Haber Detayı

Tutankamon'un göz kamaştırıcı mezarı nasıl keşfedildi?
Kültür-sanat cumhuriyet.com.tr
11/02/2026 09:33 (2 saat önce)

Tutankamon'un göz kamaştırıcı mezarı nasıl keşfedildi?

Arkeoloji dünyasının en büyük keşfi olan Tutankamon’un mezarına dair Howard Carter’ın 1936 yılındaki tarihi ses kaydı, 90 yıl sonra yeniden yankılanıyor. Çocuk Kral’ın 33 asırlık uykusundan uyandırıldığı o mucizevi anları anlatan Carter, İnsanlığın görme ayrıcalığına sahip olmadığı bir manzaraya tanık olduk sözleriyle tarihe ışık tutuyor.

BBC arşivinde yer alan 1936 yılına ait kayıtta, arkeolog Howard Carter, kendisi ve ekibinin 3300 yıl sonra Mısır'ın çocuk firavunu Tutankamon'la karşılaştıkları anı şöyle anlatıyordu: Bizim bastığımız yere en son 33 yüzyıl önce insanlar basmıştı.

Buna karşın etrafımız, neredeyse devam eden hayat izleriyle doluydu.

Tutankamon'un hazine dolu kaya mezarı ilk olarak 1922'de keşfedilmiş, lahiti ise daha sonra bulunmuştu.

BBC radyosuna, 12 Şubat 1924 yılındaki tarihi keşfi tasvir eden Howard Carter'ın sesi 90 yıl sonra kadim bir anlatım olarak duyuluyor.

Çocuk kralın bozulmamış mezarının neredeyse mucizevi bir şekilde keşfi, Carter'ı dünyaca ünlü bir isme dönüştürdü.

Eski Mısır medeniyetine olan ilgiyi daha da artırdı.

Carter aynı yayında, Tutankamon'un lahitine, yani firavunun binlerce yıldır dokunulmadan yattığı taş tabuta ulaştıklarında hissettiği tuhaf duyguyu anlatıyordu.

Yarı dolu bir harç kasesi, kararmış bir lamba, dikkatsiz bir marangozun yerde bıraktığı tahta parçaları gibi ayrıntıları anlatırken, sesine halen ilk andaki heyecanı yansıyordu: İki odaya daha girmiştik ancak kapıları kapalı ve mühürlü altın bir sunağın bulunduğu odaya geldiğimizde, hiçbir insanın görme ayrıcalığına sahip olmadığı bir manzaraya tanık olacağımızı anladık.

Mührü kaldırarak kapıyı açan Carter kendi sözleriyle, öncekinden bile daha parlak bir işçiliğe sahip ikinci bir sunağı ortaya çıkardı.

Kapı yavaşça açıldığında, devasa sarı kuvarsit bir lahit ile karşılaştı.

Yaklaşık 1130 kg ağırlığındaki taş kapağı kaldırmadan devam etmenin bir yolu yoktu.

Ülkenin ileri gelenleri ve VIP konuklardan oluşan kalabalık, karmaşık bir makara sistemiyle kapağın kaldırılmasını izledi.

Carter taşı kaldırdığında, tabutun içine binlerce yıl sonra ışık girdi: Gözlerimizin önünde beliren manzara o kadar muhteşemdi ki dudaklarımızdan hayret ifadesi bir ses çıktı.

Lahitin içinde, muhteşem bir işçiliğe sahip genç kralın altın bir heykeli vardı.

Bu, iç içe geçmiş üç tabuttan oluşan bir serinin en üst kapağıydı.

Genç Kral Tutankamon'un ölü bedeni içerideydi.

Kral Tutankamon'un mezar odası Dünyanın en önemli arkeolojik keşiflerinden birini yapacak olan Carter aslında, 15 yaşında okulu bırakmıştı ve hiçbir resmi eğitim almamıştı.

Çizim yeteneği sayesinde, Norfolk kırsalındaki evinin yakınında yaşayan yerel bir aristokrat aile, yetim genci himayelerine aldı.

Amherst soyadlı ailenin Didlington Hall isimli malikaneleri, İngiltere'deki en büyük özel Mısır objeleri koleksiyonuna sahipti.

