Haber Detayı

İran'a askeri müdahale İsrail'in dayatması mı?
Güncel haberler.com
10/02/2026 11:32 (1 saat önce)

İran'a askeri müdahale İsrail'in dayatması mı?

İran Uzmanı Dr. Mehmet Koç, İsrail'in İran'a yönelik politikasının arka planını ve bu stratejinin temel amaçlarını AA Analiz için kaleme aldı.

İran Uzmanı Dr.

Mehmet Koç, İsrail'in İran'a yönelik politikasının arka planını ve bu stratejinin temel amaçlarını AA Analiz için kaleme aldı.***İran'a yönelik olası bir askeri müdahale tartışması, büyük ölçüde İsrail'in tehdit algısı ve güvenlik doktrini tarafından sürekli gündemde tutulsa da bu durumu basitçe İsrail'in ABD'ye dayattığı bir senaryo olarak tanımlamak eksik kalacaktır.

İsrail'in Tahran yönetimini varoluşsal tehdit olarak tanımlayan tek aktör olduğu söylenebilir.

İsrail'in bu algısı, 1979 "İslam Devrimi" sonrasında İran'da geliştirilen "İşgalci Siyonist rejim yok edilmelidir" söyleminden neşet etmektedir.

İran'ın devrim sonrası İsrail'e karşı tekrarladığı bu retorik ve beraberinde geliştirdiği askeri ve savunma doktrinleri Tel Aviv'in Tahran yönetimine karşı varoluşsal bir mücadeleye girmesine neden olmuştur.

İran'ın askeri, güvenlik ve savunma doktrinin birer unsuru olan balistik füze programı ve Hizbullah, Irak'taki Şii milis gruplar ve Husiler gibi vekil aktörler İsrail nezdindeki mezkur algıyı güçlendirmiştir.Öte yandan ABD'nin İran'a yönelik sertlik politikasının yalnızca İsrail lobisinin ürünü olduğunu söylemek de doğru değildir.

Körfez müttefiklerinin güvenlik kaygıları, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT)??????? ve ABD'nin küresel caydırıcılık iddiası da bu politikanın şekillenmesinde etkilidir.

Dolayısıyla askeri müdahale seçeneği, İsrail'in güçlü şekilde teşvik etmesiyle beraber ABD'nin nihai kararı olmadan mümkün değildir.İsrail'in tek amacı İran'da rejimin devrilmesi mi?İsrail açısından İran'da rejim değişikliği (regime change) nihai hedeftir ancak bu tek başına yeterli değildir.

İsrail için asıl mesele, İran'ın tehdit üretme kapasitesinin yok edilmesidir.

Rejimin ideolojik yapısı tek başına yeterli bir gerekçe değildir.

İsrail, İran'da mevcut rejimin nükleer silah eşiğine ulaşmasını, bölgesel vekil ağlarını askeri kapasiteye dönüştürmesini ve İsrail'i çevreleyen çok cepheli bir çatışma mimarisi kurmasını engellemek amacındadır.

Nitekim Hizbullah'a yönelik operasyonlar, Husilere yapılan saldırılar ve Suriye'de Beşşar Esed'in düşüşünden sonra Haziran 2025'te İran'ı doğrudan hedef almıştır.

İsrailli yöneticilerin 12 günlük çatışmaların üçüncü ve dördüncü gününde yaptıkları açıklamalara bakılırsa bu saldırıyla rejim değişikliğini de amaçladıkları anlaşılmaktadır.

Zira hem Başbakan Binyamin Netanyahu hem de Savunma Bakanı İsrail'in üzerine düşeni yaptığını ama İran halkının "gerekeni yapmadığı" gerekçesiyle sitemlerde bulunmuşlardır.Dolayısıyla, İsrail'in stratejik aklı İran'daki rejimin ideolojik doğası gereği kalıcı bir düşman olduğu kanaatindedir.

Bu nedenle rejimin zayıflaması, iç baskı altına girmesi, dönüşmesi veya tamamen ortadan kalkması İsrail açısından stratejik bir kazanım olarak görülmektedir.İsrail açısından rejim değişikliğinin tek başına güvenlik sorununu ortadan kaldıracağını söylemek rasyonel olmayacaktır.

