Haber Detayı

Karanlık sır: Çocuk yurdu  istihbaratın ''genelevi'' miydi?
Güncel dogruhaber.com.tr
09/02/2026 08:32 (2 saat önce)

Karanlık sır: Çocuk yurdu istihbaratın ''genelevi'' miydi?

“The Grayzone”, Kuzey İrlanda’daki Kincora Çocuk Evinin yıllarca süren cinsel istismar ağına sahne olduğunu; MI5 ve MI6’nın bu yapıyı şantaj ve kontrol amacıyla bildiği ya da örtbas ettiği iddialarını yeniden gündeme taşıdı.

“The Grayzone” platformu, Kuzey İrlanda’daki Kincora Çocuk Evinin, reşit olmayanlara yönelik yaygın bir cinsel istismar ağına ev sahipliği yaptığını; MI5 ve MI6’nın bu ağla “şantaj ve kontrol” amacıyla iş birliği yaptığına dair göstergeler bulunduğunu yazdı.

Platformda yayımlanan bir makalede, ABD Adalet Bakanlığı’nın kamuoyuna açıkladığı, cinsel suçlardan hüküm giymiş Jeffrey Epstein’a ilişkin gizliliği kaldırılmış çok sayıda belgenin, Kral III.

Charles’ın kardeşi ve Kraliçe II.

Elizabeth’in üçüncü oğlu olan Prens Andrew’u yeniden gündemin merkezine taşıdığı belirtildi.

Britanya polisinin Andrew’un geçmişteki gayriahlaki faaliyetleri ve Epstein’la bağlantılarını incelemeye aldığına dair haberlerin ardından, Britanya istihbarat servislerinin, Andrew’un reşit olmayanlarla ilgili olası eylemlerinden haberdar olup olmadığı sorusu daha yüksek sesle sorulmaya başlandı. “Britanya Kraliyet Ailesinin çocuklara yönelik tecavüz suçlarına karıştığı ilk vaka değil” “The Grayzone”, iddialar doğru çıkarsa bunun, Britanya kraliyet ailesinden bir ferdin istihbarat müdahalesi içeren bir çocuklara yönelik cinsel saldırı komplosuna karıştığı ilk olay olmayacağını yazdı.

Platforma göre, 1980’de patlak veren bir skandalda, İrlanda’daki Kincora Erkek Çocuklar Yurdunun pedofiller tarafından işletilen “gizli bir genelev” gibi kullanıldığı ortaya çıkmış; iddia edilen failler arasında Prens Andrew’un büyük amcası Lord Mountbatten da yer almıştı.

Ayrıca MI5 (iç güvenlik servisi) ve MI6’nın (dış istihbarat) Kincora’da çocuklara yönelik istismarları bildiğine, hatta yurdu “aşağılık bir istihbarat komplosunun” parçası olarak yönettiğine dair güçlü imalar bulunduğu aktarıldı.

Britanyalı ajanların, İrlanda’da yürütülen kirli ve acımasız bir savaşta içeride ve dışarıda faal olduğu; her iki servisin de yarı askeri gruplar içinde ajanlar yönettiği bir ortamda, Kincora’nın potansiyel hedefleri devşirmek ve şantajla kontrol etmek için ideal bir araç sunduğu ifade edildi.

Platforma göre resmi soruşturmalar, Britanya istihbaratının üst düzey yöneticilerinin, yurdu yöneten birçok kişiyle yakın bağları olduğuna güçlü biçimde işaret etti. “Kincora: Britanya’nın Utancı” Mayıs 2025’te, BBC muhabiri Chris Moore, “Kincora: Britanya’nın Utancı” başlıklı kapsamlı bir suç dosyası yayımladı.

Moore’un yaklaşık 45 yıla yayılan doğrudan araştırmalarına dayanan bu çalışma, Britanya’nın ana akım medyasında genel bir sessizlikle karşılandı.

Moore, Kincora’nın, Britanya’nın işgali altındaki İrlanda genelinde ve ötesinde uzanan geniş çaplı bir çocuk istismarı ağının yalnızca bir parçası olduğunu; Londra’daki istihbaratın bu ağdan yalnızca haberdar olmakla kalmayıp muhtemelen iş birliği yaptığını ikna edici biçimde savundu. 2023’te Moore, Kincora mağdurlarından Arthur Smith ile Avustralya’da görüştü.

Smith’in yurttaki kalışı kısa sürmüş olsa da, maruz kaldığı vahşetlerin ömür boyu izler bıraktığı belirtildi.

