Haber Detayı
Bakan Fidan: 12 Gün Savaşı'ndan birkaç saat önce ABD'den telefon aldık
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Haziran 2025'teki İran-İsrail arasındaki 12 Gün Savaşı'na ilişkin bir detayı ilk kez açıkladı. Bakan Fidan, "ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'dan gece telefon aldı. 'İranlılara söyle bir kaç saat içinde her şey olabilir' dediler. İranlı meslektaşımla görüştüm, 'Nasıl olur görüşme tarihi verdik' dedi. Görüşen ABD idi, vuran İsrail'di." ifadelerini kullandı
Ayrıca İran konuşurken saldırıya uğradı. 12 günlük haziran savaşında bir gece ABD'den telefon aldık, 'İranlılara söyle bir kaç saat içinde her şey olabilir' dediler.
İranlı meslektaşımla görüştüm, 'Nasıl olur görüşme tarihi verdik' dedi.
Görüşen ABD idi, vuran İsrail'di.
Durum farklı olabilir bu kez. "HAVA SALDIRISI İLE İRAN'DAKİ REJİM YIKILMAZ"İşbirliği platformlarına ihtiyacımız var.
Bölgenin en büyük ihtiyacı bölge ülkelerinin birbirine güven telkin etmesidir.
Bunun ortadan kalkması gerekiyor.
Cumhurbaşkanımızın bu konudaki perspektifi askeri, siyasi, ekonomik alanda bölgesel dayanışmayı kurumsal hale getirmek.
Bunun tartışmalarının yapılması da önemli.
İleri bir takım teklifler gündeme geliyor, yakın zamanda bölgesel istikrara katkıda olacak gelişmelerin olacağına inanıyorum.Kamuoyu nezdinde de kötü senaryoları gündeme getirmek istemem.
İran büyük bir saldırıya uğraması durumunda karşılık vereceğini söyledi ki bölge ülkelerdeki hedeflere saldırı da var bunun içinde.
Bölge ülkelerdeki ABD üstlerine saldırı adı altında enerji alt yapılarının vurulması bölgedeki savaşın yaygınlaşmasını beraberinde getirebilir, o kulvara girince nerede duracağı belli olmaz.
Milli güvenlik ile ilgili yakından takip ettiğimiz konular var, terörle mücadeleyi negatif hale getirebilecek bir senaryoyu istemiyoruz.
Savaş büyük dramları ve istikrarsızlaşmayı getirir.
Hava saldırısı ile İran'daki rejim yıkılmaz.
İran toplumundaki rahatsızlıklara yönelik sert cevaplar var, kayıpların ne olduğuna yönelik spekülasyonlar var.
İranlı bakan geldiğinde verdiği rakam vardı ve bu konuda net olduğunu söyledi.
Resmi rakam da büyük bir rakam.
Fransız meslektaşım 30 binden bahsediyordu.
Günün sonunda büyük bir rakam insan hayatı söz konusu olduğunda."REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİN PRATİKTE OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM"Bu boş bir hayal, Şu olabilir: Hükümet, sistem zayıflar, halka hizmet götüremez ve mevcut rejim radikal kararlar alarak belki düzeltmeyi tercih edebilir, dönüşebilir.
Rejim değişikliğinin pratikte olabileceğini düşünmüyorum.
İki tür konuşmalarımız olur.
Biri kayıtlara geçen diğer ise dostane görüşmelerimiz.
Sorunu İran'ın rejimi olarak tanımlamak doğru olmayabilir.
Sorun rejimin kararlar ve uyguladığı politikalar.
İran rejiminden daha merkezi olan rejimler var.
Onlar küresel sıkıntılara yol açmadığı sürece küresel bir şikayette olmuyor.
Devrimden beri aynı kadroların olması, ülkeyi bir ulus devlet sistematiğinden ziyade devrimi devam ettiren bir örgüt gibi bakmaları ve yönetmeleri sistematik bir soruna neden oluyor olabilir.
İran uranyum zenginleşmesi açısından bir bedel ödemiş ülke, son 30 yıldır davası.
İran'ın bu konuda bir ısrarı var, bir yandan da liderin atom bombası yapmak haramdır fetvası var, bu fetva ortadayken sistem bomba üretemiyor ama bomba yapmaya yakın yetenekler geliştiriyorlar.
Bomba yapmıyorsunuz ama yetenek geliştirdiğiniz için yaptırıma tabisiniz.
İnsanların anlamadığı bu.
Atom bombası yapmıyorlar ama onun başlığı olan uranyum zenginleştirilmesi yapıyorlar.
Atom bombası yok, yapmak istediklerine dair veri de yok.
Bir yandan başlık geliştirmeniz bir yandan da uranyum zenginleştirmelisiniz.
Buradaki sorun uranyum zenginleştirilmesi.