Haber Detayı

Kölelik Afganistan’a geri döndü
Alp altınörs artigercek.com
12/02/2026 00:00 (8 saat önce)

Kölelik Afganistan’a geri döndü

Afganistan’ın köleliği geri getirmesi, sadece Afganistan halkı için değil, özellikle İslam inancını paylaşan coğrafyada yer alan tüm halklar için büyük bir tehdittir. Herhalde Suriye’de Golani (Şara) yönetimi de köleliği geri getirmek için fırsat kollamaktadır.

Emperyalizmin Afganistan’ı hediye ettiği Taliban, bu ülkede kendince İslam şeriatını en katı biçimiyle uyguluyor.

Getirdiği ceza yasası ile Taliban, köleliği de diriltti.

Artık Afganistan’da kölelik yasaldır.

Böylece Afganistan, Birleşmiş Milletler üyesi devletler içinde köleliği yasallaştıran tek devlet olmuştur.

Oysa gerek BM Şartı gerekse BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, köleliği kesin olarak yasaklamaktadır.

Köleliği geri getiren Afganistan BM’den atılmalıdır.

Afganistan’da köleliğin yasallaştırılması, tüm komşu ülkeler ama özellikle de Pakistan için bir tehdittir.

Zira esir avcıları, Afganistan’ın komşularından kaçırdıkları insanları Afganistan’ın köle pazarlarında satacaklardır.

Binlerce kilometrelik Afganistan sınırına yakın yörelerde yaşayan Pakistanlılar kölelik tehdidi altına girmiştir.

Ayrıca Taliban ülkeye bir kast sistemini dayatmaktadır.

Üst tabaka yani ulema dokunulmaz kılınırken, en alt tabaka yani geniş halk yığınları her türlü hukuki güvenceden yoksundur. 4 kast oluşturuyor: 1) Din adamları 2) Devlet yöneticileri 3) Orta sınıf 4) Alt sınıf.

Ulema için en ağır ceza “uyarı cezası” iken, sıradan halk idam cezası tehdidi altındadır.

Elbette kadınlar da toplu olarak en alt sınıfa hapsediliyor; zira eğitim almaları, çalışmaları ve meslek sahibi olmaları yasak olan kadınların yükselme şansı yoktur.

Zaten ulema ve devlet yöneticilerinin kadın olması hepten imkansızdır.

Afganistan’da köleliğin geri getirilmesi, tarihsel açıdan önemli bir olaydır.

Kölelik tüm sınıflı toplumlar tarihini kat ederek sanayi kapitalizmine değin gelmiştir.

Ancak sanayi kapitalizminin köle emeğinin yerine ucuz ücretli işgücünü geçirmesi ile köleliğin de sonu görünmüştür.

İngiltere, Hollanda gibi ilk kapitalist devletler 18.

Yüzyıl başlarında köleliği kaldıran ilk devletler olmuşlardır. 19.

Yüzyılda ise İngiltere, köleliğin tüm dünyada kaldırılması kampanyasını yürütmüştür. 1860’larda ABD İç Savaşı ve Rusya’da serfliğin ilgası ile kölelik karşıtlığı büyük bir ivme kazanmıştır.

Osmanlı devleti kuruluşundan yıkılışına değin köleli bir devlet olmuştur.

Yani Osmanlı’da kölelik yasaldı, köle almak – satmak serbestti ve tüm büyük şehirlerde esir pazarları vardı.

Osmanlı tarihi boyunca komşu halklardan esir edilen milyonlarca insan köleleştirilmiştir.

İngiltere’nin köleliğin kaldırılması yönündeki baskıları Osmanlı’yı köleliği değilse de köle ticaretini yasaklamaya yönelik fermanlar çıkartmaya sevk etmiştir.

Bu kapsamda öncelikle siyah köle ticaretini yasaklayan bir ferman 1857’de çıkartılmıştır.

Ancak bu ticaretten en çok faydalanan Hicaz eyaleti istisna tutulmuştur (bugünkü Suudi Arabistan).

Oysa başka İslam memleketlerinde, örneğin Tunus’ta (1841’de) kölelik tümüyle kaldırılmış, İran’da ise (1848’de) sadece siyah değil her türlü köle ticareti yasaklanmıştı.

Osmanlılar ise 1908 Devrimi’ne kadar beyaz köle ticaretini (ağırlıkla Çerkes) yasaklamaya direndiler.

Köleliği kaldırmaya ise hiç yanaşmadılar.

Böylece Türkiye’de kölelik ancak Cumhuriyet’in ilanı ve Medeni Kanun’un çıkartılması (1926) ile kaldırılabildi.

Ancak Osmanlı’dan ayrılan kimi ülkelerde, örneğin Suudi Arabistan’da kölelik devam etti.

Böylece Suudi Arabistan 1965’te köleliği kaldıran son ülke oldu.

Afganistan’ın köleliği geri getirmesi, sadece Afganistan halkı için değil, özellikle İslam inancını paylaşan coğrafyada yer alan tüm halklar için büyük bir tehdittir.

Herhalde Suriye’de Golani (Şara) yönetimi de köleliği geri getirmek için fırsat kollamaktadır.

Suudi Arabistan zaten zoraki olarak köleliği kaldırsa da bu ülkede yabancı göçmenlerin pasaportları alıkonarak fiilen köle konumuna indirilmektedir.

Suudiler de fırsat olursa köleliği geri getirmekten çekinmezler: Kur’an- Kerim’de kendi döneminin şartları içinde biraz yumuşatılmış tarzda olsa da köleliğe ve cariyeliğe cevaz veren hükümlerin varlığı, yasal dayanağını İslam şeriatından alan bu gibi rejimlerde köleliğin restorasyonunu her zaman bir olasılık dahilinde tutmaktadır.

Özellikle Kur’an’ın metnini mutlaklaştıran ve her türlü içtihada kapıyı kapatan Selefi yaklaşım, köleliği iyi bir şey olarak tannımlar; İslam’da “insanın aslı hürdür”.

İlgili Sitenin Haberleri