Moore, The Grayzone’a şunları söyledi: “Kincora’dan sağ kurtulan birçok kişiyle görüştükten sonra Arthur’un hikayesi bana tanıdık geldi. 11 yaşındayken Belfast’taki bir boşanma mahkemesi hakimi tarafından yurda gönderildi; yurdu yöneten pedofiller tarafından sürekli avlandı ve susması için sindirildi.” Moore, Arthur’un “yalnızca ‘Dicky’ adıyla tanıdığı bir kişi tarafından defalarca ve vahşice istismar edildiğini” vurguladı.

Ağustos 1979’da, Smith Kincora’dan kaçtıktan iki yıl sonra, “Dicky”nin gerçek kimliğinin Louis Francis Albert Victor Nicholas Mountbatten olduğu ortaya çıktı; Mountbatten, kraliyet ailesinin bir üyesi ve Kraliçe Elizabeth’in kuzeniydi.

Mountbatten kısa süre önce, İrlanda kıyılarında balıkçı teknesine düzenlenen IRA bombalı saldırısında öldürülmüştü.

Platforma göre Britanya hükümeti suçlarını gizlemeye çalışsa da, Mountbatten’in çocuklara yönelik saplantısı, Britanya ve ABD istihbaratı tarafından on yıllardır biliniyordu.

Platform, II.

Dünya Savaşı’nın başlarında FBI’ın Mountbatten’i “eşcinsel ve küçük erkek çocuklara yönelik sapkın bir eğilimi olan” biri olarak kayda aldığını; tarihçi Andrew Lownie’nin bu dosyayı tespit ettiğini aktardı.

Lownie başka dosyaları talep ettiğinde, ABD makamları dosyaların imha edildiğini bildirdi.

Lownie’ye göre FBI’dan bir yetkili, imhanın Lownie talepte bulunduktan sonra gerçekleştiğini söyledi; bu da dosyaların Britanya hükümetinin talebiyle yok edilmiş olabileceğine işaret ediyor. “Kincora” komplosunun çözülüşünün başlangıcı The Grayzone’a göre, Kincora 1958’de açıldıktan aylar sonra, çocuklar çevrelerindeki yetişkinlere rutin cinsel saldırılara uğradıklarını bildirmeye başladı.

Sonraki on yıllar boyunca polis, tecavüz ve kötü muamele ihbarları üzerine yurdu defalarca ziyaret etti; ancak tekrarlanan soruşturmalara rağmen şikayetler defalarca reddedildi.

Moore, polis ihmalini, Kincora yöneticisi Joe Mains’in “ustaca manipülasyonu”na bağladı; Mains, memurları, suçlanan çocukların personelden gördüklerini düşündükleri muamelelere intikam için yalan söylediğine ikna etmişti. 1971’de, Kraliyete bağlılığıyla bilinen William McGrath yurdun başına geçtiğinde, ihbarlar keskin biçimde arttı.

Günlük yaşam üzerinde doğrudan denetim kuran McGrath, işgal altındaki İrlanda’da çok geniş bir ilişki ağına sahipti; önde gelen birlikçi siyasetçiler ve Protestan yarı askeri gruplarla derin bağları vardı.

Platforma göre McGrath fiili bir dokunulmazlığa sahipti; ayrıca Britanya ordusunun gizlice yönettiği, fiilen bir istihbarat operasyonu olan silahlı Masonik birlikçi “Tara” örgütünün de başındaydı.

McGrath, meslektaşlarıyla konuşmalarında Britanya istihbaratıyla çalıştığını ve bu nedenle Londra’ya düzenli seyahatler yaptığını övünerek anlatıyordu.

Platforma göre bir polis kaynağı, MI6’nın McGrath’la 1950’lerin sonlarından beri ilgilendiğini; o tarihten sonra yaptıklarının tamamının istihbarat tarafından bilindiğini Moore’a doğruladı.

Bu nedenle aktivistlerin, Kincora’nın pedofili suçları işleyen birlikçileri şantaj ve kontrol için kullanıldığına inanması şaşırtıcı değil.

Kincora’daki korkunç istismarlar, Ocak 1980’de Irish Times’ın yayımladığı bir haberle nihayet açığa çıktı; haber, tecrübeli müfettiş George Caskey’in yönettiği bir polis soruşturmasına yol açtı.

Moore’a göre Caskey, üç gün içinde Kincora yönetiminin büyük olasılıkla suçlu olduğu sonucuna vardı.

Aralık 1981’de, Mains, McGrath, üst düzey çalışan Raymond Semple ve iki başka devlet yurdunda çocuklara saldırdığı kanıtlanan üç kişi nihayet yargılandı; yalnızca McGrath suçsuz olduğunu iddia etti.

