Haber Detayı
Kadıköy'de yine aynı gerçek: Teslimiyet Ligi
Kadıköy'deki maç öncesinde tribünlerin merakı belliydi. N'Golo Kante ilk kez Kadıköy’deydi ve doğal olarak spot ışıkları onun...
Kadıköy'deki maç öncesinde tribünlerin merakı belliydi.
N'Golo Kante ilk kez Kadıköy’deydi ve doğal olarak spot ışıkları onun üzerindeydi.
Ne var ki futbol bazen ışığa değil, gölgeye bakmayı gerektirir.
Metin Diyadin o gölgeyi ıskaladı.Kante’ye uygulanan birebir baskıyla, kilidi kapatmak isterken pencereyi açık bıraktı.
O pencereyi de en iyi değerlendiren isim Marco Asensio oldu.
İspanyol, neredeyse ayakkabılarını kirlenmeden oynadı.Boşluklar önüne serildi, pas yolları asfalt gibi dümdüzdü.
Fenerbahçe hücumu, bu rahatlıkla nefes aldı.
Asensio'nun ikinci golde Kerem Aktürkoğlu’na topuğuyla bıraktığı pas ise haftanın değil, belki de sezonun en zarif dokunuşlarından biri oldu.
Bazen gol kadar alkış alan asistler vardır, bu da onlardandı.♦♦♦♦♦İlk yarıda gelen üç gol, Fenerbahçe adına sadece skoru değil, takvimi de rahatlattı.
Yoğun fikstürden çıkan takım, Trabzonspor derbisi öncesi nabzını düşürdü, kaslarını korudu.
Kerem’in iki golle öz güven tazelemesi de cabasıydı.
Gençlerbirliği ikinci yarının başında golü buldu ama, geri dönüş yapabilecek ne cesaret gösterdi ne de direnç.Kante için birkaç haftalık bir uyum süresi gerektiği çok açık.
Bu lig, ritmini hemen ele vermez.
Cezalı Milan Skriniar’ın yokluğunda oynayan Çağlar Söyüncü fazla zorlanmadı ama Skriniar’ın sahada kapladığı alanın, oyuna kattığı sessiz otoritenin ne kadar fark yarattığını da görmemek imkansız.Dorgeles Nene tabelaya yazılamadı belki ama oyunun içinde diri kaldı.♦♦♦♦♦Bu maç, Galatasaray ve Fenerbahçe maçlarından sonra artık neredeyse ezbere söylenen o cümleyi bir kez daha önümüze koydu: "İki takım arasındaki kadro kalitesi farkı."Evet, fark var.
Hem de az değil.
Ama bu farkı sadece Fenerbahçe ve Galatasaray’ın gücüyle açıklamak, resmin yarısını yırtıp atmak olur.
Asıl mesele, Anadolu kulüplerinin yıllardır kendi ayağına kurşun sıkması.Beceriksiz, günü kurtarmaya çalışan, siyasetin gölgesinde nefes almaya çalışan yöneticiler yüzünden ligimiz iki takımlı bir hikayeye sıkıştı.
Oysa para her şey değil.
Eldeki imkanlarla doğru futbolcu, daha da önemlisi doğru teknik adamlar seçilebilir.
İrade meselesi bu.♦♦♦♦♦Bana kalırsa, bu uçurumu yaratan en temel neden Anadolu kulüplerinin kötü yönetilmesi.İspanya’da Real Madrid ve Barcelona, İngiltere’de Manchester City ve Arsenal ekonomik ve kadro kalitesi olarak önde olabilir.
Ama orada kimse maça başlarken beyaz bayrağı çekmiyor.
Ligin sonuncusu liderden puan alabiliyor.
Çünkü sahaya teslimiyet değil, itiraz koyuyor.Anadolu kulüpleri bu yönetim anlayışıyla devam ettiği sürece, Kadıköy’de, Seyrantepe'de yazılan hikayeler değişmez.
Galatasaray ve Fenerbahçe’nin dominasyonunda bir lig izleriz; bol gollü, bol manşetli ama rekabeti eksik.Futbol ise rekabet olmadığında, ne kadar parlak olursa olsun, insanın içini tam ısıtmaz.
Kadıköy’deki maç bunu bir kez daha hatırlattı.