Haber Detayı

Bakan Kurum: 11 ilimizde 14 milyon insanımız etkilendi
Ekonomi̇ haber7.com
09/02/2026 10:48 (3 saat önce)

Bakan Kurum: 11 ilimizde 14 milyon insanımız etkilendi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 11 ilimizde 14 milyon insanımız depremden doğrudan etkilendi dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Asrın İnşası: Güçlü Türkiye’nin İhya Vizyonu Paneli'nde açıklamalarda bulundu.Her depremde, her afette beraber mücadele ettiğimiz AFAD'ımızın çok kıymetli gönüllüleri, kıymetli hocalarımız, kıymetli basın mensuplarımız; ben de hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.Evet, İletişim Başkanlığımızın düzenlediği "Asrın İnşası, Güçlü Türkiye'nin İhya Programı"nda sizlerle bir arada olmaktan dolayı büyük bir onur ve mutluluk duyduğumu öncelikle ifade etmek isterim.

Kıymetli misafirler, tabii bugün 6 Şubat'ı konuşuyoruz.

Ben acısı hâlâ tazeliğini koruyan ve yüreklerimizi yakan deprem şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.

Zor bir süreçti.

Her enkazın başında işte buradaki arkadaşlarımla birlikte o acılara şahitlik ettik.

Yavrularımızı, annelerimizi, çok sevdiğimiz arkadaşlarımızı, dostlarımızı toprağa verdik.Tabii 3 yıl önce büyük bir sessizliğe uyandık. 11 şehrimiz susmuştu 6 Şubat sabahı saat 04.17'de.

Son bin yılın belki de en ağır felaketiyle karşılaştık. 11 ilimizi, 14 milyonumuzu, milyon insanımızı doğrudan etkileyen bir depremden bahsediyoruz. 53 bin canımızı, kardeşimizi toprağa verdik. 100 binden fazla insanımız yaralandı ve binlerce binamız yıkıldı. 104 milyar dolarlık doğrudan ekonomik kayıp yaşadık ki dolaylı kayıplara baktığımızda 150 milyar doları aştığını tespit ettik.O günleri hatırlayın; küresel pandeminin etkileri halen bitmemişti.

Rusya-Ukrayna krizi patlak vermişti.

Suriye savaşı bir taraftan devam ediyordu.

Üretimde ve tüketimde maalesef tedarik zinciri kopmuştu.

Bölücü terör örgütleri fırsat kolluyordu.

İklim krizinden kaynaklanan orman yangınları ve seller halen devam ediyordu.

İşte asrın felaketi böyle siyasi, iktisadi ve diplomatik bir kriz sarmalının tam ortasında yaşandı.Ama biz bu karanlıktan çıkmasını hep birlikte bildik.

Önce milletimiz bize inandı, biz de milletimizin desteğiyle gece gündüz hiç durmadık.

Cumhurbaşkanımızın liderliğinde işte bir taraftan arkadaşlarımızla birlikte enkaz çalışmaları yürütürken, bir yandan da kalıcı konutların yapımına başlamıştık.

Geçen günlerde Osmaniye'ye gittiğimizde, o 45. gün teslim ettiğimiz evlerin önünden geçtim ve inanamazsınız orada milletimiz huzur içerisinde, güven içerisinde oturuyor.

Bir nebze de olsa o depremin acılarını artık yeni eviyle, huzurlu güvenli hayatıyla bir nebze de olsa unutmaya çalışan vatandaşımızla bir aradaydık. 15. günde attık ilk temellerimizi ve işte 45. gün geçmişti ki ilk konutlarımızı teslim ettik.Ve giderek daha da hızlandık.

Belki de dünyada eşi benzeri olmayan bir tempoyla 3481 şantiye kurduk.

Dile kolay, 11 ilde 200 bin mimar, mühendis, işçi kardeşimle birlikte 7 gün 24 saat çalıştı ve saatte 23, günde 550 konut ürettik.

Bunun dünyada örneği yok.

Gelinen noktada 455 bin konutu alnımızın akıyla tamamladık.

Dualarla, desteklerle, milletimizin o bize olan inancıyla el ele vererek hamdolsun bu konutları teslim ettik.Tüm bu süreçte hep aklımızda şu vardı: "Bu şehirler ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar" dedik.

Onun için 11 ilimiz hep önceliğimiz oldu.

Sadece konut olarak da bakmadık bu diriliş sürecine.

Biliyorduk ki şehir sadece insanın inşa ettiği bir mekan değildir; şehir aynı zamanda insanı da inşa eden bir yapıdır.

Geçmişimizi taşır, bugünümüzü şekillendirir, yarınımıza da istikamet verir.

Biz şehirleri bu anlayışta, köklerini Türk-İslam medeniyetinden alan ve insanımızı, vatandaşımızı merkeze koyan bir tasavvurla inşa ederiz.Bizim şehir anlayışımızda insan, [komşuluk] vardır, merhamet vardır.

Bizim için şehir, insanın ruhunu yormayan, hayatını kolaylaştıran, dayanışmayı büyüten bir yaşam alanıdır.

