Haber Detayı

Bir kova balığı denize döktü… ‘Veganlık bu mu?’ tartışması başladı
Yazarlar hurriyet.com.tr
09/02/2026 06:11 (5 saat önce)

Bir kova balığı denize döktü… ‘Veganlık bu mu?’ tartışması başladı

Bazen bir market dolabındaki sütleri yere boca ederken, bazen bir kasabın vitrinine- mezarlıktaki bir tanıdığı ziyaret eder gibi- çiçek bırakırken, bazen bir müze bazen de ellerinde pankartlarla meydanlarda çıkıyorlar karşımıza. Çok sık olmasa da Türkiye’de de vegan aktivistlerin ‘sıra dışı’ eylemlerine şahit oluyoruz. Onlardan biri sosyal medyada çok konuşuldu. Olay şu; Galata Köprüsü üstünde, sabahın kör karanlığından akşama kadar balık tutan ve geçimini bununla sağlayan 65 yaşındaki Ahmet Gökçebay’ın, içinde 2,5 kilo istavrit olan kovasını, vegan genç bir kadın “Hayvanları yemeyin” çağrısı ile denize döktü. Ardından, “Nedir bu veganlık?”, “Kim verdi onlara bu hakkı?” minvalinde tartışmalar başladı. Ben de sordum.

SERT VEGAN EYLEMLER DÜNYADA DA TARTIŞMA KONUSU: ‘NE HAKLA’Tüm sosyal medyanın konuştuğu olayı kayda alan, ATV Haber Muhabiri Altay Altuğ.

Hava durumu ile alakalı canlı yayına gittiği Galata Köprüsü’nde kameramanı ile şahit olmuşlar yaşananlara.Altuğ, balık dolu kovayı denize döken genç kadına soruyor: “Doğru bir yaklaşım mı bu?” Adını bilmediğimiz aktivist ise “Gayet doğru.

O, balıkların hayatına müdahale ediyordu” yanıtını veriyor ve ekliyor: “Hayvanları yemeyin.

Alternatif üretin.”Balıkçı Ahmet Gökçebay ise saatlerce soğukta beklediği ve büyük emek verdiğini söyleyerek soruyor: “Balıklarımı ne hakla denize atarsın?” Aslında dünyada sert eylemler sebebiyle aynı soruyu tartışıyor: “Ne hakla?” İklim aktivistleri Paris, Louvre Müzesi’ndeki Mona Lisa tablosuna, “Sanat mı yoksa sağlıklı yaşam hakkı mı?” diyerek çorba fırlatmıştı.İngiltere Kralı 3.

Charles›ın Londra’da Philip Mould Galerisi’nde sergilenen ilk resmi portresi de “Peynir yeme!

Hayvanlara yapılan zulme bak” yazılı bir çıkartma ile saldırıya uğradı.Bu kadar agresif olmasa da Türkiye’de de benzer eylemler oluyor.

İzmir’de 2 vegan genç, bir zincir marketin kasap reyonu önünde, “Vegan ol!

Yaşamdan yana ol” pankartı açmıştı.İstanbul, Galatasaray Meydanı’nda hayvanların yaşam hakkını savunmak isteyen bir kadın, markette etin konduğu karton tabaklara benzeyen bir kap içinde, ‘ölüm’ pozu vermişti.HAYVANLAR META DEĞİLDİR, HİSSETME VE ACI ÇEKME KAPASİTELERİ VAR “Peki nedir veganlık, ne istiyorlar, eylemlerinin motivasyonu ne” soruları ile Vegan Derneği Kurucu Başkanı Ebru Arıman’ı aradım: “Veganlık her şeyden önce etik bir duruş, hayvanları ve insanları toplumun eşit unsurları olarak gören, özgürlük ve sosyal adaletin yalnızca insan türünü değil, doğadaki tüm bireyleri kapsaması gerektiğini savunan bir anlayış” diyor, şöyle devam ediyor:“Veganlık, hayvanların insan egemenliğinde her şekilde kullanımı, sömürüsünü, özgürlüğünün kısıtlanması, acı çektirilmesi, haklarının elinden alınması ve mal gibi muamele görmesini reddeder.