Carter, bu objelerin hikayelerini dinleyip büyülenmişti. 17 yaşında, sanatsal yeteneği sayesinde Mısır'da çizimci ve iz sürücü olarak iş buldu.

Arkeolojiye olan ilginin patlama yaptığı bir dönemde Mısır'daydı.

Bu ilginin büyük bir kısmı, zengin amatör tarihçiler ve İngiliz aristokratlar tarafından finanse ediliyordu.

Yirmi yıldan fazla bir süre saha deneyimiyle tecrübe kazandı.

Tutankamon'un mezarının keşfi büyük ölçüde şans eseri oldu.

Carter, firavunlar için ana mezar yeri olan Nil Nehri'nin hemen batısındaki Krallar Vadisi'nde yıllarca büyük bir keşif yapamadan çalıştı.

Mezarın girişi binlerce yıllık toprak katmanların altında kalmıştı.

Bu da onu hem mezar hırsızlarından hem de arkeologlardan gizledi.

KRAL TUT KÜLTÜNÜN DOĞUŞU Çığır açan keşif, Kasım 1922'de Carter'ın bir mum tutarak kapıya oyulmuş küçük bir delikten karanlığa bakmasıyla gerçekleşti.

Keşfi finanse eden Lord Carnarvon, gergin bir şekilde bekliyor ve bir şey görüp görmediğini soruyordu.

Anlatılana göre Carter, Evet, harika şeyler diye yanıtladı.

Kazı günlüğüne şunları yazdı: Gözlerim karanlığa alıştıkça, odanın detayları sisin içinden yavaş yavaş ortaya çıktı.

Garip hayvanlar, heykeller ve altın.

Her yerde altın parıltısı vardı.

Tüm bu hazine, Tutankamon'a öbür dünyaya eşlik etmesi için oradaydı.

Mısır'ın 18. hanedanının 11. firavunu Tutankamon, öldüğünde 17 yaşındaydı.

Tahtı sekiz veya dokuz yaşında devraldığı düşünülüyor.

Ölüm nedeni belirsizliğini koruyor; suikastten av kazasına kadar çeşitli teoriler mevcut.

Kasım 1922'deki keşif, her şeyin sadece başlangıcıydı ve Carter'ın ön oda olarak tanımladığı küçük bir dış odaya ulaşılmıştı.

Ekibin lahite ulaşması 15 ay daha sürdü.

Times gazetesi Yüzyılın en sansasyonel Mısır keşfi olmaya aday diye duyurduğu özel haberi yayınladığında, Kral Tut (Tutankamon'un kısaltması) kültü de doğdu.

Mısır hayranlığı 1920'li yıllar boyunca yayıldı.

Piramit ve lotus çiçeği motifleri, modadan, Art Deco sanat tasarımlarına, sessiz filmlere ve caz şarkılarına kadar her şeye ilham verdi.

Carter ve araştırmayı finanse eden Lord Carnarvon uluslararası ün kazandılar.

Ancak, büyük keşiften sadece birkaç ay sonra, Carnarvon, böcek ısırığının yol açtığı kan zehirlenmesinden öldü.

Şanssız ölümü, Tutankamon hikayesine yeni bir boyut kattı.

Mumyanın laneti ve Tut'un intikamı başlıklı hikayeler, mezarın keşfiyle ilgili efsaneleri büyüttü.

Bütün bunlar Mısır'daki siyasi çalkantıların arasında gerçekleşiyordu.

Ülke 1882'den beri İngilizlerin işgali altındaydı, 1922'nin başlarında kısmi bağımsızlığını kazandı.

Mısır hükümeti Carter'a, değerli antik eserlerin başkent Kahire'ye gönderilmesi şartıyla çalışma izni vermişti.

Huysuz bir karakter olan Carter, kazı çalışmalarını denetleyen Mısır Antik Eserler Servisi ile sık sık karşı karşıya geliyordu.

Tutankamon, ülkenin sömürge etkisinden kurtulma mücadelesinin sembolü haline geldi.

Bilgi birikimleriyle keşfe destek veren birçok Mısırlı, keşfin hikayesinden silindi.

