Haber Detayı

PORTE: Gök Sultan Abdülhamid Han | Filistin'de Yahudi devleti kurdurmadı Selanik'e sürgün edildi |...
Güncel takvim.com.tr
10/02/2026 10:21 (2 saat önce)

PORTE: Gök Sultan Abdülhamid Han | Filistin'de Yahudi devleti kurdurmadı Selanik'e sürgün edildi |...

Taht-ı Osmani’yi en zor, en sancılı dönemde 33 yıl ayakta tutan 113. İslam halifesi Sultan 2. Abdülhamid Han'ın vefatının üzerinden 108 yıl geçti. Attığı her adımda devletin bekasını gözeten Abdülhamid Han, günümüzde varlığını devam ettiren birçok müessesenin ve modern kurumların temellerini attı. Müslümanların Resul-ü Ekrem'e daha rahat ulaşabilmesi için Hicaz Demiryolu'nu inşa ettirdi. Filistin'de Yahudi devleti kurulmasına karşı çıkıp siyonistlerin tezgahını dağıttı. 1909'da tahttan indirilip Selanik'e sürgün edilmesiyle Osmanlı hızlı bir çözülme sürecine girdi. 1912-13'te Osmanlı yurdu Balkanlar kaybedildi. Başkan Erdoğan her fırsatta Abdülhamid Han'ı anlamanın önemine dikkat çekiyor.

Osmanlı İmparatorluğu'nun en zor dönemlerinde 33 yıl tahtta kalan Sultan 2.

Abdülhamid, vefatının 108. yılında dua, rahmet ve minnetle yad ediliyor.

Babası Sultan Abdülmecid, annesi ise Tirimüjgan Kadınefendi olan Abdülhamid, 21 Eylül 1842'de İstanbul'da doğdu.

Henüz 10 yaşındayken annesini veremden kaybeden Abdülhamid'in babası Sultan Abdülmecid ise 1861'de 38 yaşında vefat etti.

Abdülhamid Han, dünya siyasetinde tarihi kırılmaların yaşandığı bir dönemde parçalanmak üzere olan Devlet-i Aliye'yi 33 yıl ayakta tuttu.

Günümüzde varlığını devam ettiren birçok müessesenin ve modern kurumların temellerini attı.

Hükümdarlığı sürecinde güçlü bir hafiye teşkilatı kurdu.

Sultan 2.

Abdülhamid, tahta çıktığında içeride ve dışarıda birçok sorunla karşı karşıya kaldı.

İslam dünyası ile bağlarını güçlendirmeye çalışarak bunu temel bir siyaset haline getirdi.

Müslümanların, kutsal topraklara daha rahat ulaşabilmesi için Hicaz Demiryolu'nu yaptırdı.

Halifelik sıfatını Osmanlı padişahları arasında en çok kullanan 2.

Abdülhamid oldu 'EVVELA BASİRET SONRA EMNİYET' Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Sultan 2.

Abdülhamid Han'ı anlamanın önemine şu sözlerle dikkat çekiyor: 'Dünya siyasetinde tarihi kırılmaların yaşandığı bir dönemde, 33 sene boyunca Osmanlı Devleti'nin padişahlığını yapan Sultan 2.

Abdülhamid Han, tartışmaların odağında yer almıştır.

Özellikle belli kesimler tarafından Sultan Abdülhamid, yoğun karalama kampanyalarının, haksız ve asılsız ithamların, iftiraların muhatabı olmuştur.

Anlamaktan, objektif değerlendirmekten ziyade mahkum etmeye dayanan bu bakış açısı, maalesef bir dönem toplumumuza da dayatılmıştır.

Oysa 2.

Abdülhamid, reformcu, dirayetli ve çok yönlü bir padişah olarak, günümüzde de varlığını devam ettiren birçok müessesenin ve modern kurumların temellerini atmıştır.

Siyaset felsefesini, 'Basiret, emniyetin babasıdır.

Evvela basiret sonra da emniyet gereklidir.' şeklinde özetleyen ve parçalanmak üzere olan Osmanlı Devleti'ni 33 yıl boyunca bir arada tutan Sultan Abdülhamid Han, her açıdan çok önemli bir şahsiyettir.

Bize düşen, hiçbir komplekse kapılmadan, dayatmalara itibar etmeden, ön yargılardan kendimizi arındırarak 2.

Abdülhamid Han dönemini iyi anlamak, gerekli dersleri çıkararak, gelecek nesillere tanıtmaktır' 34.

OSMANLI PADİŞAHI 2.

Abdülhamid, meşruti bir yönetim kurmak isteyen devlet adamı ve idarecilerin Sultan Abdülaziz ile 5.

Murad'ı tahttan indirmelerinden sonra 31 Ağustos 1876'da 34.

Osmanlı Padişahı olarak tahta çıktı.

Göreve geldikten kısa bir süre sonra 23 Aralık 1876'da Osmanlı Devleti'nin ilk anayasası olan 'Kanun-i Esasi' ilan edildi. 93 HARBİ 31 Mart 1877'de Rusların tekliflerini kapsayan Londra Protokolü, Sultan 2.

