Haber Detayı
Yoğun istek üzerine yine bizim mahalledeyiz…
“Neler mi konuştuk?” başlıklı yazım üzerine deyim yerinde ise gelen mesaj ve ileti yağmuru nedeniyle bugün yine bizim mahallede dolaşmayı sürdürüyoruz. Ama işin içine komşuları da katarak…
Ağız dolusu gülmekten geçtim gülümsemeye bile hasretim diyen kadınlar mı dersiniz?
Günler değişiyor ama gündem değişmiyor diye yakınanlardan mı söz edersiniz?
Yaşamın içinde hem kilit, hem anahtar rolü bize veriliyor ama bu nedense ne açılıyor, ne çözülüyor, ne görülüyor diye haklı eleştirilerini sıralayanların çokluğuna mı dikkat çekersiniz?
Kibir krallarının tavan yaptığı günümüzde en çok da yok sayılmak ve görmezden gelmek içimizi acıtıyor diyerek bakışlarında soru işaretleri barındıranlara mı hak verirsiniz?
Uzayıp giden haklı taleplere mi kitlenip kalırsınız?
Yoksa şimdilik bunca soru yeter deyip konuya mı dalarsınız?
Bence sonuncusu…Günümüzde başarılı kadın olmanın yolu artık hayatta ve ayakta kalmayı bir direniş biçimine dönüştürmek zorunda kalan kadınlardan soruluyor ya!
Onlar da her zorluğa göğüs germelerine rağmen yaptıkları ve çabaları pek de görülmüyor ya!
O halde onların sesine kulak verme zamanı…Yaşamlarıyla ve yaşatılanlarla iz bırakanlar…Filistin’de kadınlar için yaşam sürekli yarım kalan bir cümle gibidir.
Çünkü evleri yıkılıyor, hastaneler vuruluyor, çocukları toprağa veriliyor, kadınlar enkaz başında beklemeye devam ediyor, sürekli yas tutuyor…İran’da kadınlar binlerce kişinin baskıcı rejime direndiği için öldürüldüğüne tanıklık ediyor, Trump’ın her geçen gün gözdağının dozunu giderek artırmasına direniyor cop, gözaltı, idam tehdidiyle yaşıyor, Mahsa Amini’yi ve taşlanarak öldürülen Soraya’yı asla unutmuyor…Suriye’de kadınların makyaj yapmaları mayo giymeleri yasaklandı, özellikle kamu kuruluşlarına talimat gönderilerek yasak duyuruldu.
Amaç aşırı kozmetik kullanımını önlemekmiş.
Kadınları ve cüzdanlarını ne çok düşünen bir yönetim var insan çok duygulanıyor ve etkileniyor doğrusu!
Afganistan’da kadınlar Taliban’ın kadını sildiği, köleliği yasal hale getirdiği, kadına eğitimi yasakladığı, okulları kapatarak kadınları evlerine hapsettiği, yine Talibanın emriyle yaşamlarını kısıtlayan 135 fermanla baş etmeye çalışırken; hayal kurmanın bile yasak olduğunu hatırlatarak “Afganistan sadece düşmedi, kadınların üzerine düştü.
Kuşlar bile bizden daha özgür!” diyerek durumlarını özetliyor…Gelelim işin ayrıntılarına: Artık Afganistan’da hiçbir kız çocuğu okula gidemeyecek, okuma- yazma öğrenemeyecek çünkü kadınların okula gitmesi günahmış ve okumuş kadın şeriat rejimi için çok tehlikeli imiş.
Gel de Büyük Atatürk’e dört değil, sekiz elle sarılma…Yas yaslanınca hafifliyor…Sabır ve tahammül sınırları zorlanırken, sorunlar gerçek çözümler sanal olurken akla gelmeyenler bir yanda, akla gelenler diğer yanda bekletilirken, tarih ve talih birbirine karışmışken, işin doğrusu ve doğalı unutulmuşken, işin yükü ve hızı kadınlara yüklenmişken; Biz geri kalır mıyız?
M.
Destici buyurmuş; “Kadınlara ayrı hastane, ayrı üniversite açılsın, az mesai yapıp, çok çocuk doğursun!” Başkaca bir emriniz olur mu acep? 336 bin gencimiz üniversiteyi kazandığı halde ekonomik sorunlar nedeniyle kayıt yaptıramazken!
Öfke, heyecan, gerilim, kızgınlık, sitem, dayanışma, umut, can sıkıntısı, şaşkınlık gibi bütün duygular bir arada ve iç içe geçmişken!
Fatma Şahin başkan 20 kişilik grubuyla 10 günlük bir gezi için Almanya ve Hollanda’ya giderken ve adına deneyim gezisi derken!
Fatma başkanın deneyim gezileri için ufukta başka neresi var?
İnsan merak ediyor doğrusu!Tarihin ve talihin cilveleri…Popüler figürler bu konuda ne der bilemem ama, yanıt alamayacağımı bile bile ve kulaklarını çınım çınım çınlatarak sormak isterim kendilerine?
Kadın duyarlılıktır, emektir, çevredir, adalettir, sevgidir, yoktan var etmektir, görünmeyeni görünür kılmaktır, sorumluluktur yargısına katılıyor musunuz?
Sakın böyle bir soruyu görmezden gelmeyin, “ihtiyaç yoktur, olamaz, olmamalıdır” da demeyin…Baba; kontrol, disiplin, otorite demektir ama bizim güçlü anneler kadar duygusal babalara da çok ihtiyacımız var.
Aksi halde faturayı çocuklar ödüyor, annenin eğitim düzeyi arttıkça çocuğun başarı oranı artıyor.
Aksi halde hayata dair makas kapanmıyor.
Ama nedense kadınlara biçilen rollerin başında: Annelik, ömür boyu sevgi, şefkat, özveri, dört duvar, mutfak, ev işleri ve kol kanat germe geliyor.
Konumuzla ilgisi olmasa da iki haberi paylaşmak isterim.
İlki çok ilgimi çektiği için.
Danimarka’da insan kütüphanesi açılmış.
Yani okurlar kütüphaneye girdiklerinde karşılarında kitapla birlikte işin uzmanlarını görüyor, oturuyor, soruyor, dinliyor, bilgileniyor ve öyle çıkıyorlar kütüphaneden.
İlginç, öğretici ve ders alınası bir uygulama değil mi?İkincisi 292 büyükelçimiz varmış, bunların 83’ü kadınmış. 4 yılda hazır giyim sektöründe 4500 şirket kapanmış, 380 bin kişi işsiz kalmış, çoğu kadınmış.CB’nin 2026 yılını Aile Yılı ilan etmesi üzerine ülkemizi örnek alan başta KKTC olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’dan sonra Nijerya’da ülkelerinde Aile Yılı ilan etme kararı almışlar, böylece bir kez daha şahlanışımızı örnek model olarak dosta düşmana ve dünyaya ilan etmişiz…Özetle!
Şimdi konunun yorumu nedir, ya da nereye bağlayacaksın derseniz?
Birincisi şu Danimarka büyükelçimiz bu uygulamayı bizde de başlatır mı?
İkincisi kadın büyükelçi sayımız neden bu kadar az?
Üçüncüsü işsiz kalan kadın emekçiler bundan sonra ne yapacak, evlerine nasıl bir katkı sağlayacak?
Dördüncüsü boşanmaların tavan yaptığı, kadın cinayetlerinde rekora koştuğumuz ülkemizde “Aile yılı” uygulaması işe yarar mı?
Merak ettim de…