Vejetaryenlikten farklı olarak, hayvanları öldürüp yemenin dışında, onları sömürü malzemesi yapacak her türlü davranıştan kaçınmaktır.

Hayvanların beden parçaları- salgılarından elde edilen ürünleri tüketmemenin yanı sıra test malzemesi olarak kullanılmalarına karşı çıkmak, hayvanlı gösterilere gitmemek, hayvanların ‘malzeme’ edildiği hiçbir ürünü satın almamak/kullanmamak gibi örnekler verebilirim.”ADALET DUYGUSU TEMELDİR“Bunun temelinde ise geniş bir adalet duygusu ve empati olgusu var.

Onlar da mutlak saygı duyulması gereken ahlaki önem ve öznel varoluşa sahiptirler.

İnsanlar gibi işkence görmeme, tecrit edilmeme, hapsedilmeme, deneye tabi tutulmama, zorla ailesinden koparılmama, sömürülmeme ve öldürülmeme hakkına sahip münferit varlıklardır.”“Fakat bugüne dek, ‘ilkel bilinç’ seviyesinde sınıflandırılan inek, koyun, balık gibi birçok hayvan, öldürülmesi normal canlılar olarak görüldüler.

Ancak son 20 yılda yapılan çalışmalar gösterdi ki balıklar da dahil birçok hayvanın hissedebilme, acı çekme kapasiteleri var.

Bilinçli/ hissedebilir canlılar ise birer meta değil, benliktir.

Bu da ‘ihlal edilemez’ hakları olması gerektiğini gösterir.”VEGANLIĞA BAKIŞ ANCAK BİLGİ İLE DEĞİŞİRToplumun veganlığa bakışının ana akım ya da sosyal medya eliyle yaygınlaştırılan ‘çarpıtılmış’ tekil görüntüler ya da gerçekliği şüpheli sert karşılaşmalar üzerinden değil; medyanın kamuoyuyla doğru bilgiyi paylaşması, kamunun bu konuda politikalar geliştirmesi ve bilgiye dayalı, kapsayıcı, uzun tartışmalarla mümkün olduğunun da değinen Arıman, “Hayvanların yaşamlarının, gıda sistemlerinin nasıl işlediğinin ve bu sistemlerin hem insanlar hem gezegenimiz üzerinde ne tür etkileri olduğunun daha görünür olmaya ihtiyacı var” diyor.

DOĞANIN DÖNGÜSÜ BÖYLE BÜYÜK BALIK KÜÇÜĞÜNÜ YERPeki ya sert eylemler?

Vegan arkadaşlarım ve sektör temsilcilerine sordum.Vegan, Duygu Kırbaş: “Yaşam hakkı savunurken başkasının da hakları olduğu unutulmasın.

O balıklar o beyefendinin belki de tek ve son şansıydı evine ekmek götürmek için.

Niyetin iyi olduğundan hiç şüphem yok ancak sanat eserlerine saldırarak çevre ya da hayvan haklarına dikkat çekmek de vandallık bence.”Vegan Kerem Can Yılmaz: “Arkadaşlarımda dışarı çıktığımda, aynı masada et yiyen de oluyor.

Annem neredeyse etsiz yemek pişirmez.

E, veganım diye küseyim mi, yediklerini ya da pişirdiklerini çöpe mi dökeyim?

Böyle dikkat çekilmez, saldırarak ancak veganlığa karşı yanlış bir bakış açısı oluşturulur.”Bunun adın ‘Vegan terörüdür’Balıkçı Kenan Balcı: “Ne kadar zordur balık tutmak bilir misin?

Hele de oltayla.

Sabır ister.

Sonra biri geliyor ve tüm emeğini çöpe atıyor.

E, balıkları kurtarmış mı oldun?

Büyük balık küçük balığı yemiyor mu?

Doğanın döngüsü böyle.”Şef, restoran zinciri sahibi Tahir Tekin Öztan: “Bizim et yemeyene saygımız var ama onların bize yok!

Doğanın bir döngüsü ve insanın da proteine ihtiyacı var.

Balık, koyun, kuzu...

Bunlar biz yiyelim diye var.

Kaldı ki bitki de canlı değil mi?

Neden yiyorlar o zaman.

Bu işi eyleme dökmek vegan terörüdür.

İlgili Sitenin Haberleri