Haber Detayı

KÜÇÜK YAŞ, BÜYÜK SUÇ - Çocukların çetelere ve şiddete yönelmesinde birden fazla risk faktörü etkili
Güncel haberler.com
10/02/2026 11:31 (1 saat önce)

KÜÇÜK YAŞ, BÜYÜK SUÇ - Çocukların çetelere ve şiddete yönelmesinde birden fazla risk faktörü etkili

Uzmanlar, çocukların çetelere yönelmesinde aile içi şiddet, ebeveyn tutumları, madde kullanımı, okul reddi ve dizilerdeki şiddet içerikli yayınlar gibi risk faktörlerinin etkili olabileceğini belirtiyor.

Uzmanlar, çocukların çetelere yönelmesinde aile içi şiddet, ebeveyn tutumları, madde kullanımı, okul reddi ve dizilerdeki şiddet içerikli yayınlar gibi risk faktörlerinin etkili olabileceğini belirtiyor.Anadolu Ajansının (AA) "Küçük yaş, büyük suç" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, çocukların çetelere ve şiddete yönelmesinde etkili olan risk faktörleri ele alındı.Okullar, çocuklar için güvenli alanlar ve sağlıklı rol modellerin oluşturulduğu ortamlar olarak öne çıkarken, okula aidiyet duygusu geliştiremeyen çocukların da çetelere yönelme riski olabiliyor.Uzmanlar, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin okul dışına taşınması, sosyal-duygusal öğrenme programlarının aileler ve eğitimcilerle yürütülmesi gerektiğini vurgularken, kamu spotları ve sivil toplum kuruluşlarının da çocukların gelişimine katkı sağlayacak şekilde sürece dahil edilmesinin önemine işaret ediyor.Dizilerde artan şiddet içeriklerinin çocuklar üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu kaydeden uzmanlar, denetleme mekanizmalarının güçlendirilmesi, ebeveyn-öğretmen iş birliğinin artırılması ve medya okuryazarlığı eğitimlerinin yaygınlaştırılmasının önemini vurguluyor."Okul aidiyet hissettiğimiz ve sağlıklı rol model kurduğumuz yerlerdir"Uzmanlar, son zamanlarda 18 yaş altı çocukların çetelere yönelmesinde etkili olan risk faktörlerini değerlendirdi.Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Seval Erden Çınar, çocukların son zamanlarda örgütlü çete gruplarına çok fazla yönelmeye başladığını söyledi.Bunun çok katmanlı bir sorun olduğunu, sadece çocukla, aileyle veya okulla tek başına ele almanın yanlış olduğunu dile getiren Çınar, bunların çok fazla risk faktörü barındırdığını belirtti.Çınar, çocuğun kişilik özellikleri, madde kullanımı, antisosyal davranışlar sergilemesi, aile içi şiddet ve ebeveynlerin tutumu ile sağlıklı olmayan boşanmalar sonucu çocukken ebeveynden ayrı kalmanın, çocukları bu tür çetelere yönlendirdiğini aktardı.Eğitim sistemini tek başına sorumlu tutmanın yanlış olduğunu vurgulayan Çınar, şöyle devam etti: "Etkisiz bir kurum demek de hatalı olur.

Eğitim sistemi güçlü ve dolaylı bir belirleyici.

Okul güvenli alandır, aidiyet hissettiğimiz, davranışlarımızın düzenlendiği ve sağlıklı rol model kurduğumuz yerlerdir.

Okul koruyucu rollerini sergileyemezse çocuk için koruyucu faktör değil, çetelere itici kurum haline gelir.

Ardından birtakım temel yapısal sorunlar karşımıza çıkar.

Bu noktada okulun yeri önemli."Çınar, çocuklarda görülebilen okul reddinin, çetelere yönelmede çok önemli bir değişken olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.Aile ve öğretmen işbirliğinin önemiOkula aidiyet hissi bulunmayan çocuğun eğitimden koptuğuna dikkati çeken Prof.

Dr.

Çınar, "Ailenin öğretmene güvenle bağlanması, öğretmenin de öğreten, rol model olan ve çocuğun duygu ve ihtiyaçlarını fark edebilecek düzeyde ilgili olması gerekir." dedi.Çınar, çocukta okul reddiyle birlikte başarısızlık veya akran zorbalığı gibi başka sorunların da görüldüğünü, bu süreçte çocuğun kendisini başka alanlarda göstermeye çalıştığını anlatarak, "Küçük çeteler okulda da var.