O dönemde duruşmayı izleyen Moore, McGrath’ın ifadesinin “Pandora’nın kutusunu açacağı”, Kincora gerçeğini ve Britanya hükümetiyle birlikçiler arasındaki rahatsız edici ittifakı ortaya dökeceği beklentisinin yaygın olduğunu aktardı.

Platforma göre McGrath’ın avukatı son anda herkesi şoke eden bir açıklama yaptı; Müvekkili suçunu kabul ediyordu.

Bu değişiklik, tanıklık yapmaya hazır 30’dan fazla Kincora mağdurunun bulunduğu salonda hayal kırıklığına yol açtı.

Altı sanığın tamamı Belfast’taki üç çocuk yurdunda erkek çocuklara cinsel saldırıdan mahkum edilse de, nispeten hafif cezalar öfke oluşturdu.

Sonuçta Mains 6 yıl, Semple 5 yıl, McGrath ise yalnızca 4 yıl hapis cezası aldı. “Lost Boys”: Belfast’ta çocukların gizemli kayboluşunun dehşet verici hikayesi The Grayzone, 2020’de, 1980–1983 dönemindeki Kincora soruşturmalarına ait geniş polis kayıtlarının, soruşturma kurulurken “manidar biçimde” imha edildiğinin ortaya çıktığını yazdı.

Ayakta kalan dosyalar, HIA’nın, MI5/MI6’nın Kincora’daki pedofili istismarlarına fiilen karıştığını gösteren çok sayıda bilgi aldığını; ancak bunları sürekli küçümsediğini ortaya koyuyor.

Nisan 2021’de BBC, Kuzey İrlanda’nın yakın tarihine dair yeni belgesellerden oluşan bir sezon duyurdu.

Programlar arasında, “Lost Boys (Kayıp Çocuklar)” adlı film de vardı; film, “Sorunlar” döneminde Belfast’ta birçok çocuğun gizemli biçimde kaybolmasını anlatıyordu.

Belgesel, bu vakaların Kincora’daki pedofili istismarlarıyla bağlantılı olduğu sonucuna vardı ve soruşturmalarının Britanya istihbaratı tarafından sistematik biçimde sabote edildiğini düşünen çok sayıda eski polisle röportajlar içeriyordu.

Yayın arifesinde “Lost Boys” yayından çekildi.

Haberlere göre BBC yöneticileri, özellikle MI5’in örtbas rolüne dair kanıtlar nedeniyle içerikten şoke oldu.

Filmde danışmanlık yapan Moore, The Grayzone’a, Britanya istihbaratının yapımcı AlleyCats’e büyük ilgi gösterdiğine dair güçlü işaretler bulunduğunu; kurgu ekibinden birinin evinin soyulduğunu, başka bir AlleyCats üyesinin ise zorla girilme şüphesi yaşadığını, ancak bunu kesinleştiremediğini söyledi.

Britanya istihbaratı hükümeti Kincora dosyalarını gömmeye ikna etti Moore, Kincora’yı inceledikten sonra MI5 ve polisteki müttefiklerinin, “gerçek, hukuk ve demokrasiye çok az hatta hiçsaygı duymadan istediklerini yapabileceklerine inandıklarını” belirtiyor.

Moore’a göre istihbarat, hükümeti Kincora dosyalarını 2065 ve 2085’e kadar gizlemeye bir şekilde ikna etti.

Araştırmacı gazeteci ayrıca, birlikçi yarı askeri grupların—MI5/MI6 tarafından himaye edilen, cinayet dahil suçlara karışmış yapılarınfaaliyetlerini inceleyen gazetecilerle yaptığı özel iletişimlerin yoğun biçimde izlendiğini öğrendiğini aktardı.

Moore sözlerini şöyle bitirdi: “Britanya devleti, Kuzey İrlanda’da gerçeği ortaya çıkarmaya çalışan insanları yıllardır hukuka aykırı biçimde gözetledi; buna ‘savunma operasyonu’ diyorlar.

Üst düzey yerel polis şefleri, on yıl boyunca 320 gazeteci ve 500 avukata karşı gözetleme taktiklerinin kullanıldığını kabul etti; ben de dahil.

Telefonum, hükümet tarafından finanse edilen birlikçi katilleri araştırdığım için izlendi.

Bu işlere bakan birçok polis gibi, yetkililerin ceza soruşturmalarını nasıl akamete uğrattığını çok iyi biliyorum.”

İlgili Sitenin Haberleri