Mezar alanını açan işçilerin yanı sıra Carter, Ahmed Gerigar, Gad Hassan, Hüseyin Ebu Avad ve Hüseyin Ahmed Said gibi yetenekli ustabaşlarıyla da çalışmıştı. 'SES, TÜM DÜNYADA YANKILANDI' Tutankamon'un mumyalanmış bedeni Krallar Vadisi'nde kaldı, ancak diğer birçok hazinesi başlangıçta Kahire Müzesi'ne taşındı.

Eserler arasında biri gümüş, diğeri bronz iki nefesli çalgı da vardı. 1939'daki sıra dışı bir BBC radyo programında, Rex Keating isimli radyocu, Mısır Eski Eserler Servisi'ni, üç bin yıldır duyulmamış bir sesin çıkmasına izin vermeye ikna etmeyi başardı.

Bu yayınla ilgili 2011 tarihli bir BBC belgeselinde, arkeolog Christina Finn şunları söylüyordu: 3000 yıllık bir trompeti çalma fikri bugün akla bile gelmezdi, ancak 20. yüzyılın başlarındaki heyecanlı arkeoloji çağında, böyle tereddütler çok azdı.

Dünya çapında tahmini 150 milyon kişi orkestra şefi James Tappern'in çıkaracağı seslere kilitlendi.

Başlamadan önce Keating, dinleyicileri her iki trompetin de çalınmasının kolay olmadığı konusunda uyardı.

Aslında endişelenmesine gerek yoktu, çünkü her iki antik enstrümanın da etkileyici sesi yüksek ve net bir şekilde duyuluyordu.

Rahatlamış Keating, programı dramatik bir üslupla sonlandırdı. 3000 yılı aşkın bir sessizliğin ardından, Mısır'ın görkemli geçmişinden gelen bu iki ses, tüm dünyada yankılandı dedi.

Carter'ın ise bu sesi duymaya ömrü yetmedi, yayından birkaç hafta önce 64 yaşında kanserden öldü.

Tutankamon çılgınlığı, 1970'lerde hazine sergisinin uluslararası başarısıyla yeniden doğdu.

Serginin yıldızı olan altın maske, 1972'de British Museum'a 1,6 milyondan fazla ziyaretçi çekti.

Halen müzenin bugüne dek en popüler sergisi olma özelliğini koruyor.

Sergi daha sonra iki yıl boyunca Sovyetler Birliği'nde ziyaretçilere alçıldı.

Ardından, 1976-1979 yılları arasında ABD'de altı şehri gezdi ve o kadar büyük bir sansasyon yarattı ki, komedyen Steve Martin'in eğlenceli şarkısı King Tut'a ilham verdi.

MEZARIN TAMAMI NİHAYET SERGİLENİYOR Popüler kültürden ciddi akademik araştırmalara kadar Tutankamon'un hikayesi milyonları büyülemeye devam ediyor.

İlk keşfin yapılmasının üzerinden geçen bir asırdan fazla sürede, mezarda bulunan eşyaların bazılarının gizemi halen çözülmedi.

Oxford Üniversitesi'nden Elizabeth Frood, 2019'da BBC'ye verdiği demeçte, mezarda bulunan nesnelerin yalnızca üçte birine yakınının tamamıyla analiz edildiğini söyledi. 5000'den fazla nesneden bahsediyoruz diyen Frood, bazı nesnelerin benzerleri olmadığını ekledi.

Mezarın tüm içeriği 2025 yılında nihayet bulunduğu yere yakın bir müzede sergilendi.

Büyük Mısır Müzesi'nin eski başkanı Dr.

Tarek Tawfik, şunları söyledi: Onu farklı bir şekilde nasıl gösterebiliriz diye düşünmek zorundaydım, çünkü mezarın 1922'deki keşfinden bu yana, mezarın içinde bulunan toplam 5500'den fazla parçadan sadece 1800'ü sergileniyordu.

Mezarın tamamını sergileme fikrim vardı, bu da Howard Carter'ın 100 yıldan fazla önce yaşadığı gibi eksiksiz bir deneyim yaşamanız anlamına geliyor.

Tutankamon'un altın maskesi bugün müzede sergileniyor.

Mumyası ise Carter ve ekibinin onu bulduğu Krallar Vadisi'nde huzur içinde yatıyor.

İlgili Sitenin Haberleri