Abdülhamid'in isteğiyle mecliste görüşülüp reddedilince Rusya, 24 Nisan 1877'de (93 Harbi) Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.

Gazi Osman Paşa'nın Plevne'deki, Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın da doğudaki başarıları savaşın genel gidişatını durduramadı ve Türk orduları cephelerden çekilmeye başladı.

Onların ardından on binlerce Müslüman-Türk muhacir de İstanbul ve Anadolu'ya göç etmek zorunda kaldı.

GÜÇLÜ BİR HAFİYE TEŞKİLATI KURDU Meclisle anlaşmazlığa düşen Sultan 2.

Abdülhamid, anayasanın kendisine tanıdığı yetkiyi kullanarak, 13 Şubat 1878'de Meclis-i Mebusan'ı süresiz olarak tatil etti fakat meşrutiyet ve anayasadan vazgeçtiğine dair herhangi bir beyanda bulunmadı.

Savaşın sonunda Rusya ile 3 Mart 1878'de ağır koşullar içeren Ayastefanos Antlaşması imzalandı.

Ardından 13 Temmuz 1878'de imzalanan Berlin Antlaşması ile bazı topraklar kaybedildiği gibi Rusya'ya karşı da harp tazminatı ödenmesi kabul edildi.

Sultan Abdülhamid, devletin içerisinde bulunduğu durum ile Çırağan Vakası sonrası güçlü bir hafiye teşkilatı kurdu.

Dış politikada karşılaştığı güçlükler ve özellikle yabancı devletlerin içeride bir takım olaylar çıkarmaları, Padişahı sıkı bir rejim uygulamaya sevk etti.

Devletin toparlanabilmesi için zamana ihtiyaç olduğuna inanan 2.

Abdülhamid, ağır yük oluşturan savaşlardan kaçınma yoluna gitti.

Ekonomik alanda kendisinden önceki padişahlardan devraldığı dış borçları temizlemeye öncelik veren Sultan 2.

Abdülhamid, Avrupalı alacaklıların temsilcileriyle 20 Aralık 1881'de bir anlaşma imzaladı. 'Muharrem Kararnamesi' adı verilen bu anlaşmayla alacaklı ülkelere belli devlet gelirlerini toplamak üzere Düyun-u Umumiye'yi kurma imtiyazı tanındı.

BAĞDAT VE HİCAZ DEMİRYOLLARI İNŞA EDİLDİ İslam dünyası ile bağlarını güçlendirmeye çalışarak bunu temel bir siyaset haline getiren 2.

Abdülhamid, Almanya'dan aldığı destekle 1888'de Haydarpaşa-İzmit Demir Yolu Hattı'nı Ankara'ya kadar uzattı.

Abdülhamid, 1902'de Ankara'yı Bağdat'a bağlayacak hattın yapımı için de Almanlarla anlaştı, Şam'dan Mekke'ye uzanan Hicaz Demir Yolu'nu inşa ettirdi. 2.

Abdülhamid'in en başarılı yönü dış politikaydı.

Dış politikada temel amaç, imparatorluğun barış içinde yaşamasını sağlamaktı.

Avrupa devletlerinin Türkiye üzerinde birbiriyle çatışan çıkar ve ihtiraslarından faydalanan 2.

Abdülhamid'in dış politikası, bu sebeple devletler arası ilişkilerde yeni şartlar oluştukça değişti. 2.

Abdülhamid hiçbir devletle devamlı olabilecek anlaşmaya girmedi, büyük devletleri mümkün olduğu kadar birbirlerinden ayırabilmek için çeşitli diplomatik faaliyetlere girişti. 'HALİFELİK' SIFATINI EN ÇOK KULLANAN PADİŞAH Halifelik sıfatını Osmanlı padişahları arasında en çok kullanan 2.

Abdülhamid oldu.

Güney Afrika ve Japonya gibi uzak ülkelere din alimleri göndererek İslamiyet'in oralarda da yayılması için çalıştı ve sömürgeci devletlere karşı mücadele etti.

FİLİSTİN'DE YAHUDİ DEVLETİ KURULMASINA MÜSAADE ETMEDİ Sultan 2.

Abdülhamid'in direttiği ve kısmen başarıya ulaştığı önemli konulardan biri de Filistin meselesi idi.

Filistin'de bir Yahudi devleti kurmak isteyen Siyonistler, 2.

Abdülhamid'e başvurarak, devletin dış borçlarını temizleyeceklerini bildirdi.

Sultan, tekliflerini kabul etmediği gibi Yahudilerin çeşitli yollarla Filistin'e gelip yerleşmelerine engel olacak bazı önlemler de aldı.

Balkanlar'da yaşanan olaylar sonrası Türk subayları, Padişahı Kanun-i Esasi'yi ilan etmeye zorladı. 2.

Abdülhamid, 23 Temmuz 1908'de anayasayı tekrar yürürlüğe koyduğunu ilan etti.

Ardından çok hızlı bir çözülme süreci başladı.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı Meclisi'ne üye gönderilmesine engel olmak için 5 Ekim 1908'de Bosna-Hersek'i işgal etti.

