Haber Detayı

Kimin parası kime?
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
11/02/2026 04:00 (9 saat önce)

Kimin parası kime?

Devletin geliri, kamu hizmetlerini görmek, kamusal malları üretmek için gerçek ve tüzel kişilerden yasa ile topladığı para, vergi ve vergi benzerleridir.

Devletin geliri, kamu hizmetlerini görmek, kamusal malları üretmek için gerçek ve tüzel kişilerden yasa ile topladığı para, vergi ve vergi benzerleridir.

Hangi kademede olursa olsun kamuda görev alanların -cumhurbaşkanı, bakanlar, vekiller dahil- maaş, aylık ücretleri vergi olarak toplanan paradan ödenir.

Devletin, kamu gelirleri dışında özel bir geliri yoktur.

Devlet, gelir yaratmaz, geliri yeniden dağıtır.

Ülkemizde vergi gelirlerinin büyük bölümü, mal ve hizmetlerden alınan çoğu kez fiyat içinde saklı dolaylı vergilerdir.

Varlık ve gelir düzeyi ne olursa olsun, kişiler bu vergileri ödediğinden, dolaylı vergiler (KDV, ÖTV, satış vb.) adil olmayan vergileme olarak nitelendirilir.

Devletin adil olmayan vergilemenin sakıncalarını kamu hizmetleri, transfer ödemeleriyle dengelemesi beklenir.

AKP-MHP zımni, örtülü koalisyon döneminde, kamu harcamalarıyla dağıtım ve denge sağlamak yerine, gösteriş harcamaları, yandaş desteği, sermaye çıkarlarının kalkınma, özelleştirme ve KÖİ gibi uygulamalarda gelir dağılımı daha da sabit ve dar gelirliler aleyhine bozulmaktadır.

Çalışanlardan parafiskalite olarak tanımlanan gelirleri üzerinden zorunlu ve kesin olarak kesinti yapılmaktadır.

Parafiskal vergiler, kamu harcamaları için alınmamaktadır.

Sosyal güvenlik kurumlarına ödenen primler parafiskal vergidir.

Kişinin emeklilik döneminde yapılacak ödemeleri karşılamak için zorunlu, kesin kesinti yapılmakta, kişinin emeklilik aylığı sigorta edilmekte, güvence altına alınmaktadır.

SGK, aslında tasarrufçu, zorunlu tasarrufların biriktiği yatırımcı olması gereken kurumdur.

Toplanan primler değerlendirilememiş, biriktirilememiş ve aktüarya hesapları, sigorta matematikçiliği, sağlıklı yapılmamışsa bir kamu kurumu olan SGK’nin kusurudur.

Kurum yükümlülüğünü yerine getirememekte, kişilerin birikimlerinden gereken tutarda geri ödeme yapamamakta, yapılan kısmi ödeme de inayet olarak nitelendirilerek şükredilmesi istenmektedir.

Kişinin birikiminin hakkının ödenmemesi, madalyonun bir yüzüdür.

Madalyonun diğer yüzü; düşük emekli aylığı, düşük asgari ücret neden değil sonuçtur.

Ülkede 1980’li yılların başlarında neoliberal özelleştirme rüzgârları estirilirken sonuçları bugünler için ülkenin süreğen ekonomik sorunlarla karşılaşacağı öngörülerek yapılan uyarılar dinlenmedi, tepki verilmedi.

Günlük özel çıkarlar gözetildi.

Günümüzde yapılan, yapılmakta olan hataların sonuçları yaşanmaktadır.

Neoliberal politikalar, sendikasızlaşmayı, sermayenin tekelci gücüne karşı emeğin karşıt bir güç oluşturmasını engellemeyi hedefler.

Ülkede neoliberal söylemler, sendikasızlaşmayı da başarmıştır.

DİSK Araştırma Merkezi’nin araştırmalarına göre Türkiye’de 19.5 milyon işçinin 2.4 milyonu, yüzde 12.3’ü sendikalı, yüzde 87.3’ü sendikasızdır.

Sendikasız işçi oranı özel sektörde yüzde 95-96’ya değin yükseliyor.

Sendikalaşma oranı da giderek neoliberal sentez amacına uygun geriliyor.

Bir yanda sendikal haklar, örgüt, örgütlü mücadele söylemi, diğer yanda sendikasızlaşma yaman çelişki.

Söylemeylem tutarsızlığı.

Günümüze gelişin neden/nedenleri ortadan kalkmadan sonuç değişmez, sorunlar çözülemez.

Albert Einstein özdeyişiyle “Aynı denemeleri yaparak farklı sonuçlar beklemek aptallıktır”.

İlgili Sitenin Haberleri