Camisiyle, çarşısıyla, okulu ve meydanıyla insanı merkeze alan bir hayatın adıdır. 11 ilimizde de konutları inşa ederken yaşam alanları açtık.

Şehirlerin kimliğidir dedik ve hemen hemen her bir şehrimizde işte görsellerini gördüğümüz meydanlar inşa ettik.Ecdadın bize emaneti tarihi eserlerimizi unutmadık her ilde.

İşte Hatay'da Habibi Neccar Camimizi, tarihi Meclis binamızı, dünyanın ilk aydınlatılmış caddesi Kurtuluş Caddesi'ni, orada yine Kemalpaşa'yı...

Kahramanmaraş'a gittiğinizde Kapalı Çarşısı'nı, oradaki Kasaplar Çarşısı'nı, yine Demirciler Çarşısı'nı aslına uygun bir şekilde inşa ettik.

Adıyaman'da Ulu Cami'den yeniden ezan sesleri yükselsin istedik.

Malatya'da Söğütlü Cami, oradaki Bakırcılar Çarşısı'nı, oradaki yine Şire Pazarı'nı, Valilik Meydanı'nı ve Valiliğimizi aslına uygun bir şekilde inşa ettik.

Şehirlerimizin kalbi çarşıları bulunduğu yere özgü, yine ecdadın bize emanetlerine, depremzede kardeşlerimizin bize olan emanetine sımsıkı bağlı kalmak suretiyle o bizim özümüze uygun bir anlayışla inşa ederek esnafımıza yeni ekmek kapıları sunduk.Tabii A'dan Z'ye topyekûn bir şehircilik vizyonuyla hareket ettik.

Şunu da açıkça ifade edeyim; 3 yıl önce gördüğümüz tablo insanı emin olun çaresizliğe sürükleyecek kadar ağırdı.

Bugün gördüğümüz tablo ise şunu gösteriyor: Eğer kararlı bir devlet aklı varsa, eğer milletine güvenen bir liderlik varsa en büyük yıkımlar bile yeniden hayata çevrilebilir.

Biz hep birlikte bunu başardık.

Biz zoru başardık.

Devletiyle, milletiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kadar güçlü bir devlet olduğunu tüm cihana bir kez daha kanıtladık.Onun için, 3 gün önce Osmaniye'mizde gerçekten o mutluluğu görmeliydiniz.

Cumhurbaşkanımız ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanımız Sayın Doktor Devlet Bahçeli ile, yine Cumhur İttifakı liderlerimizle bir taraftan şehitlerimizi anarken, hep birlikte "Türkiye'min gücüne bak" dedik.

Çünkü bu güç sadece beton ve demirden ibaret değil.

Bu güç inançtır, kararlılıktır, dayanışmadır, istişaredir, millet-devlet birlikteliğidir.

En zor günlerde bile geri çekilmeyen bir iradenin adıdır.

Bu manzaradan bakan herkes, ister bu topraklardan olsun isterse dünyanın öbür ucundan gelsin aynı gerçeği görüyor: Türkiye en zor gününde bile ayağa kalkmayı bilen bir ülkedir.Değerli dostlar, asrın felaketi sonrası asrın inşa sürecinde de birçok zorlukla karşılaştık.

Kıymetli Başkanım açıkladılar; dezenformasyonla mücadele etmekten, yine oradaki yalanlarla, iftiralarla bir taraftan mücadele ettik.

Ama belki de bizi en çok yoran dezenformasyonlar oldu.

Daha ilk gün, ilk saatlerde biz insanımıza, işte buradaki gönüllü kardeşlerimizle, AFAD'ımızla, Kızılay'ımızla, arama kurtarma ekiplerimizle ulaşmaya çalışırken; tek bir canımızın daha hayatını nasıl kurtarabiliriz diye çalışırken onlar yalan haberler yaymaya başladılar.

Hükümet bu enkazın altında kalır diye ellerini ovuşturanlar, yalanlarla korku pompaladılar.Yanlış bilgiler yayarak çalışmalarımızı, oradaki emeklerimizi sabote ettiler.

Acıyı kaosa dönüştürüp toplumsal fay hatlarını harekete geçirmeye çalıştılar.

Maalesef asrın felaketi gibi doğal bir depremi; yıkılmış, dizleri üstüne çökmüş bir Türkiye felaketine, bir toplumsal felakete dönüştürmek istediler.

Bir yandan biz ekip arkadaşlarımızla birlikte gece gündüz çalışmalarımızı sürdürürken, bir yandan da İletişim Başkanlığımız ile bu yalanlara karşı mücadele ettik.Ve geldiğimiz noktada tüm bu yalanlara, iftiralara yanıtımızı dimdik ayakta duran 455 bin konutumuzla verdik.

Kolay değildi. 11 ilde çalışacaksınız, 3481 şantiyede meydanıyla, camisiyle, okuluyla, altyapısıyla, oradaki milletimize verdiğimiz sözleri tutma bakışıyla...

Her şehri kendi şartları çerçevesinde, kendi ihtiyaçları, oradaki vatandaşımızın bizden beklentileri çerçevesinde inşa etmeye gayret gösterdik.

İlgili Sitenin Haberleri