Belirleyici olan, rejim sonrası ortaya çıkacak devlet kapasitesi, dış politika yönelimi ve askeri mirastır.İsrail için ideal olan rejim değişikliğiyle beraber İran'ın içe kapanması, merkezi otoritesinin zayıflaması ve bölgesel güç projeksiyonundan vazgeçmesidir.

Zira İran'da rejim değişse bile nükleer bilgi birikimi ortadan kalkmaz, füze programı teknik olarak devam edebilir, bölgesel nüfuz ağları tamamen dağılmayabilir ve yeni rejim milliyetçi bir çizgide nükleer programı sürdürürse İsrail için tehdit algısı devam edecektir.Bu nedenle İsrail için esas mesele, İran'da rejim değişikliğiyle beraber stratejik davranış biçiminin de değişmesidir.

Rejim değişikliği ancak İran'ın nükleer silah hedefinden resmen vazgeçmesi, vekil aktörlere desteğini kesmesi, İsrail'in meşruiyetini fiilen tanıyan veya en azından çatışmasızlık çizgisine geçen bir dış politika yönelimiyle sonuçlanırsa İsrail'i tatmin eder. ???????İsrail'in İran ile ilgili nihai amacı, rejim değişikliğiyle birlikte Batı ve İsrail ile çatışmacı değil uyumlu bir yönetimin başa geçmesidir.

Ancak bu amacın sadece hava saldırılarıyla gerçekleşmesi kesin olmadığından İran'ın nükleer silaha erişiminin süresiz bir şekilde engellemek, vekil güçlerini etkisiz hale getirmek ve balistik füze programını sınırlandırmaya odaklanmıştır.İran'a karşı tek hedef askeri müdahale mi?Askeri müdahale, İsrail ve ABD için tek çare değildir elbette.

Ancak son çare olarak her zaman masada olan bir seçenek olmuştur.

ABD ve İsrail'in geçmişten günümüze İran'a yönelik uyguladıkları strateji çok boyutlu olmuştur.

Bu strateji; yaptırımlar ve finansal izolasyonu hedefleyen ekonomik baskılar, uluslararası meşruiyetin aşındırılmasını hedefleyen diplomatik izolasyon, bölgesel askeri varlık ve tatbikatlar ile askeri caydırıcılık, siber saldırılar, sabotajlar örtülü operasyonlar ve iç kamuoyunu etkileyen psikolojik savaştır.

Askeri müdahale ancak bu araçların tamamının başarısız olduğu veya İran'ın nükleer silah elde etmeye çok yaklaştığı düşünüldüğünde gündeme gelir.ABD ve İsrail'in nihai hedefleri örtüşüyor mu, yoksa ayrışma mı var?ABD ile İsrail'in İran dosyasındaki ortak noktası, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemektir.

Ancak yöntem ve öncelikler hususunda aralarında farklılıklar vardır.

İsrail için Tahran yönetimi varoluşsal tehdit iken ABD için küresel öncelikler arasında ikincil bir dosyadır.

Zira, Çin ve Rusya politikaları ABD için daha önceliklidir.ABD için de İran'da rejim değişikliği resmi ve öncelikli hedef değildir.

Washington, İran ile olası bir savaşın bölgeye yayılma riskine karşın maliyeti sınırlamak için müzakere ve anlaşma yolunu tercih etmektedir.

İsrail ise diplomatik yollarla İran'ın askeri kapasitesini kökten zayıflatılamayacağından yola çıkarak önleyici saldırı fikrini savunmaktadır.

Hatta bu bağlamda Haziran 2025'teki 12 günlük çatışmaları başlatan da İsrail olmuştur.Bu bağlamda, Tahran yönetimini devirmek veya tehdit kapasitesini bertaraf etmek için askeri müdahalenin gerçekleşmesi, İsrail'in tek taraflı iradesiyle değil; ABD'nin küresel öncelikleri ve bölgesel maliyet hesabıyla da bağlantılıdır.

İsrail, ABD'yi sürekli olarak İran'ın nükleer kapasitesinin geri dönüşü olmayan noktaya yaklaşıldığı konusunda uyarmakta ve askeri seçeneği masada tutmaya zorlamaktadır.

Bu bağlamda İsrail bir itici güç olsa da nihai karar verici değildir.[Dr.

Mehmet Koç, İran Uzmanıdır.]Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri