteklenmesi büyük önem taşımaktadır." diye konuştu.Demir, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından arı varlığının kritik öneme sahip olduğunun altını çizerek, arıcılık sektöründe yaşanan her dalgalanmanın yalnızca üretim rakamları açısından değil, tarımsal ekosistem ve gıda güvenliği açısından da dikkatle analiz edilmesi gerektiğini kaydetti."Hedefimiz arı ürünlerini uluslararası pazarda daha güçlü konuma taşımak"Üretimin yanı sıra arı ürünlerinin yüzyıllardır hem gıda hem de şifa kaynağı olarak kullanıldığının aktaran Demir, son yıllarda özellikle insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle bal dışındaki arı ürünlerine ilginin de belirgin şekilde arttığına dikkati çekti.
Demir, Kovid-19 salgını sürecinde bağışıklık sistemini destekleyici ürünlere yönelimin, arı ürünlerinin bilinirliğini ve popülaritesini ciddi ölçüde artırdığına işaret ederek, "Bal ve balmumu üretiminde olduğu gibi net ve düzenli istatistiksel verilere henüz sahip olmasak da ülkemizde arı ürünleri üretiminin her geçen yıl arttığını söylemek mümkün." ifadesini kullandı.Demir, arı ürünlerinin uluslararası standart kuruluşları nezdinde de ele alındığına değinerek, Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) bünyesinde bal dışındaki arı ürünlerine ilişkin yapılan standart çalışmalarda, Türkiye'nin aktif olarak yer aldığını anlattı.
Ulusal mevzuatın, standart süreçleriyle uyumlu ilerlemesinin ihracat potansiyelini artıracağına işaret eden Demir, böylece üreticilerin küresel pazarda daha güçlü bir konuma geleceğini vurguladı.Üniversiteler ve araştırma kurumlarında, arı ürünlerinin apiterapötik (arı ürünlerinin tedavi edici etkisi) özellikleri, fonksiyonel etkileri ve standardizasyonu üzerine yürütülen bilimsel çalışmaların, her geçen gün arttığını belirten Demir, "Önümüzdeki dönemde hedefimiz, arı ürünlerinde kalite, izlenebilirlik ve markalaşmayı güçlendirerek, üreticilerimizin gelir düzeyini artırmak ve bu ürünleri uluslararası pazarda daha güçlü bir konuma taşımaktır." değerlendirmesinde bulundu."Hijyenik ve kontrollü üretim imkanları artıyor"Demir, 2008'den bu yana kovanlar ve işletmelerin "Arıcılık Kayıt Sistemi" üzerinden izlendiğini, işletme bilgileri, koloni hareketleri ve üretim verilerinin düzenli olarak kayıt altına alındığına değinerek, söz konusu veri altyapısının, sektörel planlama ve politika geliştirme açısından son derece önemli bir zemin oluşturduğunu bildirdi.Arıcılığın köklü geleneksel bilgi birikimine dayanmakla birlikte, son yıllarda teknolojik gelişmelerin de sektöre entegre edildiğini anlatan Demir, şunları kaydetti:"Özellikle, akıllı kovan sistemleri sayesinde koloni içi sıcaklık, nem, ağırlık değişimi ve arı aktivitesi gibi parametreler uzaktan takip edilebilmekte, bu da erken müdahale ve verim artışı açısından önemli avantaj sağlamaktadır.
Arı ürünleri tarafında da önemli gelişmeler söz konusu.
Analiz yöntemleri her geçen gün güncellenmekte, kalite kriterlerinin belirlenmesi ve standardizasyon konusunda laboratuvar altyapısı güçlenmektedir.
Aynı şekilde arı ürünlerinin hasat edilmesine yönelik ekipman ve teknikler gelişmekte, hijyenik ve kontrollü üretim imkanları artmaktadır.
Tüm bu çalışmaların temel amacı, geleneksel tecrübeyi modern teknolojiyle birleştirerek, verimliliği artırmak, üretimi sürdürülebilir hale getirmek ve izlenebilir bir arıcılık yapısına ulaşmaktır."