Akran zorbalığı, fiziksel, sözel, davranışsal, cinsel ve siber zorbalıklar çok oluyor.

Okulun bu zorbalığı önleyici politikaları sağlıklı işletmesi gerekir.

Gerekli yaptırımlarla bu davranışların nedeni olan alttaki mekanizmaları da iyi anlaması, araştırması ve sağlıklı okul kültürü oluşturması çok önemli." değerlendirmesinde bulundu.Sosyal olarak dışlanan ve etiketlenen çocuğun okuldan hızla uzaklaştığını aktaran Çınar, "Örneğin, çocuğunuz birinci sınıfta psikolojik danışman ve rehber öğretmenle karşılaştı.

Dördüncü sınıf bitene kadar aynı öğretmenle gelişimsel takipte psikolojik, duygusal, davranışsal, bilişsel tüm gelişimleri takip edecek ve aksaklıklar ile normal dışı durum ya da uyum sorunları olduğunda çok kolay yakalayabilecek sisteme ihtiyacımız var.

Çocukların yaşadığı sorunlar onlardan çok yetişkinler olarak bizim sorunumuz.

Çünkü bir çocuğu toplum büyütür. " ifadelerini kullandı.Çınar, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yalnızca okul içinde sınırlı kalmaması gerektiğini, bireyi güçlendirme sürecinde de yer alabileceğini bildirdi.Sosyal-duygusal öğrenme programlarına değinen Çınar, aileler ve eğitimcilerin de sürece dahil edilerek yürütülmesi gerektiğini anlattı.Prof.

Dr.

Çınar, kamu spotlarında uzman görüşlerine de yer verilmesi gerektiğini belirterek, sivil toplum kuruluşları ile yerel yönetimlerde de psikolojik danışman ve rehberlerin önemli çalışmalar yürütebileceğini kaydetti."Denetleme mekanizmalarının arttırılması gerekiyor"İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü'nden Dr.

Halil Türker ise özellikle son 10 yılda dizilerde şiddet tasvirinin ön plana çıktığını söyledi.Bazı senaryolarda şiddet içerikli dizilerin bulunduğunu ve bunun çocukları doğrudan etkilediğini vurgulayan Türker, "Bununla birlikte dizilerde hem sözel hem de fiziksel şiddet çok ön planda.

Ekrandaki sözel şiddeti de görsel şiddet kadar önemsemeliyiz.

Bunun sonuçlarını son zamanlarda haberlerde çok sık görüyoruz." dedi.Türker, konuyla ilgili denetleme mekanizmalarının daha fazla devreye girmesini önererek, "Denetlenmeyen ve şiddet unsuru taşıyan senaryoların toplumu hangi noktalara getirdiğini gördüğümüz zaman senaryoların denetlenmesi gerektiği fikrine herkes biraz daha sıcak bakabilir.

Denetleme mekanizmalarının arttırılması gerekiyor." diye konuştu.Suç ve şiddet içerikli haber sunumlarının çocukları olumsuz etkilediğine dikkati çeken Türker, haberler ekrana yansıtılırken çocukların psikolojisinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti."Medya okuryazarlığı eğitimi şart"Halil Türker, ebeveynlerin çocuklarının suça bulaşmaması ve çetelerin etkisine girmemesi için öğretmenlerle işbirliği içinde olması gerektiğini vurguladı.Medya okuryazarlığı eğitimi alan çocuğun habere ve sosyal medya paylaşımına nasıl yaklaşması gerektiğini öğrendiğini ve kimi rol model olarak seçeceğini iyi tahlil edebildiğini ifade eden Türker, şunları kaydetti: "Amacımız medya okuryazarlığı eğitimlerinde çocuklara bu yetiyi kazandırabilmek.

Hem dizilerde hem de sosyal medya içeriklerinde kötü rol modeller ön plana çıkarıldıkları için çocuklarımız da maalesef bunları görerek maruz kalıyor.

İyi olanları rol model alabilmeleri için medya okuryazarlığı eğitimi şart."Türker, kültür, sanat ve spor gibi faaliyetlerin çocukların gelişimine katkı sağlayacağını ifade ederek, medya okuryazarlığı bilincinin artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

İlgili Sitenin Haberleri