Aynı gün Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti.

Bir gün sonra da Girit, Yunanistan ile birleştiğini açıkladı.

Rumi takvime göre 31 Mart'ta (13 Nisan 1909) İstanbul'da ayaklanma patlak verdi.

İstanbul'daki olaylar 11 gün kanlı bir şekilde devam etti.

Selanik'ten gelen Hareket Ordusu'nun 23-24 Nisan 1909 gecesi İstanbul'a girmesinden sonra ayaklanma bastırıldı.

BİRİNCİ ORDU İLE HAREKET ORDUSUNU ÇATIŞTIRMADI: MÜSLÜMANI MÜSLÜMANA KIRDIRMAM 2.

Abdülhamid, kendisine sadık olan Birinci Ordu ile Hareket Ordusu'na karşı konulması için yapılan teklifleri kabul etmedi ve Müslümanların halifesi olarak Müslüman'ı Müslüman'a kırdıramayacağını söyledi. 27 Nisan 1909'da Said Paşa'nın başkanlığındaki Meclis-i Umumi, 2.

Abdülhamid'in hilafet ve saltanatının sona erdirilmesine karar verdi.

Türk, Ermeni, Yahudi ve Arnavut'tan oluşan parlamento heyeti Yıldız Sarayı'na giderek Sultan Abdülhamid'e tahttan indirildiğini tebliğ etti.

SELANİK'E SÜRGÜN EDİLDİ Sultan 2.

Abdülhamid, tahttan indirildiği gece aile ve görevlilerden oluşan 38 kişi ile Sirkeci'den trenle Selanik'e götürüldü.

Selanik'te Alatini Köşkü'ne yerleştirilen 2.

Abdülhamid, düşman kuvvetlerin Selanik'e yaklaşması üzerine İstanbul'a getirilerek Beylerbeyi Sarayı'na yerleştirildi ve hayatının son yıllarını burada geçirdi. 10 Şubat 1918 Pazar günü vefat eden 2.

Abdülhamid'in cenazesi özel törenle Divanyolu'nda bulunan II.

Mahmud Türbesi'ne defnedildi.

HANGİ MODERNLEŞME ADIMLARINI ATTI?

Sultan 2.

Abdülhamid döneminde eğitim, bayındırlık ve tarım alanında önemli adımlar atıldı. 1876-1908'de iptidailer 200'den 4-5 bine, sübyan mektepleri 10 bine, rüştiyeler 250'den 600'e, idadiler 5'ten 104'e ve bugünkü öğretmen yetiştiren yüksekokul olan Darülmuallimin sayısı ise 32'ye yükseltildi.

Ayrıca tarım, maliye, hukuk, baytar, ticaret, ziraat ve daha birçok alanda çok sayıda meslek yüksekokulları açtı.

BEŞİKTAŞ, GALATASARAY VE FENERBAHÇE ABDÜLHAMİD HAN DÖNEMİNDE KURULDU Spor dallarının gerçek anlamda çeşitlenmesi, toplumsal bir eğlence kültürü halini alması ve bunların bilimsel anlamda öğrenilmesine yönelik çalışmalar da Sultan 2.

Abdülhamid döneminde gerçekleşti.

Bugün Türk futbolunun üç büyük kulübü Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş, Sultan Abdülhamid'in saltanat yıllarında kuruldu. 2.

Abdülhamid, başta İstanbul olmak üzere imparatorluğun çeşitli şehirlerinin önemli fotoğraflarını içeren çok değerli albümler koleksiyonu hazırlattı.

ŞİŞLİ ETFAL VE DARÜLACEZE'Yİ KURDURDU Haydarpaşa Tıbbiyesi ve kendi parasıyla yaptırdığı Şişli Etfal Hastanesi ile bir kısım masraflarını şahsi kesesinden karşıladığı Darülaceze, onun sağlık ve sosyal yardım alanlarında attığı önemli adımlardan oldu.

Ticaret, ziraat ve sanayi odaları da yine Sultan 2.

Abdülhamid zamanında açıldı.

Çeşitli şehirlerde atlı ve elektrikli tramvaylar, düzenli rıhtımlar yapıldı.

Hicaz ve Basra'ya kadar telgraf hatları çekildi.

Tahta çıkışının 25. yıl dönümü anısına Osmanlı'nın birçok şehrinde saat kuleleri yapıldı.

Sultan 2.

Abdülhamid döneminde askeri rüştiyeler ve idadilerin sayısı artırıldı.

Ordu yeni silahlarla donatıldı.

Hukuk alanında da önemli adımlar atıldı.

Ceza usulü ve ticaret usulü kanunları çıkarıldı.

Batı örneklerine göre polis teşkilatı yeniden düzenlendi.

Batı müziğine, opera ve tiyatroya da ilgi duyan 2.

Abdülhamid, saraydaki harcamalar konusunda ise titiz davrandı.

Masrafları kısan Sultan Abdülhamid, sade bir hayat yaşadı.

İlgili Sitenin Haberleri