Haber Detayı
Bahçeli, Nihal Atsız'ı niye andı: İdeolojik dönüş mü siyasi strateji mi
Soner Yalçın yazdı...
Türkiye’de derinlikli siyasi tartışmaların giderek zayıfladığı süreçten geçiyoruz!
Bu bağlamda, Devlet Bahçeli’nin MHP’nin kuruluş yıldönümünde önceki gün yaptığı konuşmanın, söylemsel kodları, tarihsel göndermeleri ve siyasal anlam katmanları üzerinde hiç durulmadı.Buna karşılık, siyasal alanın hızla yüzeysel polemiklere, kişiselleştirilmiş tartışmalara ve küfür eksenli gündemlere sıkışması, politik söylemin içerik yerine biçim üzerinden okunmasına yol açmakta ve böylece analitik değerlendirme ciddi biçimde daralmakta...Bu yüzeyselleşmiş tartışma ortamı, siyasal aktörlerin bilinçli biçimde kurduğu, çoğu zaman gerçek gündemin görünmez kalmasına neden olmakta.
Nitekim Bahçeli’nin sembolik ve tarihsel referanslar içeren konuşmasında Nihâl Atsız’a yaptığı atıf, yalnızca bir ismi anma ya da nostaljik gönderme olamaz:-“Merhum Hüseyin Nihâl Atsız bize şöyle seslenmiştir: Türk tarihi iki yanı kahramanlık, şan ve ahlâk heykelleriyle süslü uzun ve ulu bir yoldur; bu yolun her adımında Türk’ün göğsünü kabartacak, başını dikleştirecek ve üstünlüğünü belirtecek bir kahraman, Türklük için nöbet beklemektedir.” Bu atıf; Türk milliyetçiliği düşüncesi içindeki tarihsel kırılmalara, ideolojik ayrışmalara ve bunların güncel siyasal konumlanışına işaret eden çok katmanlı söylem olarak değerlendirilmeli.
Konuyu açayım:MİLLİYETÇİLİĞİN TARİHİ KIRILMASIBahçeli’nin, Nihâl Atsız’a atfını analiz etmek için partinin kuruluşunu gerçekleştirdiği 9-10 Şubat 1969 Adana kongresine gitmek şart...
O kongrede yaşanan gerilimler, salt Alparslan Türkeş ile Nihâl Atsız grubu arasındaki çekişme ya da liderlik kavgası değildi.
Ayrışma, Türk milliyetçiliğinin nasıl tanımlanacağı, nerede konumlanacağı ve hangi araçlarla varlık göstereceği sorularında düğümlenmişti.-Nihâl Atsız’ın başını çektiği Türkçü fikri damar çizgisi milliyetçiliği; kültürel, tarihsel ve etnik bilinç olarak ele aldı.
Siyaseti tali, hatta çoğu zaman yozlaştırıcı alan olarak gördü.
Milliyetçiliğin devletle özdeşleşmesine mesafeli durdu...-Alparslan Türkeş’in başını çektiği devlet merkezli çizgi, milliyetçiliği; iktidar hedefi olan bütüncül siyasal ideoloji olarak tanımladı.
Parlamenter siyaset ve örgütlü yapı yoluyla devleti yönetmeyi esas aldı.
Doktrinleştirilmiş bir çerçeve olan “Dokuz Işık”ı üretti…İki grup arasında asıl kırılma noktası “devletle ilişki” temelinde yaşandı:-Milliyetçilik, devlete karşı mesafeli bir “fikri muhafızlık” mı olmalıdır? (Atsız) -Yoksa devleti ele geçirip yeniden kurmayı hedefleyen bir siyasal program mı? (Türkeş)Adana kongresi, bu soruya ikinci yanıtın kurumsal olarak kabul edildiği andı.
Lider Türkeş partinin adını, “Milliyetçi Hareket Partisi” olarak değiştirdi.
Partiyi Türk milliyetçiliği, ülkücülük ve devlet-millet bütünlüğü ekseninde yeniden yapılandırdı.
Ülkücü hareket siyasal kimlik kazandı.Bu dönüşüm yalnızca kavramsal değil, aynı zamanda söylemsel ve sembolik oldu:“Bozkurt” sembolü yerini “Üç Hilal”e bıraktı. “Bozkurtlar”, “Ülkücüler”e dönüştürüldü..“Türkçü” yerine “milliyetçi” sıfatı tercih edildi...Türkçülerin simgesi “Tanrıdağı” yanına, İslam’ın simgesi “Hiradağı” eklenip, yeni slogan üretildi: “Tanrıdağı kadar Türk, Hiradağı kadar Müslüman.”Zamanla, “Tanrı Türk’ü Korusun” pankartının yerini “Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın” aldı.
Vs.“ALLAH, TANRI’YI KOVDU”Alparslan Türkeş, Kuleli Askerî Lisesi’nde öğrenci olduğu yıllarda Nihâl Atsız ile tanıştı, onu yalnızca bir fikir adamı değil, aynı zamanda entelektüel rehber olarak gördü.Bu ikili (ve arkadaşları), 1944 yılında Türkçü faaliyetleri nedeniyle yargılandı ve mahkûm edildi.
Bu dönem, Türkeş ile Atsız’ı aynı ideolojik hatta süren tarihsel eşikti.
Ancak bu fikri ve kişisel yakınlık, 1969 Adana kongresi ile birlikte belirgin biçimde sona erdi.
Ki bu ayrışma, milliyetçiliğin dinle kurduğu ilişki üzerinden de görünür hale geldi.
Kongre sonrasında Nihal Atsız, gazetecilere şu ikonik açıklamayı yaptı: “MHP’de Allah, Tanrı’yı kovdu!”Bu söz, 1969’da yaşanan ideolojik kopuşun en çarpıcı sembolik özetiydi…Başa dönersem:Kuşkusuz Bahçeli, Nihâl Atsız’a ilk kez atıf yapmadı.
Fakat bu atfın, MHP’nin kuruluşuna tekabül eden günde yani partinin tarihsel hafızasını yeniden kuran bir konuşma bağlamında yapılması anlamlı… Bu yönüyle Bahçeli’nin Atsız atfı, geçmişteki ideolojik ayrışmayı yeniden üretmekten ziyade, onu denetim altına alarak bugünün siyasal ihtiyaçları doğrultusunda yeniden anlamlandırma ve merkezileştirme girişimi olarak okunmalı…Evet yeni bir ideolojik yol açmaktan ziyade, mevcut siyasal hattı birleştirerek güçlendirmeye dönük stratejik hamledir...Soner YalçınOdatv.com